Şimdiki Ramazan: Ne değişti?

04:0027/02/2026, Cuma
G: 27/02/2026, Cuma
Ersin Çelik

Kiminle konuşsam şu yorum yapılıyor: “Bu Ramazan bir başka yaşanıyor.” Çocukların etkinlikleri, okul bahçelerinden yükselen ilahiler, ev ve iş yerlerinin süslenmesi, sosyal medyadaki içerik hareketliliği bir yana, Ramazan’a özel hazırlanan meydanlardaki yoğunluk da önceki yıllarla kıyas kabul etmeyecek seviyede. Üstelik havalar hayli soğuk seyretmesine rağmen... Öyle ki, alışılagelmiş “sokak iftarları” bu soğukta akıldan bile geçmiyor ama insanlar meydanları boş bırakmıyor. Kendimizi bildik bileli

Kiminle konuşsam şu yorum yapılıyor:
“Bu Ramazan bir başka yaşanıyor.”
Çocukların etkinlikleri, okul bahçelerinden yükselen ilahiler, ev ve iş yerlerinin süslenmesi, sosyal medyadaki içerik hareketliliği bir yana,
Ramazan’a özel hazırlanan meydanlardaki yoğunluk da önceki yıllarla kıyas kabul etmeyecek seviyede.
Üstelik havalar hayli soğuk seyretmesine rağmen... Öyle ki, alışılagelmiş
“sokak iftarları”
bu soğukta akıldan bile geçmiyor ama insanlar meydanları boş bırakmıyor.
Kendimizi bildik bileli tekrarlanan bilindik
“Nerede o eski Ramazanlar?”
cümlesi, sanki bu yıl itibarıyla hükmünü yitirdi. Geçmişe duyulan özlemler baki kalsa da, dört bir yanı “
Şimdiki Ramazan
” heyecanı sardı.
Bir yandan da sosyal medyadaki
Ramazan etkileşimine
odaklandık. Bir ilahiye gösterilen olağanüstü ilgiyi anlamaya çalışıyoruz. Geçenlerde Instagram sayfamda
“İlahi Kırılma”
başlıklı bir yazı paylaştım. Olağanüstü bir teveccühle
8 milyon görüntülenme
aldı
.
Üzerine çok sayıda görüş beyan edildi,
Abdullah Yıldız ve Bedir Acar gibi kıymetli köşe yazarları
yazdıklarımı köşelerine taşıdı.
Binlerce yorumu tek tek okudum ve vardığım sonuç şu oldu:
“Kabe’de hacılar hu der Allah” ilahisi, mevcut kültürel hegemonyayı derinden sarstı ve savunmaya geçirdi.
Ancak sosyal medya tek başına ölçü olmamalı. Sokağa inmek, kalabalığın içine karışmak da gerek.
Bilindik, Ramazan etkinliklerine ev sahipliği yapan Sultanahmet, Fatih ve Üsküdar dışındaki meydanlarda da inanılmaz bir yoğunluk var. Önceki akşam Esenler’e gittim. Sosyal medyada,
“İstiklal Caddesi değil Esenler”
paylaşımlarını ve kalabalığı görmüşsünüzdür. Dörtyol Meydanı’na adım attığım anda kendimi, incelikle inşa edilmiş bir etkinlik alanında buldum. Caddede, boydan boya uzanan aydınlatmalar, ışık tünelleri ve “Hoş geldin Şehr-i Ramazan” süslemeleri...
Biraz ilerleyince meydanda bir sosyal mühensislik yapıldığı görülüyor.
“Anadolu Sokağı”
kurulmuş ve 27 hemşehri derneği her akşam burada etkinlikler düzenliyor. Kars’tan Tokat’a, Sinop’tan Rize’ye uzanan canlı bir memleket haritası adeta... Ramazan Çarşısı, Tatlı Sokağı, çocuk ve yetişkin programlarının yapıldığı devasa çadırlar, Hacivat-Karagöz gösterileri, Kur’ân-ı Kerim tilavetleri ve bilgi yarışmalarıyla Dörtyol’un her köşesinde bir Ramazan hareketliliği var.
Vardığımda meydandaki camide kılınan teravih yeni bitiyordu. Liseden sınıf ve yurt arkadaşım Mustafa Kartal’dan, Ramazan’ın ilk beş gününde yaklaşık
2 milyon ziyaretçinin
geldiği bilgisini aldım. Açıkçası abartı bir rakam oldığunu düşündüm. Teravihten sonra soğuk ve sağanak yağmura rağmen insanların meydana aktığını görünce ikna oldum ama.
Akabinde
Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu
ile buluştuk. Her akşam mutlaka geliyormuş. Alanı gezerken sohbet etmekte bir hayli zorlandık. “Zorlandık” diyorum çünkü vatandaşların, özellikle de çocukların ilgisinden, ilerlemek neredeyse imkansızdı. Çocuklar gelip sarılıyor, fotoğraf çektiriyor, bir önceki karşılaşmalarını hatırlatıyorlardı. Bu arada yağmur yağıyordu. Yetişkinlerin ilgisi nezakettendir ama
çocukların ilgisi samimidir. İçtendir.
Başkan Göksu’ya
“Ne yaptınız da çocuklar sizi bu kadar seviyorlar?”
diye sordum, küçüklerden fırsat buldukça şunları söyledi:
“Gençlerle iletişimimiz yüzde 90 oranında ismen tanımaya dayalı. Bütün mesele ne biliyor musun?
Kendi çocuğuma sarılırken hangi hissi duyuyorsam, bu çocuklara sarılırken de aynısını duyuyorum.”

Başkan Göksu, bu sene Esenler’de, Ramazan’ı mahalle ölçeğinden çıkarıp şehir ölçeğine taşımak için özel çalıştıklarını söyledi. Bir kilometre boyunca uzanan bu aydınlatma yapmışlar.

Fakat Ramazan’ı sadece caddeleri süsleyerek ya da kurumsal programlar yaparak yaşatamazsınız. Yıllardır kamusal alanların donatıldığı sembolleri tartıştık. Yılbaşı ışıkları, Noel bezenmeleri, küresel tüketim kampanyaları, absürt bayramlar… Ramazan iklimi ise bu yıl gelip üzerlerini örttü.

“Ne değişti?”
sorusunu, aynı zamanda Türkiye’nin en eski saha araştırmacılarından olan Başkan Göksu’ya sordum. Tam dernekler çadırına girecektik. Şemsiyenin altında konuştuk. Dikkat çekici bir yorumda bulundu:
“Vicdan değişti. Müslümanlar artık kendilerinden utanıyorlar. Dünyanın kötülükleri karşısında çaresiz kalındı ve dinimizi yaşamamız gerektiğini gördük. Bunun nedeni aslında Gazze. Tüm insanlığa istikamet verdi, Müslümanları da kendine getirdi.”
Bu görüşü ben de savunuyorum. Dahası,
Batı’da Epstein adasında yaşanan pislikler
, ülkemizde sayısız ekran yüzüne yönelik uyuşturucu ve fuhuş operasyonları da insanları aşırı tedirgin etti. Çocukların açık hedef olunduğu anlaşıldı. Gelinen anşamada:
Allah’ın ipine sarılmaktan başka da seçenek kalmadı.
Esenler’de meydandaki vatandaşlara da sordum. İki evladıyla gelen bir anne, “Ramazan’ı hissederek yaşamak istiyoruz. Çocuklar çok mutlular.
‘Anne Ramazan’a gidelim’
diyorlar. İkinci gelişimiz” dedi.
Delikanlılardan biri, “Abi, iftarı yapar yapmaz arkadaşlarla Dörtyol’a çıkıyoruz. Geç vakte kadar buradayız.
Ailelerimiz de Ramazan diye izin veriyor”
dedi akabinde de ben sormadan, “Dün 8 arkadaş teravihe gittik” diye ekledi.
Sosyal medyadan da sokaktan da edindiğim netice şudur:
Eski Ramazanları aramayı bıraktık.
Şehrin ortasında, yetişkinlerin heyecanı ve
çocukların hafızasında ‘Şimdiki Ramazan’ı yaşıyoruz.
Ersin Çelik, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu.
#Ramazan
#Toplum
#Tevfik Göksu
#Ersin Çelik