Hayat Katardan İstanbula inci yolculuğu

Katar’dan İstanbul’a inci yolculuğu

Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Katar Müzeleri’nin gerçekleştirdiği “İnci, Denizdeki Mücevher” sergisine ev sahipliği yapıyor. Dünyadan ve Katar’dan incileri tarihi bilgi, efsane ve mitolojik hikayelerle sunan sergi, bizi incinin gizemli dünyasına davet ediyor.

Abone Ol Google News
Harun Karaburç Yeni Şafak
Katar’dan İstanbul’a inci yolculuğu
Türk ve İslam Eserleri Müzesi geçirdiği rehabilitasyonun ardından açtığı sergilerle diğer müzelere fark atıyor. Geçtiğimiz Mart ayında Budapeşte Uygulamalı Sanatlar Müzesi ile İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi Koleksiyonlarından 15. ve 17. Yüzyıl Osmanlı Halıları sergisi büyük ilgi görmüştü. Sonra Konya Selçuklu Belediyesi ile birlikte hazırlanan en büyük Selçuklular sergisi çok sayıda ziyaretçi çekmişti. Müze, şimdilerde tüm dünyanın en değerli incilerinin bulunduğu bir koleksiyonu ağırlıyor. Katar Müzeleri'nin gerçekleştirdiği “İnci, Denizdeki Mücevher” sergisi dünyadan ve Katar'dan incileri tarihi bilgi, efsane ve mitolojik hikayelerle sunuyor.

EN YENİSİ EN ESKİSİ

Sergide, 108 parça yer alıyor. Koleksiyonda inciler, inci istiridyeleri, Avrupa kraliyet aileleri ve ünlü isimlere ait taçlar, broşlar ve kolyeler bulunuyor. Doğal Körfez incilerinden yapılan mücevherler arasında, Fransız Cartier'nin takıları, Elizabeth Taylor'a ait Bvlgari tasarımı inci küpeler ve Avusturya Arşidükü Marie Valerie'nin taktığı tacın yanı sıra Avrupa Monarşisi'ne ait altı kraliyet tacı dikkat çekiyor. Romalılardan günümüze, farklı dönemlere ait parçaların da yer aldığı sergideki en eski eser, 3. yüzyıldan kalma bir bilezik. Koleksiyondaki en yeni eser ise Vietnam asıllı Alman sanatçı Sam Tho-Duong'a ait “Frozen” isimli parça. Bu koleksiyon dünyanın en zengin koleksiyonlarından biri.

Bir zamanlar inci Arap ülkeleri için önemli bir geçim kaynağıydı. Zaman içinde insanların petrole inciden daha fazla ihtiyaçları oldu.
Bir zamanlar inci Arap ülkeleri için önemli bir geçim kaynağıydı. Zaman içinde insanların petrole inciden daha fazla ihtiyaçları oldu.


EN ESKİ İNCİ PARİS'TE


İnci doğal bir mücevher. Saflığın, temizliğin ve masumiyetin simgesi. Eski çağlardan beri yoğun olarak kullanılıyor. En eski inci ise Paris'te bulunuyor. Osmanlı da inciyi yoğun olarak kullanılmıştı. Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde ve Topkapı Sarayı'nda örneklerini görebilirsiniz. Hürrem Sultan'a ait altın ve inciden oluşan bir başlık da müzede bugün bulunuyor. Serginin aynı zamanda tarihle de iç içe olduğunu söyleyen küratör Hubert Bari, “Burada tarihi ve doğal bir sanat tarihini görüyoruz. Öncelikle inci Katarlı insanlar için önemli bir geçim kaynağı olmuş. Bir yaşam biçimiydi ve beş bin yılık bir geçmişi var. Petrol bu hayatı tamamen değiştiriyor. Katar incilerinin kalitesi daha farklı” diyor.



BÜYÜK TEVAZU


İncinin nasıl oluştuğuyla ilgili çeşitli söylentiler dolaşıyor. İncinin gizemi yıllardır kendisini koruyor. İnci pahalı bir mücevher olmasının yanı sıra bu gizemli tarafıyla da insanların ilgisini çekiyor. Bari, bütün kabuklu deniz hayvanlarının inci yapabilme kapasiteleri olduğunu ifade ediyor. İnci kaba tabirle balıkların dışkılarının yıllar boyu birikmesiyle oluşuyor. Bunu bilmek itiraf edelim hepimize küçük bir hayal kırıklığı yaşatıyor. Ancak Bari, dışkıların birleşerek pırlantalar ve zümrütlerle yarışacak bir mücevherin ortaya çıkarmasını büyük bir tevazu örneği olarak görüyor.

1963 yapımı Kleopatra filminde Elizabeth Taylor'un taktığı inci küpeleri de sergide görebilirsiniz.
1963 yapımı Kleopatra filminde Elizabeth Taylor'un taktığı inci küpeleri de sergide görebilirsiniz.


İLK GEZİCİ SERGİ


Katar koleksiyonun on yıllık bir geçmişi var. Bari, 2003 yılından beri bu koleksiyon için parça topluyor ve ona sahip çıkıyor. Kendisini bu serginin 'babası' gibi görüyor. 2010'dan beri serginin küratörlüğünü yapan Bari, birçok parçayla duygusal bağ kurduğunu söylüyor. Koleksiyonu büyük ölçüde Katarlı yetkililerden aldığı yetkiyle kendisi oluşturmuş. Bu sergi aynı zamanda Katar Müzeleri'nin ilk gezici sergisi.

İkinci durak Çin

Saf incilerin ve incilerden yapılmış takıların eski kasalarda sergilenmesi dikkatlerimizi çekiyor. Bari'ye bu kasaların özelliklerini soruyoruz. Bari'den öğrendiğimize göre bu kasalar Hindistan'da bulunan East İndia Company diye bir şirkete ait. Kasaların da 150 yıllık geçmişleri var. On yıl boyunca bu kasaları da tek tek topladıklarını söyleyen Bari, bu sayede incilerin pahabiçilemez oluşuna da gönderme yaptıklarının altını çiziyor. Sergiyi 10 Ocak 2016'ya kadar gezdiniz gezdiniz. Gezmediğiniz takdirde serginin bir sonraki durağının büyük bir ihtimalle Çin olduğunu söyleyelim.


6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.