Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Akademik Yılı Açılış Töreni'nde net mesaj: İnsan emeği devre dışı kalmamalı
14:39, 06/10/2026, SalıG: Güncelleme: 15:16, 06/10/2026, Salı
Yeni Şafak

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli mesajlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde “2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni”nde açıklamalarda bulundu.Yapay zekanın eğitim üzerindeki etkilerinden akademik süreçlerdeki insan emeğine kadar birçok kritik başlığa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan 81 ilde üniversite açılmasının önemine de vurgu yaptı. "Nitelikli yükseköğretimi Anadolu'nun dört bir yanına ulaştırdık. Zenginin çocuğu okurken fakirin çocuğu öğretimden yoksun kalmasın, hayata 5-0 geriden başlamasın istedik." dedi.
Son 24 yılda üniversite sayısını 208'e, yurt kapasitesini 1 milyona çıkararak eğitimde fırsat eşitliğini sağladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en iyi ilk 100 listesinde iki Türk üniversitesi görmeyi hedeflediklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde sizleri milletin evinde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, bu gazi mekâna hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Yeni akademik yılın yükseköğretim camiamız başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Öğrencilerimizin yeni bilgi ve tecrübeler edineceği, hocalarımızın yeni yayın ve araştırma faaliyetleriyle temayüz edeceği, üniversitelerimizin başarılarına inşallah yenilerini ekleyeceği, verimli bir akademik yıl geçirmenizi yürekten temenni ediyorum. Aynı şekilde birazdan Yükseköğretim Kurulu 2026 Üstün Başarı Ödülleri'ni tevdi edeceğimiz bilim insanlarımızı ve üniversitelerimizi şimdiden kutluyor, jüri üyelerimize teşekkür ediyorum. Bir vesile, Gazze'de ve işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in devlet terörünün kurbanı olan, çoğu çocuk ve kadın, 74 bin şehidimize Cenab-ı Allah'tan gani gani rahmet niyaz ediyorum.
"FIRAT'IN ÖBÜR YAKASINI ASLA UNUTMAYIZ"
Tabii, sözlerimin hemen başında şunu da ifade etmek istiyorum. Az önce Harran Üniversitemizin çok sesli koro topluluğu, “Fırat'ın Öbür Yakası'nda Unuttuklarımız” isimli bir dinleti icra ettiler. Yaşam ve eğitim hakkı ellerinden alınan Gazzeli çocuklara ithaf edilen bu beste bizleri ziyadesiyle etkiledi, çok farklı bir ruh iklimine götürdü. Bu vesileyle son 3 yılda annelerini, babalarını, kardeşlerini, arkadaşlarını toprağa veren, evleri, üniversiteleri, okulları, eğitim kurumları siyonist soykırım şebekesi tarafından yerle yeksan edilen, buna rağmen hayat ve haysiyet mücadelesinden, onurlu bir şekilde var olma azminden taviz vermeyen tüm Gazzeli öğrencilere, onların şahsında bölgemizin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mağdurların tamamına ülkem ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarımı iletiyorum. Medeniyet maskesi takan barbarlar unuttursa da bizim Fırat'ın öbür yakasındaki çocukları asla unutmayacağımızı, onların daima yanlarında olacağımızı, haklı davalarını her şartta savunacağımızı bugün bir kere daha ve özellikle ifade ediyorum.
Kıymetli hocalarım, burada bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum. Dün Antalya'da ev sahipliği yaptığımız 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ndeki hitabımda da ifade ettim. Ecdadın sadece astronomi alanındaki çalışmalarına baktığımızda bile bilim tarihimizin derinliğini çok net müşahede edebiliyoruz. Gerek bilim gerekse medeniyet müktesebatı açısından merkezinde yer aldığımız coğrafya hakikaten sayısız hazinelerle doludur. Bağdat'tan İstanbul'a, Kahire'den Semerkant'a, Nişabur ve Buhara'dan İznik ve Bursa'ya, buradan Balkanlara kadar âlimlerimiz, talebelerimiz, külliyelerimiz ve medreselerimiz çok geniş bir coğrafyayı adım adım ihya etmiştir. Buralarda üretilen bilgi, bu kurumlarda yetişen talebeler eliyle dünyanın farklı ülkelerine, deyim yerindeyse, ihraç edilmiştir. Bilhassa Batı'daki üniversiteler, tüzel kişilik statüleri ayrı tutulacak olursa, bizim eğitim ve öğretim metotlarımız ışığında 11. yüzyıldan itibaren teşekkül etmiştir. Yani mensubu ve mirasçısı olduğumuz medeniyet yalnızca bilgi üretmemiş, ürettiği bilgiyi insanlığın istifadesine teşmil etmiştir.
"YAPAY ZEKA EMEĞİ DEVRE DIŞI BIRAKTI"
Değerli hocalarım, sevgili öğrenciler, geçmişte üniversitelerin öncelikli amacı eldeki bilginin aktarılmasıydı. 19. asırdan itibaren mevcut bilginin öğretilmesine ilave olarak araştırma faaliyetleri de ağırlık kazanmaya başladı. Yani üniversiteler bilginin sadece öğretildiği değil, aynı zamanda üretildiği araştırma kurumları hâline geldi. Devam eden süreçte ise üçüncü misyon olarak adlandırılan ekonomik ve toplumsal katkı da eklendi. Kısacası bugünün üniversiteleri, var olan bilgiyi öğrencilere aktaran, araştırma faaliyetleriyle yeni bilgilere ulaşan, ulaştığı bu bilgileri de toplumla paylaşıp meselelerin çözümüne katkı sunan kurumlardır. Bizim de üniversitelerimizden özellikle beklentimiz tam olarak bunlardır. Ancak bilhassa yapay zekâ teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler üniversitelerimiz için bazı alanlarda sınayıcı bir hâl almıştır. Her şeyden önce bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaşmıştır. Kaynağa ve bilgiye yapay zekâ modelleri üzerinden ulaşmak, araştırma sürecinde sarf edilen emeği de büyük oranda devre dışı bırakmıştır. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz. Bilgiyi karşılaştırmalı olarak ele almanın, onu sorgulamanın, diğer kaynaklar üzerinden rasyonel bir değerlendirmeye tabi tutmanın önemi giderek azalıyor. Kaynağa giden yollar kısalırken araştırma sürecinde sarf edilen eforun kıymeti, bereketi, getirisi de maalesef unutuluyor. Oysa akademide yolda olmak, kimi zaman menzile ulaşmaktan daha faydalıdır. Resmin parçalarını birleştirdiğimizde şu tabloyla karşılaşıyoruz. Tıpkı karanlık fabrikalarda gördüğümüz gibi akademik süreçlerde de insan faktörü artık giderek azalıyor. Üstelik yapay zekânın sunduğu bilgilerin sıhhati, kaynakların güvenilirliği çoğu zaman sorgulanıyor. Burada dikkat etmemiz gereken en hayati nokta şurasıdır. Öğrenci ile akademisyen arasındaki bağ sadece bilgi aktarımından ibaret değildir. Hoca, öğrencisiyle tecrübesini paylaşır, ona bilimsel bir kültür aşılar. Onun neyi, ne kadar öğrendiğini, nerelerde zorlandığını ölçer. Gerektiğinde onu yeni kaynaklara, yeni araştırmalara sevk eder. Şayet burada ana aktör insan olmazsa aktarılan bilgi de sağlıklı ve kalıcı olmaz. Zira araştırmaya dayanmayan, hiçbir çaba harcanmadan edinilen bilgi, suya yazılan yazı misali anında silinir, kaybolur, unutulur. Üniversitelerimizin özellikle yapay zekâ ve yeni teknolojiler bağlamında öğretim usul ve esasları parantezinde bu sorunlara etraflıca kafa yormaları gerektiğine inanıyorum.
Kıymetli hocalarım, sevgili öğrenciler, devlet olarak eğitime yaptığımız her yatırımı esasında insana ve geleceğimize yapılmış bir yatırım olarak görüyoruz. Son 24 yılda münhasıran yükseköğretim alanında biliyorsunuz devrim niteliğinde adımlar attık. Göreve geldiğimizde 76 olan üniversite sayımızı 208'e, yurt sayımızı 190'dan 877'ye, yatak kapasitemizi ise 182 binden 1 milyona çıkardık. Bazıları bunu sığ ve art niyetli bir yaklaşımla ele almakta ısrar ediyor. Oysa biz yükseköğretime erişim fırsatı açısından bu kazanımı son derece kıymetli buluyoruz. Batı'da çoğu üniversite ciddi ücretler karşılığında eğitim verirken, dahası öğrenciler ödemesi uzun yıllar süren ağır bir borç yüküyle meslek hayatına başlamak zorunda kalırken ülkemizde çok farklı bir manzara hâkim. Biz son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu'nun dört bir yanına ulaştırdık. Hangi gelir grubundan olursa olsun bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin imkânlarını seferber ettik. Zenginin çocuğu okurken fakirin çocuğu yükseköğretim imkânından yoksun kalmasın. Hayallerini ertelemek mecburiyetinde kalmasın. Hayata 5-0 geriden başlamasın istedik. Bunun için üniversite harçlarını kaldırdık. Lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde verdiğimiz burs miktarlarını artırdık.
Aylık sadece 1.600 liraya öğrencilerimizin barınma ihtiyacını karşılayıp iki öğün yemeği ücretsiz olarak ikram ediyoruz.
Birileri her şehre üniversite açmamızı eleştiriyor. Halbuki üniversitelerin yaygınlaşmasına karşı çıkmak eğitimde fırsat eşitliğine karşı çıkmak demektir. Sistemi iyileştirecek her türlü yapıcı eleştiriye açığız ama ellerinde sadece çekiç olanların her sorunu çivi olarak görmelerine de sonuna kadar karşıyız.
Göreve geldiğimizde 76 olan üniversite sayımızı 208’e, yurt sayımızı 190’dan 877’ye, yatak kapasitemizi ise 182 binden 1 milyona çıkardık. Kadınların akademide hak ettikleri yerlere gelmesini önemsiyoruz. Kadın akademisyen oranının yüzde 47,17'ye ulaşmış olmasından memnuniyet duyuyoruz
2026 yılında ikisi ilk 300 içinde olmak üzere toplam 6 üniversitemiz ilk 500'e girdi. Bu rakamlar önemlidir ama bizim nazarımızda yeterli değildir. Hefefimiz ilk 100'e iki üniversitemizin girmesini sağlamaktır."

Gündem
Bakan Gürlek: Fon konusunda hesap soracağız gönüllü iade süreci başladı

Gündem
MHP lideri Devlet Bahçeli: Cumhurbaşkanı bir kez daha aday olmalıdır

Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan Rami Kütüphanesi'ndeki AileFest'te vatandaşlarla buluştu


