Hermenötik yöntemle Kur''an''a yeniden bakış

Lütfi Bergen
00:0028/11/2012, Çarşamba
G: 28/11/2012, Çarşamba
Yeni Şafak
Hermenötik yöntemle Kur''an''a yeniden bakış
Hermenötik yöntemle Kur''an''a yeniden bakış

Muhammed Müctehid Şebusteri, ''anlam''ın kendine mahsus bir bilim ve yöntem olduğunu ifade ediyor. Kur''an''ın anlamakla ilgili biçimselliklerden vazgeçilmesi gerektiğini savunuyor.

1937 yılında İran Azerbaycan''ının Şebuster şehrinde dünyaya gelen Muhammed Müctehid Şebusteri 1970- 1979 arası Almanya''da bulundu; İran Devrimi''nin ilk meclisinde yer aldı. Tahran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi''nde İslam Felsefesi dersleri verdi. 1998 yılında Hermenötik Kur''an Ve Sünnet başlıklı kitabını yayımladı. Kitap, Türkiye''de de Kur''an tefsiri üzerine geliştirilmiş metodolojilere bağlı olmayan bir yorumyöntemden bahsediyor. Şebusteri bir metnin tefsir edilmesi için üç temel bakıştan söz etmektedir: 1) Bir metnin doğru anlaşılması için ancak tefsir edilmesi gerekir; 2) Bir metin farklı şekillerde tefsir edilebilir; metinlerin anlamları bedihi değildir; yani anlam kendiliğinden elde edilemez; 3) Metnin doğru anlamının teşhis edilerek gerekçelendirilmesi gereklidir. Ancak bu metodla doğru olmayan tefsirler ayıklanabilir (2012: 28).

İki farklı tefsir metodu

Yazar''a göre Kur''an''ın nasıl tefsir edilmesi gerektiği ile ilgili iki farklı tefsir metodu ortaya çıkmıştır: 1) Tefsirin Beşeri Niteliği: Kur''an''ın hadis ve rivayetlerle tefsir edilmesi gerektiğidir. Kur''an Allah''ın sözü olduğu için herhangi bir insan sözünün tefsiri için kullanılan yöntemlere başvurulamaz. Kur''an''ın içeriği, kitabın kendisine indirildiği Peygamber''den nakledilen rivayetlerle anlaşılabilir. Şebusteri, rey ve içtihat metodunu da bu ilk bölümlemede ele alır. Vahyi rey ile tefsir edenlerin vahyin beşeri bir olgu olmasa da anlaşılabilmesi için beşeri sözlerin tefsirinde kullanılan yöntemlere başvurduklarından bahseder; 2) Kur''an''ın Kur''an''la Tefsiri: Yazar''a göre bu yöntem sahipleri ''Kur''an''ın bir bütün olduğu ve Kur''an''ı meydana getiren parçaların birbirini tefsir ettiği'' ön kabulden hareket etmektedirler. Bilindiği gibi Türkiye''de bu yöntem Kur''an''da Allah ve İnsan - Toshihiko Izutsu ile Kur''ân''ın Bütünlüğü Üzerine - Halis Albayrak gibi kitaplar üzerinden uygulanmıştı. Şebüsteri bu metodu şöyle eleştirir: Ayetler kendi kendine konuşmayacağından, önce ortaya bir soru atıp sonra da başka ayetle tefsir etmek suretiyle cevap isteyen kimse müfessirden başkası değildir. O halde müfessirin sorusu nereden gelmektedir? Her soru bazı kabulleri barındırır ve bunlar Kur''an''dan gelmez. Yazar ''anlam''ın kendine mahsus bir bilim ve yöntem olduğunu ifade ederek geçmişte Kur''an''ın anlamakla ilgili biçimselliklerden vazgeçilmesi gerektiğini savunuyor. Günümüz fakihleri nasıl ki hükmün ispat ve istinbatı için geçmiş fukahanın taklitçisi olamazlarsa, Kur''an''ın anlamlandırılmasında da geçmişin mukallidi olamazlar, diyor (2012: 76). Kitap ortaya çıkan yeni konularla ilgili olarak (işçi hakları gibi) kuşatıcı sosyal teoriye ulaşmak ve Kur''ân''a yönelik fıkhî istinbatlarımızın çağımızın ufkuyla uyumlu olabilmesi gereğinden bahsediyor. Şebusteri, Kur''an''ın beşeri olan uygarlık ve kültür üzerine kırmızı çizgi çekmek için gelmediğini, fıkhın amacının sosyal değişimlere cevap vermek olduğunu söylüyor. Şebüsteri, Eş''arî, Gazali, Allame Tabatabaî, ariflerin tefsirlerindeki önyargılı kabulleri de örneklendirir. ''İslam''da dini düşüncenin yeniden ıslahı'' grubunda saydığı Abduh, İkbal, Malik Bin Nebi gibi yazarlardan bahsederek, onların günümüz insan- evren tasavvuruna uygun olarak farklı anlayışları tutarlı bir bütün içerisinde ele alarak dinin yeniden anlaşılması kaygılarını önemser. Şimdi der, Müslüman düşünürün yapması gereken şey, vahiy olgusunu, tecrübe etmesi, günümüz insan ve evren tasavvuru açısından anlamlandırmasıdır.

Kur''an Ve Sünnet

Muhammed Müctehid Şebusteri

Mana Yayınları

2012

400 sayfa