Tebriz, Mezopotamya ve Anadolu'yu Hakikat Bölgesi olarak adlandıran Feryal Öney ve Cavit Murtezaoğlu “700 yıldır değişmeyen tek şey hakikatin rengi. Ritüeller, diller, ezgiler farklı olsa da hakikatin dili ve rengi değişmiyor” diyorlar
Feryal Öney: Türkiye'ye sekiz yıl önce geldiğinde beraber çalıştığımız bir arkadaşımız bizi Cavit Hoca'yla tanıştırdı. Biz Kardeş Türküler'de sentez bir müzik yapıyoruz. Bunun vokale de yansımasını istiyorduk. Hocamızdan ders almaya başladık böylece.
F.Ö: Cavit Hoca İran ehl-i hakların müziğini söylüyor. Ben de Kardeş Türküler'de Türkmen ve Alevi türküleri söylüyordum. Arkadaşlar sizin ortak bir projeniz olamaz mı diye önerdiler. Bu projenin iyi olabileceğini düşündük. Buluşma sebebimiz farklıydı ama sekiz senelik çalışma bizi bu günlere getirdi.
Cavit Murtezaoğlu: Böyle düet projeleri herkesle yapılmaz. Bu yalnızca bir müzik meselesi değil, ruh hali de çok önemlidir. Birbirimizi tercih ederken dünyaya bakış açılarımız, hayatta hedeflediklerimiz de önemliydi. Müziğin dışında da bazı şeyler var ve biz onları dikkate alıyoruz. Feryal'le birkaç senedir beste yapıyoruz ve içten bir dostluk bağımız var. Böyle bir proje lazımdı yani.
C.M: Eski ve kocaman bir kültür var. Ne yazık ki İran deyince halkın aklına siyaset geliyor. Acaba İran halkının altyapısında neler var? Biz kulağımızın dibindeki ülkelerle o kadar yabancıyız ki. Bu proje o bölgede yaşayanları burada tanıtmaya çalışıyor. Bizim buradaki konserlerimiz oradakileri de etkiliyor. Türkiye'nin siması onlar için belirli diziler ve müzisyenlerden ibaret. Sanki Türkiye'de sadece darbuka çalınır ve göbek atılır.
F.Ö: Bizde orkestra ve solistler apayrı değil. Cavit Hocamla akraba olan İranlı müzisyenler var. Kemançe, tembur, dede sazı çalıyor onlar. Müzikal olarak biz daha yeniyiz ama duygularımızı çok iyi ifade edebiliyoruz. İyi bir ekibiz.
F.Ö: Biz temsilen Tebriz'le Toros ismini koymuşuz. Şems ve Mevlana sınırlara bakmamışlar. İnsan demişler ve insan için can atmışlar. Eskiye döndüğümüzde içimiz açılıyor. Biz şimdi çok modern olduğumuzu söylüyoruz ya, 700 sene önce çok çok gelişmiş kaynaklar vardı. Hadi şimdi bir tane daha Mesnevi yazsınlar bakalım oluyor mu?
C.M: Tasavvuf deyince bir inziva anlıyor insanlar. Diğer taraftan Alevilik de her şey siyaset olarak algılanıyor. İki zıt kutup, ifrat ve tefrit. Ama biz bunların hepsini Batınilik şemsiyesinin altında topluyoruz. Tam ortada duran bir noktadayız.
C.M: Tebriz'le Toros arasındaki dillerden bahsedeceğiz. Bu diller Farsça, Türkçe ve Kürtçe'dir. Batınilik de bunu kapsıyor zaten. Tebriz'den bu yana gelirken Kürtlerin yaşadığı büyük bir coğrafya var. Repertuarda o coğrafyayla ilgili eksikler var. Oraya yasak koyamayacağımıza göre repertuara eklenecek Kürtçe şarkılarımız da olacak. Onu da eklediğimizde kendimizi daha iyi ifade etmiş olacağız.
C.M: Tebriz, Mezopotamya ve Anadolu'dur Hakikat Bölgesi. Farkındaysanız ülke adı vermiyoruz. Batınilik adı altında toplanarak, Tebriz ve Toros'un arasında geçmiş toprağın altındaki mistik mirasın arayışındayız. O şiirleri ve felsefeyi müzik kalıbına döküp halka sunmaya çalışıyoruz.
F.Ö: Bizim hayatla iç içe olma gibi bir iddiamız var. Canlı, capcanlı. İnsanlara gelin canlar bir olalım diyoruz. Bir olmamak için hiçbir sebep yok. Mekan artık yok. Mekan bugün yaşadığımız yerler. Değişmeyen tek şey hakikatin rengi.
C.M: Çünkü ben oradan geldim buraya. Biz burada buluştuk. Feryal olmasaydı bu proje, Tebriz'den diye kalacaktı. Gidecek yeri yoktu.
C.M: Evet. Hatta birkaçı kesinleşti. Şubat'ta Kuveyt'te olacağız. Yine Azerbaycan ve New York da listede şu anda. Görüşmelerimiz devam ediyor. Açıldıkça açılıyoruz. Bal arısı gibiyiz. Elimizde bir iğne, o çiçekten bu çiçeğe dolaşıyoruz ülkeler arası.






