
İranlı ünlü yönetmen Abbas Kiarostami bu seneki İstanbul Film Festivali''ne "Rüzgâr Bizi Sürükleyecek" adlı filmi ile katıldı.
1999 yapımı olan film aynı yıl Venedik''te Jüri Büyük Ödülü''nü kazanmıştı.
Zaten Kiarostami''nin hemen bütün filimleri batıda ödüller kazandı.
Geçen yılki festivalde gördüğümüz Kirazın Tadı da bol ödüllü bir film idi. Ondan iki yıl önceki festivalde ise Zeytin Ağaçları Altında adlı eseri gösterilmişti.
Seyirciler Kanal 7 televizyonu sayesinde Kiarostami''nin Dostun Evi Nerede (1989) ve Hayat Devam Ediyor (1992) adlı filimlerini de gördüler.
Rüzgâr Bizi Sürükleyecek, filmi adını genç yaşta trafik kazasında ölen İranlı ünlü kadın şair Furûğ''un (1934-1967) bir şiirinden alıyor. Bu arada şunu da hatırlatalım Furûğ''un "Bütün Şiirleri" Şûle Yayınları tarafından neşredildi: Fürûğ-ı Ferruhzâd (çeviren: Kutlukhan Eren, 1999). Bu çeviride şiirin adı "Rüzgâr Bizi Götürecek" şeklinde tercüme edilmiştir.
Kiarostami filimlerinde profesyonel oyuncu pek kullanmıyor. Yukarıda adlarını andığımız filimlerden "Kirazın Tadı"nın bir kısmı hariç, hepsi kırsal bölgede (köyde) çekilmiş. Köy hayatı genellikle şehirden gelmiş bir aydın kişinin gözlemleri-izlenimleri ile aktarılıyor.
Böylece yönetmenin sürekli bir köy-şehir, doğal hayat-sun''î hayat ayrımını eksen aldığı; tabiata ve doğal olana sevgi ile yaklaştığı görülüyor. Batı sinemasının sürekli sanal âleme doğru gittiği düşünülürse, Abbas Kiarostami''nin bu doğal âleme doğru yürümesi manidar görülmelidir.
Okumuş-şehirli ve aydın kişinin sürekli tedirginliği, sıkıntısı ve açmazları karşısında; kırsal alan kişileri tabiatı, saflığı, sükuneti temsil ediyorlar.
Bu temsilde (çoğu filimde) bir çocuk yönetmene yol göstermekte; algıları, konuşmaları, değerleri ile şehirli-aydın kişinin kaybettiği unsurları hatırlatmaktadır.
Burada kısa da olsa Kiarostami''nin filmlerinde hep görülen bir çıplak tepeye, bu tepeyi dolana dolana çıkan toprak yola ve kahramanların bu yolu defaatle katetmelerine dikkat çekmek istiyorum.
Rüzgâr Bizi Sürükleyecek''te yol tepenin üzerindeki mezarlıkta son buluyordu.
Kiraz''ın Tadı''nda ise "intihar" düşüncesi yine bu yol üzerinde gerçekleşiyordu. Bu sembol altında yatan ömür, zaman, ölüm, hayat, iletişim, (son filimde çok belirgin) öte dünya, tabiat, aşk vb gibi temel meseleler bulunuyor.
Ben esasen bu yazıda filimlerin muhtevasından ziyade biçimsel yönüne işaret etmek istiyorum. Kiarostami o düz damlı kerpiç evlerin oluşturduğu unutulmuş köylerden olağanüstü resimler, biçimler, tablolar elde etmekte; o minimalist yaklaşımdan pastoral bir senfoni çıkarmaktadır.
Rüzgâr Bizi Sürükleyecek''te kullandığı ev, ahşap parmaklıklı eyvanlı, eyvana açılan mavi kapılı, begonya saksılı, kireç benzeri beyaz toprak badanalı bir mekân. Bu mekanın aynısı Zeytin Ağaçları Altında filminde de vardı. Belli ki burayı çok sevmiş.
Ayrıca labirenti andıran sokaklar, bu duvar ve sokaklara vuran güneşin parlak ışıkları, ışıkların bitişiğinde koyu gölgeler, ışıklı alanlarda birer resim lekesi gibi duran siyah giyimli kadınlar; sarı başaklı buğday tarlaları, tarlaları kesip geçen toprak yollar, geri planda tül gibi mavi sisler ardında yükselen mor dağlar yönetmenin Van Gogh tabloları gibi kullandığı plastik unsurları getiriyor.
Kiarostami zamanın ağır aktığı bu modernizm öncesinden kalmış köylerde bize sükûnet diye bir şeyin varlığını fısıldıyor. Bu yüzden filimleri ABD yapımlarına alışmış hızlı tempo tutkunu seyirciye ağır ve sıkıcı gelebilir.
Ancak yine bu sayededir ki biz bu ağır tempo eşliğinde ölümü, hayatı ve öte dünyayı daha derin, daha sakin düşünme fırsatını bulabiliyoruz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.