Kurtuba İstişare Grubu olarak ilk toplantımızı Madrid''de, ikinci ve üçüncüyü İstanbul''da, dördüncüyü Gaziantep''te ve beşinciyi Kurtuba''da gerçekleştirdik. Bu toplantıların hepsi vatan adına, milli duygularla gerçekleşti. Son toplantımızı önümüzdeki üç ay içerisinde Türkiye''nin güneyinde yapmayı planlıyoruz. Amacımız bu milli kongre aracılığıyla Suriye muhalefeti içindeki krize ve parçalanmışlığa son vermek.
SUK siyasi olarak 120''den fazla dünya ülkesi tarafından tanındı. Koalisyonun hareket kabiliyetine, çalışma şekline, karar alma mekanizmasına yönelik eleştirilerimiz, notlarımız var. Yanlışları tespit ediyoruz. Biz zaten bunun için yani koalisyonun gidişatını düzeltmek için buradayız. Ve muhalefete destek vermek amacıyla koalisyona paralel olarak gidiyoruz.
Öncelikle bizi ve Suriye halkını destekleyen tüm devletlere teşekkür ediyoruz. Türkiye en başından beri etik olarak, haklarımızı korumak adına ve hiç bir çıkarı olmadan bizi destekledi. Türkiye''nin bizi desteklerken gizli bir ajandası yok. Türkiye mazlum Suriye halkına destek oldu ve siyasi hareketimiz Türkiye topraklarında başladı. Dediğim gibi siyasi hareketimiz Türkiye''de başladı. Hareketimiz yine Türkiye''de noktalanacaktır. Türkiye''deki toplantıya Suriye''yi seven siyasetçi, asker, aktivist, medya çevrelerinden vatansever 1000 kişiyi davet edeceğiz.
Bugün bilhassa Kurtuba''dan çıkan neticelerle ''devrimin içinde bir devrim'' öngörüyoruz. Devrimin çizgisini düzeltmemiz lazım. Biz devrim hareketine, ayaklanmaya çok sınırlı, naif isteklerle başladık. Yani diktatörlük sistemini devirmek için. Bizim Alevilerle bir meselemiz yok. Suriye''de savaş Şii-Sünni savaşı değil. Diplomatik temaslarda bu durumu açıkladık.
Rejim daha uzun süre ayakta kalabilmek için bu savaşı bir mezhep savaşına çevirdi.
Suriye''de çok komplike bir savaşın içindeyiz. İki noktada rejim büyük başarı sağladı. Sistematik katliamlar yaparak ve sert müdahalelerle bu ayaklanmanın barıştan savaşa dönüşmesini sağladı. İkincisi ise Esed, bu savaşı mezhep savaşına çevirmeyi başardı.
Şu anda biz hem siyasi hem de askeri anlamda devrime başladık. Esad''a ve karanlık güçlere karşı Özgür Suriye Ordusu''nun (ÖSO) desteklenmesi gerekiyor. Biz Şam''da yumuşak bir İslami hayatın örneğini yaşadık. Sorumluluk SUK''ta idi ancak azınlıklara bu konuda bir güvence veremedik maalesef. Suriye''deki tüm azınlıkların gelecekten endişeleri var. Bu insanlar ya tarafsız ya da rejim yanında duruyor. Rejimi sevdikleri için değil, gelecekten korktukları için. Suriye rejimi bir çete. Karar vericileri Alevi olmalarına rağmen bu bir Alevi hakimiyeti değil, bir çete hakimiyeti.
ABD''nin niyeti var ama ameli yok. Diplomatik kaynaklardan güzel sözler duyuyoruz ama bir eylem göremedik. Biz Suriye''ye askeri müdahale ya da ordumuza ''fast food'' istemiyoruz. Biz muhalefete gerçek destek istiyoruz. Sıradan, siyaset bilmeyen Suriyelilere sorduğunuzda ''ABD Esed''i bitirmek istese iki saatte bitirebilirdi'' cevabını alırsınız. Biz şimdiye kadar masa üzerinde Esad''ı sadece İran ve Rusya''nın desteklediğini sanıyorduk. Ama Esed''i masanın altında destekleyen başka ülkeler de var.
Suriye''de bundan sonra iki paralel çizgiyle devam etmemiz lazım. Bütün muhalefeti Suriye Özgür Ordusu''nu (ÖSO)desteklemeli ve hep birlikte siyasi çözüm sürecini sonuna kadar sürdürmemiz lazım. Biz bu formül içinde, başta Alevi kesim olmak üzere, tüm azınlıkların sempatisini kazanmamız lazım. Suriye''yi konuşuyoruz şu an; Aleviler var, gelecekten korkanlar, Baasçılar, bir de rejimden nemalananlar var. Bunun dini yok. Bazıları da muhalefetten artık bıkıp rejimin yanına dönmek istiyor. Suriye''deki devrimin çizgisini düzeltmeye çalışıyorsak hatalarımızı da masaya yatırmamız lazım.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.