
İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru dünya iki ayrı gerçekliği aynı anda yaşıyordu. Cephelerde çatışmalar sürüyor, Japonya teslim olmayı reddediyor, Pasifik’te savaş bütün şiddetiyle devam ediyordu. Japonya’nın askeri kapasitesi hâlâ ayaktaydı; pilotları, donanması ve savunma refleksi güçlüydü. Kâğıt üzerinde bakıldığında savaşın ne zaman biteceği belirsizdi.
Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombalar, savaşın sebebi değil; sonucun ilanıydı. Japonya, bombalar düşmeden önce savaşı aslında kaybetmişti — fakat bunun farkında değildi.
Ancak bu kez karşımızda olan şey bir rekabet ya da teknoloji yarışı değildir; bu tanım meseleyi hafife almak olur. ABD ile Çin arasında fiilen yürütülen ve Avrupa’nın da ABD ekseninde konumlandığı bir Üçüncü Dünya Savaşı söz konusudur.
Bu savaş, klasik anlamda cephelerde değil; yarı iletken üretim zincirlerinde, ileri çip mimarilerinde, ihracat lisanslarında ve mikro ambargolarda yürütülmektedir.
Avrupa Birliği’nin “stratejik özerklik” ve “güvenlik” söylemi altında kurduğu kısıtlayıcı rejim ise fiilen bu cepheye eklemlenmiştir. Çin’in karşı hamleleri; yerli çip geliştirme programları, nadir toprak elementleri üzerindeki kontrolü ve kapalı teknoloji ekosistemleriyle karşı bir blok inşa etme çabası şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Bu noktada asıl soru şudur: Peki o “an” yani neticeyi belirleyecek olan nedir?
Bu yazıda, pek azımızın açık biçimde kavrayabildiği o kritik “an”ın neyi ifade ettiğini, sizler adına sadeleştirerek açıklamaya çalışacağım.
Bahsedilen an; bir yapay zekâ sisteminin, kendi kendini geliştirme döngüsünü insan müdahalesi olmadan sürdürebildiği ilk eşiktir.
Bu aşamada yapay zekâ;
Bütün bunları insandan daha hızlı, daha ucuz ve ölçeklenebilir biçimde yapar.
Ama fark şudur: Bu kez patlama yoktur. Ses yoktur. Manşet yoktur. Ama geri dönüş de yoktur.
Çünkü bu eşik aşıldıktan sonra denge tamamen bozulur.
Fark lineer biçimde değil, üstel olarak büyür. Bir taraf her adımda hızlanırken, diğerleri sadece yetişmeye çalışır.
Bu aşamadan sonra dünya ikiye ayrılır: tasarlayanlar ve kopyalayanlar.
O an yaşandığında dünya bunu hemen fark etmeyecek. Ancak birkaç yıl sonra küresel güç dengelerinin sessizce el değiştirdiği görülecektir.
Her çağ, kendisini belirleyen teknolojik sıçramayı ancak tarihsel sonuçları ortaya çıktığında anlamlandırabilir; yaşanırken olan biten ise çoğu zaman dağınık, teknik ve önemsiz sanılır.
Oysa düşünmenin asıl görevi, gürültünün içinden anlamlı olanı ayıklamaktır.
Tarihi, felsefeyi ve teknik eşiği birlikte okuyan bir bakış, yapay zekâyı yalnızca güncel bir teknoloji başlığı olarak değil; nükleer bombanın yirminci yüzyılda yaptığına benzer biçimde, dünya düzenini sessizce yeniden kurabilecek bir kırılma olarak görmeyi mümkün kılar.
Bu metin, yaşadığımız anın, geleceğin tarih kitaplarında nasıl yazılacağını bugünden teşhis etmeye çalışan böylesi bir çabanın ürünüdür.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.