Gözden geçirilmi¾ HUZUR yazarı

Turan Karataş
00:007/05/2008, Çarşamba
G: 6/05/2008, Salı
Yeni Şafak
Gözden geçirilmi¾ HUZUR yazarı
Gözden geçirilmi¾ HUZUR yazarı

Başka ulusları bilmiyorum ama bizim edebiyatımızda "derleme" türünden kitapların sayısı pek azdır. Bir konu hakkında veya bir sanat/ edebiyat adamına dair yazıla/nla/rı bir araya getiren kitaplardan söz ediyorum. Bu tür kitapların belki ilk örnekleri ama acelece ve gündeş bir gereklilikle Hilmi Yücebaş tarafından hazırlanmıştı. "Bütün Yönleriyle" üst başlığını taşıyan ve hakkında olduğu kişiden çok Hilmi Yücebaş'ı meşhur eden bu derlemeler, bir şairin ya da yazarın ölümü üzerine, alelacele toplanmış yazıları bir araya getiren kitaplardır. Bunca eksiğine rağmen, kuşkusuz faydadan hali değildir Yücebaş'ın derlemeleri. Son yıllarda, dergilerin özel sayıları, Kültür Bakanlığı'nın çıkardığı anıt kitaplar, yazımın başında çerçevesini çizmeye çalıştığım "derleme"ler gibi olmasa da, bir edebiyat adamının hayatı, çevresi, hatıraları, eserleri üzerine yazılanları içermesi bakımından benzer nitelikler arz ediyor. Farkları, konunun uzmanlarına ısmarlanıp yazdırılan "makaleleri" bir araya getirmeleri, daha ciddi ama bir parça "soğuk" yazılardan oluşmaları.

Bu türün yani derleme dediğimiz kitapların en iyilerinden biri geçtiğimiz aylarda yeniden yayımlandı. Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine yazıları toplayan "Bir Gül Bu Karanlıklarda" isimli kitap, türünün en kapsamlı en ciddi örneklerinden biri. (Bir konuya hasredilmiş örnek bir derleme çalışması olarak Mehmet Kalpaklı'nın hazırladığı Osmanlı Divan Şiiri Üzerine Metinler kitabını da anmak gerekir.) İki değerli araştırmacı Abdullah Uçman ve Handan İnci'nin hazırladığı kitapta Tanpınar'ın hayatına, sanatına ve eserlerine dair birbirinden önemli, edebiyatımızın ehil kalemlerinden çıkmış 110 yazı yer almaktadır. Seçme metinlerin arkasından Tanpınar üzerine 2007 yılına kadar yayımlanmış kitaplar ve yazılar bibliyografyasına yer verilmiş. Kaynakların künyesi, araştırmacılara kolaylık olsun diye, önce alfabetik sonra da kronolojik olarak iki şekilde konmuş kitaba.

Gözden kaçanları saymazsak, 1932'den 2007'ye 75 yıl içinde, Tanpınar üzerine üç ayrı kuşaktan 425 yazar tarafından 750 civarında kitap ve yazı kaleme alınmış. Bir sanatkâr için bundan daha aziz bir bahtiyarlık olmaz herhalde. Saydım, yazı ve kitapların 265'i yani yaklaşık üçte biri son beş yıl içinde 2002-2007 yılları arasında yayımlanmış. Tanpınar'ın öldüğü yıl (1962) içinde hakkında 47 yazı yayımlanmışken ölümünün 100. yılında bu sayı 63'e çıkmış. Anlaşılan, Tanpınar'ın yazdıklarının giderek kıymeti fark edilmiş ve keşfedilip ilgi odağı olmuş Huzur yazarı.

Bibliyografya çalışmalarının eksiksiz olması mümkün değildir. Ne kadar titizlenilirse titizlenilsin, yine de gözden kaçan yazılar olur. Değerli değersiz nice yazıya ulaşılamayabilir. Söz gelimi, Türk Dili dergisinde (S. 617, Mayıs 2003, s. 479-489) Beş Şehir üzerine yayımlanan yazım gözden kaçmış. Daha başkaları da vardır kuşkusuz. Bunlar, yapılan çalışmanın değerini asla azaltmaz. Abdullah Uçman ve Handan İnci, edebiyat araştırmacıları için çok önemli bir kılavuz kitap hazırlamışlardır. Kendilerine teşekkür ederiz. Dileğimiz, bu türden ve bu nitelikte kitapların artmasıdır.


DOĞAN TÜRKÇE SÖZLÜK 6. KEZ GENİŞLETİLDİ

Sözlüklerin okuryazarların hayatındaki yerini; bilhassa dil, edebiyat araştırmacıları için önemini bilmeyen yoktur. 1984 yılından beri elimin altında olan ve ne zaman başvursam dağarından beni boş çevirmeyen Doğan Büyük Türkçe Sözlük, altıncı kez genişletilip örnekli/ şahitli nefis bir baskı kalitesiyle 20. kez yayımlandı. Bir önceki yayınlanışına göre beşte bir oranında genişleyen yani 100 bin maddeyi içeren sözlükte asıl dikkati çeken örneklerin çoğaltılmış olması.

Kıyısından köşesinden bir nebze "bulaştığım" için bilirim, sözlük hazırlamak, dışardan görüldüğü, sanıldığı gibi kolay bir uğraş değildir. Bir ömrü doldurur. Eğer bir amaç dahası bir sevda haline gelmezse akîm kalır. D. Mehmet Doğan 30 yıldır sözlüğüne emek verdiğini söylüyor, daha da vereceğini. Ancak böyle olursa, ortaya konan eser meyvesini verir, kaynaklar arasında yerini alır.

Şurası da var ki, sözlüklerin eksiklikleri bitmez, mükemmel sözlük olmaz. Dil uzmanı Hasan Eren, bahis açıldıkça "sözlükler un çuvalı gibidir, vurdukça tozar" dermiş. (Bilhassa kıldan veya yün iplikten dokunmuş eski büyük un çuvallarını bilenler de takdir eder ki, bu benzetiş ne kadar isabetli bir tespiti ortaya kor.) Söz gelimi, Doğan Büyük Türkçe Sözlük'ü rasgele açıyorum; soldaki sayfanın başında hiç aşina olmadığım bir kelime var: otokton. [Yun. S.] Yerli. Karşı sayfada gözüme ilişen iki sözcüğün (otuzüç, output) niçin bu sözlüğe girdiğini izah etmek zor. Çünkü bir sayı olmaktan öte bir anlamı yok otuz üçün. Diğer husus, Türkçeyle hiçbir bağı, dil içinde bir devinimi, kullanımı, geçmişi vb. olmayan, kavramlaşmamış bir sözcüğe, Türkçe bir sözlükte yer verilmesi bana doğru gelmiyor.

Bir sözlüğün kıymeti, yararlılığı, kapsamlı oluşu, anladığım kadarıyla her kelimeye yer verişiyle ölçülmüyor. Dil içinde bir şekilde kullanımda olmuş/ olan kelimelere, kavramlara doğru, doyurucu hatta özgün açıklamalar vermesiyle, açıklamalarını o dilin edebiyat eserlerinden seçtiği güzel örneklerle anlaşılır kılması ve pekiştirmesiyle ölçülüyor bir sözlüğün değeri.

D. Mehmet Doğan, yıllarını verdiği eserinde, kuşkusuz artık bir kemal noktaya gelmiştir. Elimizdeki eser, şu haliyle bile büyük bir kıymeti haiz. Güvenerek bakacağımız bir kaynak. Ne var ki, ayıklanacak, eklenecek maddeler yok değil. Dil, canlı bir varlık olduğuna göre bu hep olacaktır. D. Mehmet Doğan'a mensup olduğum aziz millet adına, onun binlerce yıldır inşa ettiği medeniyet adına, çok sevdiğim ve onsuz yapamayacağımı bildiğim Türkçem adına teşekkür ediyorum. Ömrü uzun ve bereketli olsun. Olsun ki, Büyük Türkçe Sözlük daha da olgunlaşsın.