
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ÖNDER İmam Hatipliler Derneğinin düzenlediği 68'inci geleneksel iftarında konuştu. Bakan Tekin, 28 Şubat’ın yıl dönümüne ilişkin yaptığı konuşmada, laiklik ilkesinin milletin inancına saldırı aracı olarak kullanılmasına sert tepki göstererek, "Bizim itirazımız laiklik ilkesini her defasında milletin inancına ve değerlerine saldırı vesilesi yapan vesayet dilidir." ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin, ÖNDER İmam Hatipliler Derneğinin Bağcılar Kadir Topbaş Halk Sarayı'nda düzenlediği 68'inci geleneksel iftarında yaptığı konuşmada, katılımcıların ramazan ayını tebrik etti.
Tekin, ramazan etkinlikleri üzerinden sergilenen refleksler ile 28 Şubat döneminin refleksleri arasındaki sürekliliği, zihniyet düzeyinde niçin bir arınma yaşanmadığını ve laiklik tartışmalarında hangi vesayet dilinin yeniden tedavüle sokulduğunu çok açık ve net biçimde gördüklerini dile getirdi.
28 Şubat'ın bıraktığı yaranın insanın gündelik hayatına kadar inen bir kuşatma tecrübesi olduğuna dikkati çeken Tekin, şöyle devam etti:
"Malumunuz o süreçte baskı, okul kapısına, kampüs koridoruna, öğretmen odasına, ailelerin ev içi kararlarına kadar yayılmıştı. Başörtülü kızlarımız, imam hatipli gençlerimiz, dindar, emekçi ailelerimiz bu müdahalenin yükünü hep beraber ağır bir biçimde taşıdık. 28 Şubat'ın bize ağır bedeller ödettiği hakikatlerden biri vesayetin her zaman tank sesiyle gelmemiş olmasıydı. Kimi zaman gazete manşetleriyle kimi zaman bildirilerle kimi zaman da örgütlü bir mutabakat görüntüsü altında toplumun değerleri üzerine kurulan baskıyla işledi. Nitekim dönemin merkez medya dili, sivil görünümlü baskı odakları, temel hak ve hürriyet alanını daraltan o mutabakatlar bu müdahalelerin en ana taşıyıcı unsuruydu."

"Bu toprakların mayasıyla kurulan gerçek bağdan rahatsız olduğunuz açık"
Milli Eğitim Bakanı Tekin, bugün ramazan etkinlikleri etrafında yükselen tepkilere bakıldığında aynı kuşatma dilinin güncellenmiş bir sürümüyle karşı karşıya olduklarını, bu tablo karşısında sözü dolandırmadan açık açık konuşulması gerektiğini anlattı.
"Çocuklarımız ramazanı tanıyınca, orucun edebini öğrenince, namazın manasını merak edince, okul bahçesinde ilahiyle kendi medeniyetinin sesiyle buluşunca kimler ve neden acaba ideolojik bir alarm sürecine geçiyor?" diye soran Tekin, şu ifadeleri kullandı:
"Ramazan etkinliklerimizin 'Talibanlaştırma' diye yaftalayacak kadar ölçüyü nasıl kaybettiniz? Bir çocuğun iftarı, sabrı, infakı, hürmeti öğrenmesinden nasıl bir tehdit üretebiliyorsunuz? Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizi çıkarabiliyorsunuz? Teneffüste dahi ilahi söyleyen çocukların sesinden hangi hukuk düzeninin zarar gördüğünü lütfen bana anlatın. Pedagojiden söz edenler, çocukların kendi kültürünü tanıma hakkını hangi pedagojik ölçüyle dışarıda bırakabiliyorsunuz? Özgürlükten söz edenler, iş, milletin inancına ve bu ülkenin manevi hafızasına gelince niçin yasakçı bir dile savruluyorsunuz? 'Laikliği savunuyoruz.' diyerek ortaya çıkanlar okul bahçesindeki ramazan neşesini gericilik, çocukların değer eğitimiyle temasını tehdit, toplumun inançla kurduğu gerçek bağı ise tehlike göstermeye siz nasıl kendinizi haklı görüyorsunuz?"
Bakan Tekin, bu milletin inancının kamusal hayatta görünürlüğüne dönük kadim tahammülsüzlüğünü dolaşıma soktukları bildirilerle bir kez daha ortaya koyduklarını söyledi.

"Kimse 'Laiklik elden gidiyor' endişesi taşımıyor"
Bakan Tekin, şunları belirtti:
"Dün başörtülü öğrenciyi irtica odağı diye kampüsten kovan, öğretmeni 'sakallı, sendikalı, riskli personel' diye fişleyen kimse neyse bugün ramazan etkinlikleri üzerinden 'Laiklik elden gidiyor.' çığlığı atanlarla aynı damar orada duruyor maalesef. Sorun laiklik değil. Sorun takıntılı, kibirli laikçilik anlayışıdır. Ramazanda teneffüs arasında ilahi söyleyen çocuklardan, okulda değerler eğitim başlığı altında kendi kültürünü kendi takvimini tanıyan öğrencilerden bir rejim krizi çıkarmaya çalışanlar aslında diyor ki: 'Bu toplumun inancı kamusal alanda görünür olamaz.'"
Çocukların milli ve manevi değerlerinin farkında olmasının ve ilahi okumasının sadece evle sınırlandırılmak istendiğini, bu değerlerin okulda, sokakta veya Meclis’te karşılık bulmasına karşı çıkan bir anlayışın hakim olduğunu anlattı.
"İtirazımız laiklik ilkesini her defasında milletin inancına ve değerlerine saldırı vesilesi yapan vesayet dilidir"
Milli Eğitim Bakanı olarak vazifelerinin devletin bütün çocuklarına eşit hürmetle yaklaşan, kimsenin inancı, kıyafeti, okul tercihi sebebiyle dışlanmadığı bir eğitim iklimini oluşturmak, muhafaza etmek ve güçlendirmek olduğunu vurgulayan Tekin, "28 Şubat'ın deli gömleğini yeniden bu ülkenin eğitim sistemine giydirmeye yeltenen her girişim karşısında tereddütsüz bir siyasi irade ortaya koymaktır. Bu millet o karanlık dönemi yaşadı. Bedelini evlatlarıyla, umutlarıyla ve gençlerinin istikbaliyle ödedi." diye konuştu.
Tekin, bugün vesayet dilinin karşısında durulabiliyorsa bunun AK Parti iktidarlarının yıllara yayılan demokrasi mücadelesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bedel ödemeyi göze alan sarsılmaz liderliğiyle mümkün olduğunu söyledi.
Programa, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ile Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz ile bazı davetliler katıldı.









