Türkiye'nin hemen bütün
Birileri bu zaaf alanlarını daraltmaya, elinden geldiğince düzeltmeye çalıştıkça sizler onlara savaş açtınız. Birileri bu ülkeyi
Onların elini zayıflattınız, onlara
Bütün
Türkiye'yi hedef alan,
Tıpkı
Bu, belki
İstilayı acımasızca sürdürenlerle birlikte hareket ettiniz.
Çünkü bölgenin yönetilmesi ancak bu tür rejimler üstünden sağlanabiliyordu. Aynı şeyi Türkiye'de defalarca denediler. Siz de her denemede onların yanında oldunuz.
Öyle de oldu. Bütün örgütler birleştirildi. Siyasi partiler için oluşturulan
Terör örgütleriyle
Türkiye güneyden çevreleniyordu. Sınırları kontrol altına alınıyor, sınırın hemen sonrası Türkiye karşıtı cepheye dönüştürülüyordu. Yüzlerce kilometrelik cepheler inşa edildi. Onlar
PKK saldırıları, diğer örgütlerin saldırıları, medya kampanyaları, örgütlere verilen açık destek.. Yeni bir durumdu ve
Çözüm sürecine karşı
Bunlar da önceleri şeytanlaştırdıkları PKK'yı şimdi kahramanlaştırıyorlar. Anadolu insanlarının kanı üzerinden siyasi hesaplar güdüyorlar.
Türkiye çok kötülükler gördü. Ama bu kadar çirkinini görmedi. Çeteleşen ve devlet iktidarını ele geçirmeye çalışan bir grup açıkça terörü yönetiyor,
Bizler, Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana çok büyük
Öyleyse geriye tek bir yol kalıyor:
PKK ile mücadelenin aynısını bu iç işgalcilere karşı yapmak bu ülke için bir
zaaf
alanlarını istismar ettiniz. Etnik
farklılıkları, mezhep
kimliklerini, sosyal huzursuzlukları, siyasi
memnuniyetsizlikleri çatışma alanlarına döndürdünüz. Birileri bu zaaf alanlarını daraltmaya, elinden geldiğince düzeltmeye çalıştıkça sizler onlara savaş açtınız. Birileri bu ülkeyi
ortak vatan
yapmaya çalıştıkça, ortak millet şuuru
işledikçe siz daha da parçalamak için akıl almaz çirkinlikler sergilediniz. Onların elini zayıflattınız, onlara
tuzaklar kurdunuz
, onları itibarsızlaştırmak
istediniz, onlara karşı küstahça
saldırılar organize ettiniz. Onları tasfiye etmek, yok etmek, gerekirse darağaçlarında sallandırmak
istediniz. İçeride ve dışarıdaki ortaklarınızla bu ülkeyi Milli Mücadele dönemini andıran bir savunma hattına
çekilmeye zorladınız.Hiç bitmeyen ihanet geleneğiniz
Bütün
kötülük
duygularınızla, ülkenin ortak iyiliğine karşı ortak bir cephe
kurdunuz. Düşünsel saplantılarınızla
, çıkar hırslarınızla, siyasi körlüğünüzle, bu ülkeye duyduğunuz nefretle
, bu millete karşı beslediğiniz küçümsemeyle
başka ülkelere duyduğunuz hayranlıkla, yüz elli yıldır devam eden ve hiç bitmeyen ihanet geleneğinizle
yeni ihanet halkaları eklediniz.Birinci Dünya Savaşı
'ndan bu yana, bütün coğrafyadan çıkarılıp Anadolu'ya hapsedildikten
sonra ölümüne sarıldığımız bu toprakları, Anadolu'yu bir hapishaneye
çevirdiniz. Yüz yıldır devam eden vesayete yönelik ilk başkaldırıya, ilk meydan okumaya, ilk özgürleşme mücadelesine karşı sizi savaşa, cepheye sürenlerin
talimatlarını harfiyen yerine getirdiniz. Tehlike çok yakındı, PKK'dan çok büyüktü
Türkiye'yi hedef alan,
kırk yıllık terör ve etnik ayrıştırma projelerini boşa çıkarmaya dönük çözüm girişimlerine karşı durdunuz.
Sulandırdınız, dalga geçtiniz ve sonunda boşa çıkardınız. Çözüm için kendini ortaya koyanları, siyasi geleceğini ortaya koyanları vatan hainliği
ile suçladınız. “Ülkeyi PKK'ya peşkeş çekti"
dediniz. “Vatanı bölüyor"
dediniz. Oysa Selçuklu'dan beri devam eden kardeşlik geleneğini diriltmek
isteyenlerin bu ülkenin tamamıyla birlikte yüceltmeye çalıştıkları bir ortak hayal
vardı. Coğrafya dağılıyordu, ülkeler parçalanıyordu, şehir savaşları yayılıyordu,
yüzlerce yıldır komşu olanlar, akraba olanlar birbirini boğazlıyordu.
Bir uğursuz rüzgar
coğrafyamızı silip süpürüyordu. Tehlike çok yakındı. Tehlike PKK ve Kürt meselesinden çok daha büyüktü.
Bir yüzyılı daha kaybedecektik. Tarihin en uzun istilasına direnmek
Rüzgarı tersine çevirmek
en büyük mücadeleydi, tek yoldu. Başka hiçbir çözüm yoktu. Bunu başarmak sadece Türkiye'yi değil coğrafyayı da kurtarmaktı. Bunu başarmak Atlantik kıyılarından Pasifik Okyanusu'na uzanan yeryüzünün Müslüman Orta Kuşağı'na yönelik kabus senaryosunu tarihe gömmekti,
yepyeni bir umut ışığı yakmaktı, parçalanan ve parçalanmanın eşiğine gelen ülkelere ilham kaynağı olmaktı.Tıpkı
Haçlı Savaşları
sonrasında olduğu gibi, tıpkı Moğol istilası sonrasında olduğu gibi Birinci Dünya Savaşı sonrası, o “Üçüncü şok dalgası"
sonrası neden bir kez daha mümkün olmasındı. Bu topraklar, Anadolu derinliği neden milletlerin, ülkelerin, coğrafyanın önüne yeni bir yol haritası
sunmasındı. Buna gücü vardı, imkanı vardı, tarihi ve siyasi birikimi, tecrübesi vardı. Bu, belki
yüz elli yıldır
durmaksızın devam eden, coğrafyamızı liflerine ayıran
, milletleri birbirine yabancılaştıran, aynı sokakta yaşayanları acımasız düşmanlara dönüştüren tarihin en büyük ve en uzun süreli istila projesine
karşı coğrafyanın keşfettiği en büyük kurtuluş mücadelesiydi.
Türkiye'yi durdurmak için bu millete kurşun sıktınız
İstilayı acımasızca sürdürenlerle birlikte hareket ettiniz.
Onların cephesinde yer aldınız. Onlarla birlikte bu ülkeye, bu büyük projenin mensuplarına yıkıcı saldırılar başlattınız.
Size göre vesayet devam etmeliydi. Yeni monarşiler
, yeni zorba yönetimler, Baasçı
ideolojiler, Sisi tarzı askeri yönetimler
devam etmeliydi. Çünkü bölgenin yönetilmesi ancak bu tür rejimler üstünden sağlanabiliyordu. Aynı şeyi Türkiye'de defalarca denediler. Siz de her denemede onların yanında oldunuz.
Onların silahını kendi ülkenize doğrulttunuz, ülkenin ve milletin geleceğini kurşun yağmuruna tuttunuz,
başınız sıkışınca da onlara sığındınız. Proje büyüktü.
Türkiye kendi iç barışını
sağlayamazdı. Sağlarsa coğrafyaya yeni bir umut olurdu. Türkiye direnirse, dirilirse coğrafya direnir, dirilirdi. Yeni bir tarih başlardı.
Hiçbir şey eskisi gibi olmazdı. Yüz elli yıllık düzen bozulurdu. Buna izin verilemezdi. Terör ve ayrıştırma yeniden başlatılmalı, Türkiye'nin yüz yıllık vesayetin defterini dürmesinin
önüne geçilmeliydi. Entelektüel terör PKK'dan tehlikeli
Öyle de oldu. Bütün örgütler birleştirildi. Siyasi partiler için oluşturulan
“Çatı" bu sefer terör örgütleri için biçimlendirildi.
Etnik ve dini/mezhep kimliği üzerinden biçimlendirilen örgütler ortak hareket eder oldu. Çatışma dağlardan şehirlere
yönlendirildi. Terör örgütleriyle
medya
kampanyaları, entelektüel terör ortak hareket etmeye başladı. Öyle ki, entelektüel terör, eskinin iktidar kurucu oligarkları tarafından seferber edildi ve terörden çok daha vahim zararlar vermeye başladı.
Çünkü bu alanda kitlelerin zihinsel savunmaları çok zordu.Türkiye güneyden çevreleniyordu. Sınırları kontrol altına alınıyor, sınırın hemen sonrası Türkiye karşıtı cepheye dönüştürülüyordu. Yüzlerce kilometrelik cepheler inşa edildi. Onlar
Türkiye-Suriye sınırının tamamını
bizi içeride boğacak bir cepheye dönüştürmek istiyordu. Dışarıdan çevreleme içeriden işgalle devam ettiriliyordu.
Türkiye saldırı altında
PKK saldırıları, diğer örgütlerin saldırıları, medya kampanyaları, örgütlere verilen açık destek.. Yeni bir durumdu ve
Türkiye saldırı altındaydı
. Ülkemiz topyekün saldırı altına alınmıştı. Kendileri terör örgütlerini yönetirken
, nasıl hareket edeceği, nasıl saldıracağı, nasıl şehir savaşları başlatacağı, nasıl silah sevkiyatları yapılacağı kendileri tarafından belirlenirken terör saldırıları üzerinden yeni bir kampanya başlatıldı. Terörü destekleyenler hükümeti terörü azdırmakla suçluyordu.
Çözüm sürecine karşı
“Ülkeyi sattınız"
yaygaraları koparanlar, terör örgütleri ile ortak bir şekilde bütün uzlaşma çabalarını boşa çıkaranlar, ülkeyi teröre boğanlar şimdi de terör üzerinden saldırı kampanyası başlattı, ülkenin savaşa sürüklendiğini, iç savaş çıkacağını
söyleyip bundan barış isteyenleri sorumlu tutar oldu.Böyle bir çirkinlik görülmedi
Nasıl bir çirkinlik, nasıl bir hainlik nasıl bir şeytanlık bu!
Bir zamanlar PKK'yı şeytanlaştıranlar şimdi onu kahramanlaştırıyordu.
ABD'nin Afgan
mücahitleri önce kahramanlaştırıp sonra şeytanlaştırması ve bu şeytanlaştırma üzerinden ülkeyi işgal etmesi
gibi. İran'a karşı ittifak yaptığı Saddam Hüseyin
'i şeytanlaştırıp bunun üzerinden Irak'ı işgal etmesi gibi. Bunlar da önceleri şeytanlaştırdıkları PKK'yı şimdi kahramanlaştırıyorlar. Anadolu insanlarının kanı üzerinden siyasi hesaplar güdüyorlar.
PKK üzerinden devleti, ülkeyi, milleti terbiye edip, istedikleri yönetimi, istedikleri siyasi ve ekonomik payı almaya çalışıyorlar. Büyük proje Türkiye'yi bitirmektir.
İşte bunlar da önlerine atılan küçücük parçalarla yetiniyor, bunun için ülkeye ve millete savaş açıyorlar.Türkiye çok kötülükler gördü. Ama bu kadar çirkinini görmedi. Çeteleşen ve devlet iktidarını ele geçirmeye çalışan bir grup açıkça terörü yönetiyor,
Anadolu evlatlarının kanı
üzerinden tarihin en büyük ihanetlerinden birini sergiliyor.Bizler, Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana çok büyük
ihanetlere
tanık olduk. Öyle acı verici olaylar yaşandı ki, bunların tarihte kaldığını
düşünüyorduk. Ama hiçbir şey eskimezmiş. Birinci Dünya Savaşı dönemindekiler kadar vahim bir ihanet
daha yaşanıyor şimdi. Türkiye büyümeye, özgürleşmeye çalışırken, içeridekiler tam tersine bu ülkeyi Suriyeleştirmek, Iraklaştırmak, Ukrayna'ya benzetmek
için ihaleler almış. PKK'nın aldığı ihale ile bu iç işgalcilerin aldığı ihale aynıdır.
Acımasız bir direniş dönemi başlayacak
Öyleyse geriye tek bir yol kalıyor:
Acımasız bir direniş…
PKK ile mücadelenin aynısını bu iç işgalcilere karşı yapmak bu ülke için bir
onur, namus meselesi
dir. Yüz yıldır devam eden büyük hesaplaşmanın karşı cephede yer alan bu iç figüranlarına karşı da bir tür milli mücadele, arınma başlatılmalıdır. Bu yerli işgalcilerin defteri dürülmeden,
onların iktidar hevesleri kırılmadan,
onların taşeronluklarına son verilmeden bu ülkenin ayakta kalması mümkün olmayacaktır. Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlike iç işgaldir.
Öyleyse en büyük mücadele iç işgale karşı başlatılmalıdır. Ve bu acımasız direniş başladığında bu ülkenin direncinin nasıl bir şey olduğunu görecekler.
