Hayırlı işlerde acele gerekir

Zeynep Betül Erhun
Zeynep Betül Erhun
04:005/05/2023, Cuma
G: 4/05/2023, Perşembe
Yeni Şafak
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Peygamber Efendimiz günlük hayatında oldukça sakin olmasına rağmen hayır işlemek için acele edilmesini tavsiye etmiş, kendisi de böyle yapmıştır. Dinimizde hayır işlemekte ne kadar süratli davranmanın gerektiğini ortaya koyması bakımından bize verilen önemli bir ruhsattır, hayırlı işlerde acele etmek.

Allah insanı ‘aceleci’ bir fıtratta yaratmıştı. Kur’an-ı Kerim’de de pek çok yerde buna vurgu yapılır: “İnsan aceleci ‘tabiatta’ yaratıldı.” (Enbiya 37), “İnsan pek acelecidir.” (İsra 11)

Ancak acelecilik dikkat edilmesi gereken bir davranıştır. Zira acele işe şeytan karışır. Hadis-i şeriflerde buna dair şöyle buyurulur: “Acele şeytandan, teenni Rahmandandır.” (Tirmizi), “Teenni eden isabet eder, acele eden hata eder.” (Beyheki) Teenni, acelenin zıttıdır.

İnsanın aceleci olması; bir şeyi vaktinden evvel istemesi, sonra olacak şeyleri önceden talep etmesi, yapacağı şey üzerinde düşünüp taşınmadan hemen yapmaya kalkışması demektir.

Çünkü insan nefsinin istediği bir şey aklına gelince, şeytan onu yüreklendirir ve fırsatı kaçırma, hemen yap der. Aceleci olan insan da bu tuzağa düşer. İnsan aklına ve kalbine gelen bu istekleri önce tartmalı, “Allah razı olur mu” diye düşünmeli ve buna göre hareket etmelidir.

O halde günlük hayatımızda işlerde acele etmemeli ve hemen karar vermemeliyiz.

ACELE EDİLMESİ GEREKEN YERLER

5 yerde ise acele edilmesi tavsiye edilir: Misafir gelince, hemen yemek vermeli, günah işleyince, hemen tevbe etmeli, namazı vakti girince, hemen kılmalı, defin işini acele yapmalı, kız veya oğlan çocuklara din bilgilerini ve namaz kılmayı öğrettikten sonra, büluğa erip de dengi çıkınca, hemen evlendirilmelidir.

Acele edilmesi gereken en mühim konu ise hayırlı işlerdir. Kur’an’da “…Hayır işlerinde yarışınız!..” (Bakara-148), “…Onlar hayırda birbirleriyle yarışırlar...” (Âl-i İmrân-114) buyrulduğu gibi Peygamber Efendimiz de “Faydalı işler görmekte acele ediniz” şeklinde tavsiyede bulunur.

SADAKAYI DAĞITMAKTA ACELE EDİN

Hayrlı işlerde acele edilmesi gerektiğiyle ilgili hayat rehberimiz Peygamber Efendimiz’den örnek bir hadise şöyledir:

Ebû Sirve’a Ukbe İbni Hâris (ra) anlatıyor: Bir keresinde Medine’de Resûlullah’ın (sav) arkasında ikindi namazı kılmıştım. Resûlullah selâm verip namazı bitirdi ve süratle yerinden kalktı, safları yararak hanımlarından birinin odasına gitti. Cemaat, Hz. Peygamber’in bu telaşından endişe ettiler. Hz. Peygamber kısa sürede döndü, kendisinin bu acele davranışından dolayı meraklanmış olduklarını gördü ve şöyle buyurdu: “Odada, sadaka (olarak dağıtılacak) bir miktar altın -veya gümüş- bırakmıştım. Onun gece evde kalmasını uygun görmedim.”

HAREKETLERİYLE ÖĞRETİYOR

Hz. Peygamber’in bütün hal ve hareketini son derece dikkatle izleyen sahabiler, onda görmeye alıştıkları sakin ve ağırbaşlı tavırlar dışında, aceleci, telaşlı bir hal gördüler mi, “nahoş bir şey mi var acaba?” diye meraklanırlardı. Bu kez de öyle olmuştu. Hz. Peygamber’in selam verir-vermez mihrabı hemen terk edip süratle odasına gitmesi ashâb-ı kirâmı endişelendirmişti. Peygamber Efendimiz ise, hayır işlemekte ne derece acele davranılması gereğini hem hareketi hem de sözüyle ortaya koymak suretiyle ashabını bir yandan teskin ederken bir yandan da eğitiyordu.

ZİHNİNİZİ ENGELLEMESİN

Peygamber Efendimiz bu davranışıyla, “Ne acelesi var, dağıtırız, yaparız” gibi tembel bir duygu ve tavırdan Müslümanların uzak durması gerektiğini bizlere örnek olarak öğretir. Altın-gümüş gibi kıymetlerin insana cimrilik ve sürekli ekonomi düşüncesi telkin ettiği, ibadet esnasında bile zihni meşgul ettiği bilinen bir gerçektir. Yapılacak hayrı, verilecek sadakayı geciktirmemek, bu tür duygulara kapılmaktan insanı kurtarır.

AMEL DEFTERİNİ HAYIRLI AMELLERLE DOLDURALIM

Sonuç olarak, hayırda yarışmak ve hayır işlerinde acele etmek, sayılı dünya günlerini değerlendirmenin en güzel yoludur. Sâlih ameller yapan ve hayır işleyen kişi, ancak kendi faydasına çalışmış olur. Zîrâ Cenâb-ı Hak şu vaatte bulunur: “Zerre kadar hayır işleyen, onun karşılığını (mutlaka) görür.” (ez-Zilzâl, 7), “…Hayır olarak ne yaparsanız Allah onu muhakkak bilir.” (el-Bakara, 273)

Rasûlullah (sav) de şöyle buyurur: “Ömrü ancak birr (her çeşit hayırlar, iyilikler, ihsanlar) uzatır; kaderi de ancak duâ geri çevirir. Kişi, işlediği günah sebebiyle rızkından mahrum bırakılır!”

ACELE EDİN, ACELEYE GETİRMEYİN

Amel defterini hayırlarla doldurarak cennette yüksek bir makama ulaşmak isteyen mümin, acele etmeli ve vaktini iyi değerlendirmelidir. İmkanı nisbetinde gücünün yettiği her hayrı işlemeye gayret etmelidir. Ancak hayırda yarışırken salih amelleri aceleye getirerek kusurlu ve noksan yapmamalıdır. Nitekim meşhur âlim Aliyyu’l-Kârî, bu hususta şu açıklamayı yapar: “Allâh’ın emirleri olan taatleri yapma hususunda acele edip hayra koşmak ile onları yerine getirirken acele etmek arasında büyük fark vardır. Bunlardan birincisi güzel ve medhedilmiş, ikincisi ise zemmedilmiştir.”

Yâni ibâdet ve hayırları tam vaktinde yapmak için acele etmek lazımdır. Lakin bunları alelacele îfâ ederek hemen bitirmeye çalışmak doğru değildir. Zira Cenâb-ı Hak, yapılan işlerin düzgün ve sağlam olmasını ister.



#İslam
#Din
#Toplum