Gün Sazak cinayeti 12 Eylül'ün Dink suikastidir

Burcu Bulut
00:008/04/2012, Pazar
G: 8/04/2012, Pazar
Yeni Şafak
Gün Sazak cinayeti 12 Eylül'ün Dink suikastidir
Gün Sazak cinayeti 12 Eylül'ün Dink suikastidir

12 Eylül askeri darbesine uzanan süreçte cinayete kurban giden eski Gümrük Bakanı Gün Sazak döneminde gümrük müfettişliği yapan Necati Can, “Gün Sazak'ın öldürülmesi, 12 Eylül'ün Hrant Dink suikastidir” dedi. Can, kaçakçılığa karşı yoğun mücadelesiyle tanınan MHP'li Sazak suikasti için “Silah kaçakçılığıyla bağlantılı uluslararası bir organizasyonun işi” tespitinde bulundu.

Süleyman Demirel'in başbakanlığında 1977 yılında kurulan İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti'nin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak, görev yaptığı 5,5 ay boyunca kaçakçılığa karşı yoğun mücadele verdi. Sazak, 27 Mayıs 1980 tarihinde faili meçhul cinayete kurban gitti. Eskişehirde eşiyle birlikte gittiği bir ziyaretten döndüğü gün arabadan eşyalarını indirirken çapraz ateşe alınarak öldürüldü. Suikaste uğradığı dönemde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı olan Sazak'ın ölümü, darbe sürecinde sağ-sol çatışması gibi görülse de aradan geçen 32 yıla rağmen cinayetin üzerindeki sis perdesi hala aralanamadı. Sazak'ın özellikle uluslararası silah kaçakçılığıyla derin mücadeleye girdiğini anlatan dönemin gümrük müfettişi Necati Can, faili meçhul listesine alınan suikast hakkında ilginç ifadeler kullandı. Sazak suikastı için “Silah kaçakçılığıyla bağlantılı uluslararası bir organizasyonun işi” diyen Can, “Gün Bey'in öldürülmesi 12 Eylül'ün Hrant Dink suikastıdır” şeklinde konuştu.

SAZAK'LA CANLI HEDEFTİK

Sazak'la son olarak öldürülmeden kısa bir süre önce İstanbul'da bir otelde buluştuklarını ifade eden Can, görüştükleri gece 4-5 gencin ölüm haberini aldıklarını söyledi. “Beni öldüremedikleri için 3 gümrük memurunu Beşiktaş'ta katlettiler” diyen Can, o dönem kendisi ve Sazak'ın canlı hedef olduğunu söyledi. Can, görüştükleri sırada Sazak'ın belindeki silahı göstererek “Bak ben bakan olarak silah taşımamalıydım. Ben bile nereden saldırı gelecek bilmiyorum. Tedirginim. Sağ-sol karşılıklı cinayet olaylarını kimin organize ettiğini anlayamıyoruz ve tespit edemiyoruz” dediğini aktardı. Can, bu görüşmeden 15 gün sonra Sazak'ın ölüm haberinin geldiğini kaydetti. Can, 'Cinayetin arkasında kim vardı' sorusuna ise Sabancı suikastını örnek göstererek cevap verdi. “Bu tür suikastlarda iki çeşit insan kullanılır, ajanlar veya psikopatlar” diyen Can, şöyle devam etti: “Özdemir Sabancı suikastını gerçekleştiren Mustafa Duyar cezaevinde, 'Bu cinayeti neden işlediğimi bilmiyorum' demişti. Sazak suikastını gerçekleştirenlerden birisi Almanya'daki mahkeme sırasında şüpheli bir şekilde intihar etti, diğeri de Belçika'da yaşıyor.”

VEKİLLERİ İSTİFA ETTİRDİLER

Sabancı suikastının faillerinden Fehriye Erdal'ın da Belçika'da olduğunu hatırlatan Can, o dönemde Sazak'la birlikte bu ülke tarafından Türkiye'nin bölünmesi ve istikrarsızlaştırılması için yürütülen faaliyetleri tespit ettiklerini dile getirdi. Sazak'la birlikte kaçak silahların gönderildiği ülkeler olan Belçika ve Hollandalı büyükelçilerle görüşmeler yaptıklarını belirten Can şunları söyledi: “Hollanda Büyükelçisi Ermeni Overco firması hakkında çok büyük destek verdi. Ama Belçika büyükelçisinden destek göremedik. Başta silah kaçakçılığı olmak üzere organize kaçakçılıklar üzerine aldığımız tedbirler sonucunda 11 milletvekili istifa ettirilerek Gün Bey'in bakan olduğu hükümet düşürüldü ve Gün Bey bakanlıktan uzaklaştırılmış oldu. Yerine Tuncay Mataracı ve Şerafettin Elçi gibi bu tür kaçakçılık organizasyonlarına destek veren yeni bakanlar göreve getirildi” dedi.

EYMÜR'Ü DE HARCAMAK İSTEDİLER

Can, MİT mensubu Mehmet Eymür'ün de o dönem gerçekleşen kaçakçılıkla ilgili bilgileri raporlaştırdığını kaydederek “MİT içerisine CIA tarafından sızmalar olduğu, Bulgaristan üzerinden Ortadoğu'ya yönelik silah, sigara gibi kaçakçılığının organize edildiği belgelerle ortaya çıkarıldı. Mehmet Eymür bu faaliyetlere karşı çıkarak rapor yazdı ve MİT'te kavga başladı. O yüzden onu harcamak istediler” diye konuştu.


Yalçın gerçek failleri gizledi

Necati Can, geçtiğimiz günlerde sonuçlanan davada, 'Binbaşı Ersever'in İtirafları' kitabındaki iddiaları nedeniyle Soner Yalçın'ı mahkûm ettirdi. Kitapta hakaret ve iftira içerikli bilgilerin yer aldığına hükmeden Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Yalçın'ı 466 günle mahkûm etti. Ceza, hakaret ve iftiradan 13 bin 980 lira para cezasına çevrildi. 12 Eylül öncesi 2 bin 500 adet kaçak tabanca yakalanması olayının bilinçli şekilde kitapta saptırıldığını iddia eden Can, asıl kaçakçılığı yapan Ermeni, Kürt ve Yahudi organizatörler yerine kendisinin ve dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile MHP'nin suçlandığını ifade etti. Kitapta yer alan Cem Ersever'le görüştüğü iddiasını da yalanlayan Can, “Bir defa olayı soruşturan müfettiş ben değilim. Yazıcıoğlu bana mektup göndermedi. Silahlar da MHP'ye ait değil” dedi. Yalçın'ın gerçeğe aykırı iddialar ortaya atığını belirten Can, “Soner Yalçın, olayın gerçek faillerini biliyordu ve gizledi” dedi.