Dünyaya kendimi bağlamadım

Büşra Sönmezışık
00:0014/04/2013, Pazar
G: 13/04/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Dünyaya kendimi bağlamadım
Dünyaya kendimi bağlamadım

104 yaşında asırlık çınar Ali Yıldırım, haftanın iki günü Saraç Doğan camisinde vaaz veriyor. Genç imamlara taş çıkaran Ali Hoca, verdiği vaazlar arasında huzurlu ve uzun yaşamın sırlarını anlatıyor. 'Dünyaya kendini bağlamayacaksın, içine değil arkana atacaksın' diyor.

Ali Yıldırım, 104 yaşında. Haftanın iki günü evinin yakınlarındaki Saraç Doğan Camii'nde öğle ve ikindi namazlarından önce vaaz veriyor. 1978'de emekli olduktan sonra Diyanet İşleri Başkanlığı'na gönüllü vaizlik için başvurmuş. O zamandan beri cami cami dolaşıyor. Cemaat aksakalından dolayı ona 'Pamuk Hoca' diyor. Evlere de sohbet etmeye giden Yıldırım, her akşam bir evde sohbet veriyor. Hoca aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinin ve Cumhuriyet'in kuruluşunun tanıklarından. Ayrıca Sadettin Kaynak'tan ezan dersi almış.

Dedesi Sultan Reşat'ın Danışmanı

Ali Yıldırım, 1909'da İstanbul Bebek'te dünyaya gelmiş. Süleymaniye Medresesi'nin son mezunlarından. Bu 104 yaşındaki delikanlı Sultan Reşat, Sultan Hamit ve Sultan Vahdettin olmak üzere üç padişahın saltanatını görmüş. Babası müderris, dedesi ise Sultan Reşat'ın danışmanıymış. Sultan Reşat'ı gördüğünde üç yaşlarındaymış. Cuma hutbelerinin padişahlar tarafından okunduğu o yıllarda babası kucağına alır, onu hutbe dinlemeye götürür, çıktıktan sonra da Sultan Reşat başını okşar, çocuklara birer çeyrek altın dağıtırmış. Ali Hoca 'Yedi tane altın biriktirmiştim. Sultan Hamit, Sultan Reşat en son da Sultan Vahdettin vermişti. En kıymetlisi Sultan Reşat'ınkiydi' diyor. Dedesinin görevi gereği saraya yakın olduklarından maddi sorun yaşamamış.

Yahya Efendi'ye 42 yıl hizmet ettim

Ali Hoca, 1935'te medreseden mezun olduktan bir yıl sonra Yahya Efendi camiinde görev almış. Burada başına öyle ilginç hadiseler gelmiş ki anlatmakla bitiremiyor. Görev aldığı gün Hacı Yakup Efendi ona bir tane tencere, pompalı bir gaz ocağı, bir tane de tabak bırakmış. Onu kenara çekip 'Sana birkaç tembihim olacak. İbrik, takunya, peşkir bunları hazırlayacaksın. İbriğe de su dolduracaksın. Seccadesini hep hazırda tut. Çünkü Yahya Efendi gece teheccüde kalkar. Sesini duyacaksın ama kendisini göremeyeceksin, korkma' demiş ve eklemiş 'Eğer hizmet edersen sana mucizeler gösterilir' Daha ilk akşam başıma geldi diyen Yıldırım, 'Baktım bir ses, kapıma vuruldu, uyandım kimse yok. Takunya sesleri duymaya başladım. Gittim baktım, ibrikte su kalmamış, terlikler giyilmiş, peşkir ıslanmıştı' diyor. 42 yıl boyunca Yahya Efendi'ye hizmet eden Ali Hoca, her gece böyle devam etmiş. Pek çok mucizeye tanık olmuş.

Her Ramazan sahur ve iftar yemeği gelirdi

O mucizelerden ilki aynı yıl gerçekleşmiş. Ramazan aylarında kapısının önüne her sahurda ve iftarda yemek geldiğini söyleyen Ali Hoca, bunun Yahya Efendi'nin hikmeti olduğuna inanıyor. Ramazan ayında bekâr olduğundan evde pek yemek pişiremediğinden iftarda yediği yemekle niyetleniyormuş. Aynı günün akşamı Beşiktaş'tan iftarlık almaya gitmiş. Biraz, zeytin, peynir, makarna ve ekmek almış. Ezanın okunmasına 45 dakika kala hazırlığını yapmış. Sonra bakmış ki kapısının önünde bir tepsi duruyor. Yıldırım: 'Kâse içinde un çorbası, dört zeytin, iki hurma, bir de şimşir bir kaşık içinde besmele yazıyor. Çorbanın yanında kırılmış bir ekmek vardı. Çevremde komşu da yok. Sahurda da aynı şey oldu. Bir süre sonra Yahya efendinin hizmetinin karşılığı olduğunu anladım. İlk gece korktum ama sonra alıştım' diyor.

55 yaşıma kadar evlenmedim

Yahya Efendi'ye hayatını adayan Ali Hoca hizmetinden dolayı uzun yıl evlenememiş. 55 yaşına geldiğinde evlenme zamanın geldiğini düşünüyor, fakat bunu kimseye söylemiyormuş. Bir gün camiye gelen cemaatten biri evlenmek isteyip istemediğini sormuş. O da 'İstiyorum, ama kimse ön ayak olmuyor' demiş. Ertesi gün haber uçurulmuş. Kayınvalidesi Ali Hoca'nın yaşını öğrenince kabul etmemiş. Ancak kayınpederi kabul edince ve kız da isteyince bir ay içinde evlenmişler. Eşi şimdi seksen yaşında. Üç tane kızı bir oğlu var. Her yıl Ramazan ayında düzenli olarak kapısına gelen yemekler de evlendikten sonra kesilmiş. 1936'dan 1978'e kadar Yahya Efendi camisinde sohbetlere devam eden Ali Hoca 18 yıldır Saraç Doğan camisinde Pazartesi -Perşembe günleri sohbet yapıyor.

En çok insanlığı özlüyorum

Asırlık çınar Ali Hoca, yaşadığı süre boyunca pek çok olaya şahit olmuş. Geçmişle günümüze köprü kurduğu o yıllardan iç çekerek bahsediyor. Bebek'te dünyaya geldiğini, o yıllarda çok fazla azınlıkla bir arada yaşadıklarını ama şu anki Müslümanlardan daha iyi muamele gördüğünü anlatıyor. Yıldırım: 'Bizde hiç kapı kitlenmezdi. Yollarda doğru düzgün çöp olmazdı. Komşuluk ilişkileri çok iyiydi. Şimdi komşu komşusunu tanımıyor. Hasta olduğundan kimsenin haberi yok. Tatlı dilliydi insanlar, küfür, hırsızlık yoktu. Gece rahatça dolaşabiliyordun. En çok insanlığı özlüyorum' diyor. Bugün Müslüman olarak yaşamanın daha zor olduğunu söyleyen Ali Hoca, 'Bu zamanda kendini kurtarabilen kazançtadır' diyor. Savaş yıllarında medresede okuduğunu söyleyen Yıldırım, medresenin de son öğrencilerindenmiş.

Dünyaya kendimi bağlamadım

Ali Hoca'nın hafızası çok iyi. Hemen hemen her şeyi hatırlıyor. Yürüyebiliyor, kendi işlerine bakabiliyor. En çok demli çay içmeyi seviyor. Hem bedenen hem de ruhen nasıl bu kadar genç nasıl kalabildiğini sorunca nasihat vermeye başlıyor: 'Dünyaya kendini bağlamayacaksın, bağlarsan yaşayamazsın. Olmuş, olmamış, gelmiş gelmemiş hiç alakadar olmayacaksın. Allah'ın dediği olur.' Medresede hocalarının ilk öğrettiği nasihati da Ali Hoca şöyle özetliyor: 'Yaşamak istiyorsanız dünyaya gönül bağlamayın.' 'Derdini içine atacağına arkana at' sözüyle yaşam felsefesini özetleyen Ali Hoca, 'Alamadım, yaşayamadım, gezemedim demedim hiç' diyor.

Başbakanın korumaya ihtiyacı yok

Ali Yıldırım, devlet büyüklerini gördüğü zaman onlara 'Doğruluktan ayrılma, adam kayırma, dürüst ol, tatlı dilli ol, dinine bağlı ol, namazını kıl, doğru eğrilir ama yıkılmaz' diye nasihatte bulunuyormuş. Menderes'e kadarki yöneticilerin koruması olmadığını anlatan Ali Hoca, 'Başbakan için etten duvar örüyorlar. Kimden korkuyorsunuz? Allah sizi korumuyor mu? Eceliniz geldiyse zaten eninde sonunda öldürürler. Ben şimdiye kadar kimseden korkmadım. Neden? Beni yaratan beni düşünsün' diyor. Başbakan ile de görüşmek istediğini söyleyen Ali Yıldırım, 'Ona da nasihatlerim var' diyor.

Daha çok yaşamak istiyorum

Ali Hoca'ya bundan sonra ne istediğini soruyorum, ellerini iki tarafa doğru açıyor 'Daha çok yaşamak ve sıhhatli ömür istiyorum' diyor. İnsanlara faydalı olmak için ömrünün uzun olmasını istediğini söyleyen Ali Hoca yaşama sevinciyle görenleri şaşırtıyor. Şuanda hayatta olmayan arkadaşlarından bahsederken hüzünleniyor. Yanında en çok Ayet-el Kürsi, Bereket Duası ve Şeytanın Hileleri kitabını bulunduruyor. Kanaat önderlerinin ve siyasetçilerin sorumluluğunun çok ağır olduğunu belirten Ali Hoca, 'Kimseye göre konuşmam, doğru neyse onu söylerim. 104 yıl oldu ben Müslüman olmakta zor bir şey görmüyorum. Çünkü Allah'ın Kur'an'ı ve Peygamberimizin sünneti var önümüzde. Kim ne derse desin umurunuzda olmayacak yardımcınız Allah'tır' diyerek günümüz insanına önemli tavsiyelerde bulunuyor.

Adnan Menderes'in arabasına bindim

Pek çok devlet büyüğüne nasihatlerde bulunduğunu anlatan Ali Yıldırım, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştüğünü ve ona da nasihatlerde bulunduğunu söylüyor. Başbakanla da görüşmek istediğini belirten Ali Hoca, Adnan Menderes ile karşılaşmasını şöyle anlatıyor: '1952 senesiydi. Bayrampaşa'dan camiye doğru gidiyordum. Topkapı'ya kadar yürüdüm baktım ki o. Hava soğuktu paltosunun yakasını kaldırmış, şapkasını çekmiş selam verdi. 'Nereye gidiyorsun?' dedi. Ben 'Hocayım Yahya Efendi camisine gidiyorum' dedim. Beni kendi arabasına bindirdi. Şoförün yanına oturttu. Koruması yoktu. Kendisi arkaya oturdu. 'Beni Beyazıt'a bırak, Hoca Efendi'yi istediği yere götür' dedi.

Hiç ilaç içmedim doktora gitmedim

'Yaşamak çok güzel' diyen Ali Yıldırım, 'Ölümü istemeyin' hadisini hatırlatıyor. Yaşamanın iki sırrı olduğunu anlatan Hoca, insanları 'Hiçbir şeyi kafana takmamak ve fazla yememek konusunda uyarıyor. Günümüz insanının çok yediğini söyleyen Yıldırım, 'Az yiyin uzun yaşayın' diyor. Yıldırım: 'Kimsenin tatlısına tuzlusuna karışmam. Senin bir kabahatini gördüysem usulca kenara çeker, 'yapma' derim. Nasihat ederim. Bu Allah'ın da çok hoşuna gider' diyor. Hayatında hiç ilaç kullanmadığını söyleyen Ali Hoca, ağrıları olduğu zaman abdest alıp dua ettiğini ve ağrılarının geçtiğini söylüyor. Hastaneye yalnızca hasta ziyaretleri için gittiğini anlatan asırlık çınar, 'Yüz yaşındaydım beni doktora götürdüler, baştan sona muayene ettiler. Bir şey çıkmadı' diyor. 'Ben de grip oluyorum ama dua ediyorum geçiyor' diyen Ali Hoca, en çok Teheccüd namazında bir de sabah namazının farzından sonra secdede dua ettiğini söylüyor. 'Secdede yapılan dualar ret olmaz' diyerek dua adabına uyulmasını gerektiğini söylüyor ve ekliyor 'Dua boynu bükük yapılır, bağırarak yapılmaz'