Yazarlar Prens Sabahattin"in görüşleri

Prens Sabahattin"in görüşleri

Hüseyin Durukan
Hüseyin Durukan Gazete Yazarı
1983''ten sonra Anavatan Partisi''nin iktidar olmasıyla Turgut Özal hükümetlerinin anahtar kelimelerinden birkaçı transformasyon, değişim, özel teşebbüs, adem-i merkeziyet vs. kavramlardı. Dönemin gazete ve dergilerinde bu doğrultuda yoğun tartışmalar olmuştur. Yeni Gündem dergisinin adem-i merkeziyet tartışmasının birkaç sayı sürdüğünü hatırlıyorum.

Dr. Ahmet Zeki İzgöer tarafından hazırlanan Prens Sabahattin''in orijinal düşüncelerinin toplandığı Görüşlerim (Buruc Yayınları, Kasım 1999) kitabı yayımlandı. Burada yazarın "teşebbüs-i şahsî", "tevsi-i mezuniyet", "adem-i merkeziyet", "İttihat ve Terakki" hakkındaki doğrudan ve içeriden görüşlerini öğreniyoruz.

Prens Sabahattin bilindiği gibi Sultan Abdülmecid''in kızı Seniha Sultan''ın oğlu olup, baba tarafından Halil Rifat Paşa''nın torunu ve Mahmut Celaleddin Paşa''nın oğludur. Küçük yaşından itibaren ailesi tarafından eğitimine çok önem verilmiş ve çok yönlü yetiştirilmiştir. 19. yüzyılın sonunda babası ile Avrupa''ya kaçan Prens Sabahattin, Paris''te arkadaşları ile birlikte Osmanlı devletini korumak ve vatandaşlarının selametini temin etmek düşüncesi ile "Teşebbüs-i Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti"ni kurmuştur. İkinci Meşrutiyet''e kadar bu fikrini teorik yönden güçlendiren Prens, 1908''den sonra yurda dönmüştür. Dönüşünden sonra karşısında düşüncelerine ayak bağı olarak İttihat ve Terakki''yi bulmuş ve Hüseyin Cahit''le aralarında sert tartışmalar olmuştur.

Yüzyıl önce tartışılan ve Özal''ın toslayarak gedik açamadığı bürokrasi zırhında ancak birkaç çentik bıraktığı "adem-i merkeziyet" kavramı Prens Sabahattin''le adeta özdeşleşmiştir. Adem-i merkeziyet, aslında Osmanlı''nın yıkılmaya yüz tuttuğu son üçyüz yılına getirilmiş bir eleştiridir. Reâyânın ezilmesine sebep olan eşrâf ve âyânın yok edilmesine yöneliktir. Bu zümre, başlangıçta reâyânın devlet ile olan ilişkilerinde bir önder veya bir temsilci fonksiyonu görürken, sonradan halkın asıl yöneticisi durumuna geçmişler ve edindikleri sosyal ve siyasi statülerini kuşaktan kuşağa aktarmışlardır.

Prens Sabahattin''e göre herşeyi devletten bekleyen Omanlı toplumunun gelişebilmesi için ferdiyetçi bir yapıya geçilmesi zorunlu idi. Adem-i merkeziyetçilik, ferdiyetçi yapıya geçilirken devlet düzeninin yenilenmesinde temel ilke olacaktı. Ona göre biz, çocukluğumuzdan beri aldığımız terbiye sonucu kazanmadan yaşamak, çalışmadan zenginleşmek istiyor, hükümet memurluğuna göz dikiyoruz. Amirlerine karşı tapınmayı görev bilen memurların, kendilerinden seviye bakımından daha düşük olanlarından ilk bekleyecekleri iş de kendilerine tapınılmak olacaktır. İşte böylece büyük küçük bütün devlet adamları -istisnaları hariç- koltuk değneği ile yürür ahlak düşkünlerinden toplanıyor.

Prens Sabahattin''in eleştirileri bugün de geçerli yüzyılların hastalığı değil mi? Ona göre yeni yetişecek burjuva sınıfının teşebbüsçülüğünü engellemeyecek bir yönetim biçimi, ancak İngiliz ve Amerikan örneğine uygun bir adem-i merkeziyet modeli olabilirdi. Buna göre, yapılması düşünülen ıslahat hareketleri bütün tebaayı kapsayacak, adem-i merkeziyet uygulanacak, seçimle gelecek belediye meclisi üyeleri mahallî idarede söz sahibi olacak, vilayet meclislerinde azınlıklar nüfusları oranında temsil edilecek, Osmanlı tebaası arasında imtiyazlı hiçbir grup bulunmayacak, jandarma teşkilatında her azınlık nüfusu oranıda yer alacak, yalnız vali, mutasarrıf, defterdar, mahkeme reisleri merkezi idare tarafından tayin edilecekti.

Prens Sabahattin''in görüşleri tabii ki eleştirilmiştir. En köklü eleştiri Hüseyin Cahit''ten gelmiştir. İttihat ve Terakki yazarına göre adem-i merkeziyet demek, Midilli''nin, Sakız''ın ve diğer adaların teker teker Girit olması, Yunan avucuna düşmesi demektir.

Prens''in bu eleştiriye verdiği cevap yine kendi görüşleridir: Eğer Akdeniz adalarında Yunan avucuna düşmek için bir hazırlık varsa, onu engelleyecek merkeziyet usulü değil, askerî kuvvettir. Askerî kuvvet ise millî servetle artar. Millî serveti arttıracak şey teşübüs-i şahsî, teşebbüs-i şahsiyi kolaylaştıracak idare tarzı ise adem-i merkeziyettir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.