|

Bugünümden çocukluğuma uzandım

Nurullah Aydın’ın “Eksik Dikkatin Bulunuşu: Dedektif Bil. Yeter” kitabı eksik dikkatinden yana dertli olan Bilal Yeter, namıdiğer “Bil. Yeter”in maceralarını anlatıyor. “Bende de dikkat eksikliği var” diyen Aydın, “Bu kitapta bugünümden çocukluğuma uzandım ve Bil. Yeter’in gölgesinde eksik taşları yerine oturtmaya çalıştım” ifadelerini kullanıyor.

Dilber Dural
04:00 - 16/06/2024 Pazar
Güncelleme: 00:59 - 16/06/2024 Pazar
Yeni Şafak
Nurullah Aydın.
Nurullah Aydın.

Dikkat eksikliğinden muzdarip bir yazarın, kendisi gibi eksik dikkatinden yana dertli olan kahramanı Bilal Yeter, namıdiğer “Bil. Yeter” sadece kitaplardan öğrendiği bilgilerle yaşayabileceğine inanan bir çocuktur. Ancak bir gün, kasabasında yetişen endemik bir bitkinin gizemli bir şekilde yok edildiğini fark eder. Bu olay, onu hiç beklemediği bir maceranın içine sürükler. Bilal, kelaynak bitkisinin ekili olduğu saksıyı yanına alıp kaçan, kasabadaki kellerin son umudu olan Ayşe teyzeyi aramaya koyulur. Ancak yol boyunca yaşadığı bir dizi aksilikle başa çıkmak zorunda kalır ve macera dolu bir kovalamaca başlar. Bu macerada, farkına vardığımız her şeyi çözebileceğimiz fikrinin mutluluğu, atacağımız ve atamayacağımız tüm gollerin sevinci, omuz omuza arkadaşlıklar ve mahalle kültürü var. Nurullah Aydın’ın kaleme aldığı “Eksik Dikkatin Bulunuşu: Dedektif Bil. Yeter” kitabı geçtiğimiz günlerde Ketebe Yayınları etiketiyle okuyucusuyla buluştu. Aydın ile hem kendi hikâyesini hem de kitabı konuştuk.

* Kitabın girişinde kendinizden bahsederken “Eksik bir şeyler var gibiydi. Giyilmiş kirli çoraplarını top yaptığı için ertesi sabah temiz sanıyor, yeniden giyiyordu. İşten eve geldiğinde mutfakta açık unuttuğu dolap kapağına kafasını vuruyor, sabah giydiği çorabın aslında kirli olduğunu ancak o şekilde hatırlıyordu...” Kitaptaki hikâyede sizden izler görüyoruz sanki, doğru mu?

Bende de dikkat eksikliği var, evet. Şimdilerde ismi çok duyuluyor, popüler bir etiket. Benim çocukluğumda bu teşhisin konulduğu bir hikâye yok. O zamanlar sebebinin ne olduğunu bilmediğim şeyleri yetişkinliğimde kendi kendime fark edip çözdüm, çözmeye çalışıyorum ve bu sayede taşlar yerine oturuyor. Kitapta da yer verdiğim yumurta hikâyesi benim ilkokulda yaşadığım bir şeydi. Dedektif Bil. Yeter’in hikâyenin başında günde beş kitap okuması ama her birine sadece yarım saat ayırabilmesi de kendimi bildim bileli yaşadığım bir durumdur. Çarpım tablosunu hayatım boyunca ezberleyemedim ve dört işlemi hiçbir zaman mükemmel bir şekilde kullanamadım. 4 yaşında konuştum. Okuma yazmayı öğrenirken çok zorlandım. Bunların haricinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB)’li kişilerin düzenli olarak yaşadığı hem kafada hem hayatta kaos hali, duygudurum bozuklukları gibi şeyler hayatıma hep yön verdi desem yalan olmaz. Liseye de ehliyet vermeyecekler diye son anda karar verip kayıt oldum. Lise hayatımın başlangıcı nasıl plansız ise üniversiteye gitme kararımı da bir anda aldım. Çünkü dikkat eksikliğiniz varsa genelde dürtüsel yaşarsınız. Çok neşeliyken beş dakika sonra üzüntüden ağlayabilirsiniz. Motivasyonunuz da genellikle anlıktır. Bütün bunlardan olsa gerek hayatımı değiştiren hiçbir olayın öncesinde uzun uzun düşünmedim. Uzun uzun düşündüğüm hiçbir şeyi ise hayata geçiremedim.

Olay örgüsünü karakterin kusurunu fark edip çözebilmesi için tasarladım

* “Eksik Dikkatin Bulunuşu: Dedektif Bil. Yeter” kitabından sizden izler taşıdığını söylediniz. Peki yazmaya nasıl karar verdiniz?

Bir öyküde benim için önemli olan şey, olay örgüsünden ziyade karakterin kendisidir. Çünkü bizler olay örgüsüyle değil karakterle bağ kurarız. Olay örgüsü ise sadece karakteri aydınlatmak, potansiyelini ortaya çıkarmak içindir. Dikkat eksikliğinden muzdarip biri olarak böyle bir karakter yarattım. Bütün olay örgüsünü ise karakterin kusurunu fark edip çözebilmesi için tasarladım. Açıkçası hayatın anlamını bulmak için değil, sorunlarımı çözmek için yazmayı seviyorum. Böyle yaptığımda da çok keyif alıyorum. Sorunlarım üzerindeki kontrol kabiliyetim artıyor ve onlarla bir oyuncak gibi oynamaya başlıyorum. Dolayısıyla genelde sorunlarımı fark etmek ya da fark ettiğim sorunları çözmek için yazıyorum. Dikkat eksikliği yüzünden yaşadığım sorunlar benim için çekilmez bir noktaya ulaştığında, “artık yazma vakti geldi” dedim kendi kendime. Bu kitapta bugünümden çocukluğuma uzandım ve Bil. Yeter’in gölgesinde eksik taşları yerine oturtmaya çalıştım. Bil. Yeter’in macerasını bir cümle ile özetlemem gerekirse...“farkettiğin her şeyi çözebilirsin ve bazı eksiklerini şansa dönüştürmek hiç de zor değil!”

Günümüz çocukları bir bilgisayar oyununda terliyor

* Kitapta arkadaşlık ve mahalle kültürü öne çıkıyor. Böyle bir ortam seçmenizin özel bir sebebi var mıydı?

Ben 3 bin nüfuslu bir yerde doğup büyüdüm. Bilgisayar yoktu, telefon yoktu. Sürekli sokaktaydık. Kitabın mahalle kültürü taşıması muhtemelen bilinç dışı bir şekilde benim ne kaybettiğimi hatırlama çabam olabilir. Artık bir bilgisayar oyununda terliyor günümüz çocukları. Şimdi çocuk olsam ben de onlar gibi olurdum. Değişen çağa ayak uydurmanın yolu herkesi olduğu gibi kabullenmekten geçiyor gibi geliyor bana. Ben onları anlamaya çalıştığımda onların da benim hikâyemi anlayacağını düşünüyorum. Onların mahallelerini kabul ediyor ve kendi mahalleme konuk ediyorum. “Bilmek yetmez yaşamak da lazımmış” diyor Bil. Yeter hikâyenin sonunda. Ben en çok deneyimin bu kadar azaldığı bir dünyada Bil. Yeter’in kendi konfor alanını terk edip evden dışarıya çıkmasını, gerçek bir macera deneyimlemiş olmasını ve kendini keşfetmeye başlamasını seviyorum.



#Aktüel
#Hayat
#edebiyat
#Nurullah Aydın
1 ay önce