
Nüfusumuz, diğer birçok gelişmiş ülkeye oranla hızla yaşlanmaktadır. Yapılan demografik hesaplamalara göre, yaşlıların, yani 65 yaş ve üstü kişilerin toplam nüfus içindeki payının %7''den %14''e ulaşması, Fransa''da 115, Batı Almanya ve İngiltere''de 45 yıl, ABD''de 75 yıl sürmüşken, ülkemizde bu orana 25 yılda ulaşılacaktır.
Emeklilik sistemimiz, mali açıdan dengede olsaydı bile, demografik yapımızdaki bu hızlı değişim nedeniyle sistemde köklü değişiklikleri yapmalıydık. Hızla yaşlanmaya rağmen, ülkemizin önünde “demografik fırsat penceresi” olarak adlandırılan 20 yıllık bir dönem var. Çalışabilir nüfusumuzun artacağı bu 20 yıllık dönem, aynı zamanda gerek büyüme hızının, gerek toplam tasarrufların yükselmesi, dolayısıyla sosyal güvenlik kurumlarının fon birikimi sağlaması beklenen bir dönemdir. Önümüzde bir kereliğine açılacak olan bu fırsat penceresinden en iyi şekilde yararlanmak için, sosyal güvenlik reformu yapmamız gerekliydi.
Bu fırsat dönemi, 2025''ten sonra çalışanlara bağımlı olan nüfusun toplam nüfus içindeki payının hızlı artmaya başlamasıyla sona erecektir. Mevcut nüfus yapısıyla bile bu kadar büyük sorunlar yaşayan bir sosyal güvenlik sisteminin, yaşlanma sorunuyla karşılaştığımızda sürdürülmesi mümkün olmayacaktı. 20-30 yıl sonra alınması gereken önlemler ise çok ağır olacaktı. Ülkemizde hayatta kalma beklentisi kademeli olarak artarken, mevcut sistemin devamı halinde emeklilikte daha uzun süre geçirileceği, çalışma süresinin ise azalacağı görülmektedir. Sosyal güvenlik reformu kapsamında çalışma süresi, hayatta kalma beklentisi paralelinde artırılmakta, böylece emeklilikte geçen sürenin orta ve uzun dönemde sabitlenmesine çalışılmaktadır.
Son yirmi / yirmibeş yıldır gelişmiş ülkelerde nüfusun yaşlanması nedeniyle, ülkemizde ise sistemin kurgusundan kaynaklanan hatalar nedeniyle, sosyal güvenlik sisteminde kapsamlı bir reform ihtiyacı ortaya çıkmış ve bu yapılmıştır. Ülkemizde kurulu sosyal güvenlik sisteminin yapısı ve sorunları, 1990''lı yılların başlarından bu yana kamuoyumuzda geniş bir şekilde tartışılmıştır. Mevcut sosyal güvenlik kurumlarımızın finansman, örgütlenme ve altyapıyla ilgi çözülmesi gereken önemli sorunları vardır. Finansman sorunu, gelirleri azaltıcı ve giderleri artırıcı gelişme ve uygulamalardan kaynaklanmaktadır.
Gelir azaltıcı faktörler, erken emeklilik uygulaması, prime esas kazancın düşük gösterilmesi, kayıtdışı istihdamın yüksekliği, prim tahsilât oranının düşüklüğü, af ve ödeme kolaylığı gibi uygulamalarla prim ödeme eğiliminin azalması, prime esas kazanç sınırlarının düşüklüğü ve fon gelirlerinin yetersizliğidir.
Gider artırıcı faktörler ise, erken yaşta emeklilik uygulamaları, primi alınmadan yapılan sigorta ödemeleri, borçlanma kanunları, uzayan ortalama ömür nedeniyle artan aylık ödemeleri ve sağlık yardımlarının yanı sıra prim gelirleri ile ödenen aylıklar arasındaki ilişkinin zayıflığıdır.
Görüldüğü üzere, finansman dengesini bozan en önemli sorunlardan biri erken emekliliktir. SSK''da emeklilerin % 62''sinin yaşının asgarî emeklilik yaşı olan 58-60 yaşın altında olması, sorunun boyutunu açıkça ortaya koymaktadır. Genç emekli sayısının yüksek olması, daha kısa çalışma süresi, daha uzun emeklilik süresi anlamına gelmektedir. SSK''da 19,4 yıl çalışarak emekli olabilen bir kadın, 35 yıl; bir erkek ise 28 yıl boyunca emekli aylığı alabilmektedir.
Tekrarlarsak, 65 yaş ve üzeri nüfus ile 0-14 yaş arası nüfusumuzun çalışabilir nüfusumuza oranını gösteren toplam bağımlı nüfus oranı, 2025 yılına kadar gerileyecek ve bu süreç, Sosyal Güvenlik Reformuyla fırsata dönüştürülecektir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.