Yazarlar Türkiyenin cinayetlerle imtihanı

Türkiye’nin cinayetlerle imtihanı

Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan Gazete Yazarı

Kâbus gibi bir gündü. Emine Bulut, 10 yaşındaki kızının “anne lütfen ölme!” çığlıkları arasında kocası tarafından hunharca ve defalarca bıçaklanarak katledildi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yusuf Kaplan : Türkiye’nin cinayetlerle imtihanı
Haber Merkezi 20 Ağustos 2019, Salı Yeni Şafak
Türkiye’nin cinayetlerle imtihanı yazısının sesli anlatımı ve tüm Yusuf Kaplan yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Medyada yayınlanan görüntüyü izleyemedim sonuna kadar!

Benim yüreğim dayanmaz böyle bir vahşete.

Böylesine ürpertici bir cinayetin hiç bir gerekçesi olamaz. İnsanın hayat hakkını -Allah’tan başka- kimse elinden alamaz!

Caninin en ağır şekilde cezalandırılması şart!

BİR ÜLKEYİ ALGI OPERASYONLARIYLA DİZE GETİRMENİZ, SAVAŞARAK DİZE GETİRMENİZDEN DAHA KOLAY!

Bir toplumu tanımak mı istiyorsunuz?

Medyalarına ve bu medyaları nasıl kullandıklarına bakın.

Bir toplumu dize getirmek mi istiyorsunuz?

Algılama biçimlerini değiştirin.

Böylelikle kitlelerin zihinleri köleleşsin, beyin ölümü gerçekleşsin, istenilen şekillerde yönlendirilebilecek hâle gelsin.

Bir ülkeyi kaosa mı sürükleyeceksiniz; siyasî, ekonomik ve stratejik olarak kontrol altına mı alacaksınız?

Hiç dert etmeyin: Elinizde medya gibi bir silahınız var.

Medya bombardımanına tutun: Kitlelerin algı biçimlerini değiştirmeniz, zihinlerini istediğiniz şekillerde biçimlendirmeniz, yönlendirmeniz kâfidir.

O yüzden bütün küresel, bölgesel ve yerel operasyonlar, önce medya’larda yapılıyor, sonra -gerek kalırsa- meydan’lara taşınıyor.

O yüzden zaferler, savaş meydanlarından verilen askerî savaşlarla kazanılmıyor artık: Medyalarda sürdürülen medyatik savaşlarla kazanılıyor.

Bir ülkeyi, medya bombardımanına tabi tutarak dize getirmeniz, silahlarla savaşarak dize getirmenizden hem daha kolay hem de çok çok daha az maliyetli ve külfetli zira.

TÜRKİYE’DE MEDYA CİNAYETİ!

İşte Türkiye’de yapılan şey tam da bu. Bu ülkenin medyası yok! Bu ülkenin kültürel değerlerini, anlam haritalarını, medeniyet iddialarını kitlelere sevdiren, ulaştıran bir medya rejimi yok bu toplumun.

Yabancılaştırıcı, yozlaştırıcı ve sığlaştırıcı sömürge kafalı, reytinge, köşe dönmeye ayarlı pespaye bir medya rejimi hâkim ülkede.

Pespaye diziler, iğrenç televizyon programları, kültürel değerlerimizi lime lime ediyor, kurşuna diziyor, cinayetleri, tecavüzleri “Emine Bulut katilleri” yetiştiriyor!

Medya, ahlâkî normlarımızı, kültürel değerlerimizi delik deşik ediyor! Aileyi çökertmek için her şeyi yapıyor! Ahlâksızlığı, yozlaşmayı, sığlaşmayı norm hâline getiriyor!

Tam bir cinayet bu! Asıl cinayet bu. Bütün diğer cinayetlerin kaynağı gerçek cinayet bu! Sanal gerçek, algıyla üretilen yapay gerçek, gerçek gerçekten daha gerçek çünkü. Medyalar, sömürgeciliğin keşif kolu! Aileyi çökertmek, toplumun değerlerini kurşuna dizmek, cinayetleri göstere göstere cinayetleri kanıksanmak medyanın tek geçim yolu! Türk medyası mı şimdi bu?

RTÜK, niçin varsın, ne işe yararsın sen, yahu?

“ANANI TÜRK TELEVİZYONUNDA GÖRDÜM!”

Pespaye Türk dizileri, iğrenç televizyon programları sadece bu toplumu kurşuna dizmiyor. Girdiği her toplumu kurşuna diziyor.

Araplar arasında bir küfür yaygınlaşmış. Araplar, birbirlerine kızdıkları zaman şöyle küfrediyorlarmış (Özür dileyerek aktarıyorum):

Ananı Türk televizyonunda gördüm!

Bu rezillik bize yeter!

Dün, ilâ-yı kelimetullah için cehd eden bir toplum, bugün başka Müslüman toplumların ahlâkını bozacak işlere imza atıyor!

Ne günlere kaldık yahu!

MEDYA, NÜKLEER SİLAHLARDAN TEHLİKELİDİR

Daha önce de zikretmiştim: Büyük düşünür Heidegger, şöyle der: “Kamera, izleyiciye yöneltilmiş silahtır.”

Medya, bir iletişim aracı değildir. Güç ve tahakküm kurma aracıdır. Medyalara hâkim olan, çeki düzen veren güçler, dünyaya boyun eğdirirler.

Medya, nükleer silahlardan daha tehlikelidir. Silah, doğrudan, acıtarak ve bağırtarak öldürür. Medya dolaylı olarak, acıtmadan, ayartarak öldürür.

Medyanın gücü, kitlelere “dolaylı olarak hitap etmesi”nde gizlidir. İnsanlar, “ne olacak canım, sonuçta, izlediğimiz şey film, kurmaca” diye medyayı fazla önemsemezler.

Oysa medyanın ihtiyacını duyduğu ve gücünü pekiştirmesine, gücüne güç katmasına imkân sağlayan şey tam da bu “örtük, dolaylı etkisi ve gücü”dür.

ELİMİZDEKİ VE EVİMİZDEKİ CANAVAR!

Bu nedenle, bu medyaları, yok olmamak için bir süreliğine kullanmak zorundayız.

Daha sonraki süreçte, kendi medyalarımızı kurmamız, medyada kendi dilimizi kuracak felsefî ve estetik bir çaba ortaya koymamız kaçınılmazdır.

Bu çatışmacı, yıkıcı ve yok edici medyalarla bir yere gidemeyiz, bir dünya kuramayız. Varlıklar, insanlar ve tabiat arasındaki dengeyi, karşılıklı varolmayı ve varetmeyi esas alan bir medya rejimi ve dili kurmak, geleceğimizi teminat altına almanın ve bir gelecek sunmanın en temel yollarından biridir.

Türkiye’deki mevcut medya, seküler / pagan Batılı çatışmacı medya dilinin en pespaye hâlini kullanıyor ve yozlaştırıcı, soysuzlaştırıcı ve sığlaştırıcı bir işlev görüyor.

Bu medya düzeni yıkılıp, kendi kültürel anlam ve sembol haritalarımız doğrultusunda husumeti değil saygıyı, nefreti değil sevgi’yi, çatışma’yı değil konuşma’yı eksene alan, bize özgü bir medya rejimi ve dili kuramazsak, mevcut soysuz ve yoz medyaya daha çook Emine Bulut’lar kurban veririz. Vesselâm.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.