Hayat Kimsesizlerin babası oyuncu Turgay Tanülkü Bu devlete ve millete küsülmez

Kimsesizlerin babası oyuncu Turgay Tanülkü: Bu devlete ve millete küsülmez

Uzun yıllar mahkûm ve sokak çocuklarına eşi ile birlikte sahip çıkan usta oyuncu Turgay Tanülkü, cezaevlerindeki mahkûmlar için de Son Kuşlar tiyatro oyununu sahneliyor. Ömrünü harcadığı bu güzel gönüllülük sayesinde herkese örnek olan Tanülkü, “Bu devlet ve millete küsülmez. Ayakta durmalıyız. Benim bütün kavgam da bu. Çocuklarımın kavgası da bu. Daha büyük olmak. Daha büyük bir aile olmak” dedi.

Fatma Çelik Yeni Şafak
Oyuncu Turgay Tanülkü
Oyuncu Turgay Tanülkü

Sayısız dizi ve sinema oyununda rol aldı ama o Şahin Ağa karakteriyle gönüllerde taht kurdu. Son yıllarda Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz isimli dizide rol alan usta oyuncu Turgay Tanülkü, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Uluslararası İyilik Ödülü ile ödüllendirildi. Uzun yıllardır mahkûm ve sokak çocuklarına eşi ile birlikte aile olan Tanülkü, bu güzel iyilik hareketini yıllarca kamuoyundan uzak tuttu. Hiçbir zaman çocukları üzerinden reklam yapmak istemedi. Aslında onun tüm derdi çocuklarını bir sıfır yenik başladıkları hayatta dimdik ve güçlü bir şekilde yetiştirebilmekti. Öyle de oldu. İlk bakımını üstlendiği çocukları bugün kendi işlerinin başında ve kendi yuvalarını kurdu. Onlar da Tanülkü’nün açtığı yolda ilerleyip kardeşlerine kol kanat geriyorlar. 26 çocuk içerisinden evlenenler ve torunlar ile bugün 101 kişilik bir ailesi olan Tanülkü’nün başka bir güzel hareketi daha var.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığı Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünce ortaklaşa yürütülen proje kapsamında yıllardır cezaevlerinde mahkûmlar için Son Kuşlar tiyatro oyununu sergiliyor. Ömrünü kader mahkumları için harcayan Tanülkü, yenisafak.com’a konuştu. Tanülkü, “Yaradan’a hep minnet duyarım. Böyle bir ülkenin insanı olduğum için. Ben ve çocuklarım hep yatılı olduk. Yetiştirme yurdu, askerlik, okul, cezaevi… Tanımadığım insanların vergileri benim kursağımda geçti. Devlet bana maaş veriyor çünkü. Dolayısıyla ben ve 101 kişilik ailemin o insanlara minnetimiz var. Onların vergilerine cevap vermeliyiz. Helalleşmem lazım benim bu ülkeyle" dedi.

REKLAM


ÖDÜL ÇOCUKLARIMIN BAŞARISI

Yıllarca eşinizle birlikte çalışıp evlatlarınız için mücadele ettiniz ve bunu saklamak için de elinizden geleni yaptınız. Şimdi ise bu güzel iyilik hareketiniz Türkiye Diyanet Vakfı tarafından ödüle layık görüldü. Bu ödülü almak yüreğinize ne hissettirdi?

Mutluluk ile utanmak bir arada gerçekleşti. İnancımızda da vardır komşuna, tanıdığın tanımadığına, ihtiyacı olana, yetime el ver der. Ayetlerde geçer bu. Dolayısıyla utanma dediğim nokta o. Çocukların yüzü suyu hürmetine bu ödül geldi. Evlatlarım ‘Baba senin hakkın bu’ dediler ama ödül sokaktan aldığım çocukların ödülü. Onlar okumayı başarmasaydı benim başarım söz konusu olmazdı. Biz demeyi öğrenmeliyiz. Ne kadar ben dersem işte o kadar hata olur. Hâlbuki biz büyük bir aileyiz.

CEZAEVLERİ BİR TİYATRO SAHNESİ

Bu ödülü size getiren evlatlarınız ile yolunuz nasıl kesişti?

Ben 7-8 yaşındayken simit ve gazete satıyordum Uşak’ta ve cezaevlerine gidiyordum. Orada dışarıda benim yaşımda insanları görüyordum. Hep ağlıyorlardı. Hatta ben simit alamadıklarını düşünerek simit falan vermiştim ama ağlamaları durmuyordu. Sonra anladım ki içeridekine ağlıyorlar. Ben yetim büyüdüm. Babasızlığın ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Bir de o zaman kalın parmaklıklar vardı. Ve düşünün bir çocuk babasına dokunamıyordu. Baba da çocuğun saçını okşayamıyordu. O fotoğrafı hiç unutmadım ben. İlkokul bitirinceye kadar ben çocukluk da yaşamadım. Hep aklıma onlar geliyordu. Gece anam uyurdu. Yavaşça yanına sokulur sarılırdım ona. Annem uyurken çok ağladım ben ‘Beni bırakma’ diye. İşte o çocuklar hep öyle geldi. Sonra cezaevine düştüğümde 17 yaşındaydım. Bu sefer ben bunları yaşamaya başladım. Babalar ziyaretine aileleri geldiğinde saçlarına ve gözlerine limon sıkarlardı. Parlak ve canlı gözüksünler diye. Bir anlamda oyunculuk yaparlardı. Ziyarete değil sahneye çıkıyor gibi. İşte bu sahneleri göre göre dedim ki "Eğer cezaevinden bir gün çıkarsam bu çocuklara yöneleceğim." Öyle de yaptım. 1981 yılından beri de çocuklarla birlikteyim.

REKLAM
Cezaevlerinde şu an 725 tane çocuk var anneleriyle yatan. 6 yaşına kadar anneleriyle kalıyor. Dışarıdaki aile çocukları almazsa idare yetiştirme yurtlarına gönderiyor. Dolayısıyla o çocuklar kaybolup gidiyor. Özellikle de kız çocukları. Çünkü erkek çocuğuna kızabilirsin, bağırabilirsin, kovabilirsin ama kızı kovduğun zaman o kızı sokak bir daha sana geri vermez. Onun için kızlar konusunda daha hassasız.

EŞİME ÇOCUK VEREMEDİĞİM İÇİN ÖZÜR DİLERİM

Bu yolda eşiniz ile birliktesiniz. Peki, çocuklarınızı evlatlık almaya nasıl karar verdiniz?

İşkence gördük. Dolayısıyla çocuğum olmuyor benim. Eşimden hep özür dilerim Anneler Günü'nde ona bir evlat veremedim diye. Sonra ‘Gel bu çocuklara bakalım’ dedim. Yavaş yavaş evlerinde bakmaya başladık. Bu sefer çocuklara verdiğimiz eşyalar ve para kaybolmaya başladı. Bu sefer de ‘Biz gel bir ev tutalım. Kiralarını ödeyelim. Orada bakalım onlara’ dedim. Ailelerle öyle anlaşma yaptık. Emniyete de haber verdik. Çocuklar şu evde diye. Yavaş yavaş bu büyümeye başladı. Hiç pişmanlık duymadım.

Kaç çocuğun bakımıyla ilgileniyorsunuz ilk başta?

İlk başlarda üç tane Ankara’da çocuk vardı. İki tanesi şimdi 45 yaşında. Evlendi, çocukları var. Dede bile olduk. Sonra baktık paramız var. Zehra’nın maaşı benim maaşım, bir de o zamanlar Ferhunde Hanımlar dizisi vardı. Biz çok atımız katımız olsun derdinde olan bir aile değiliz. Öyle bir düşüncemiz de hiç olmadı. İstanbul’da kirada oturuyoruz. Sonra giderek çocukların sayısı artmaya başladı. Kazancım yetmemeye başladı. Netice olarak biz de ayakta durmak zorundayız. Bu sefer farklı işler yapmaya başladık. Alın teriyle tabii. Ayıp değil dedik, her türlü işi yaptık. Simit de sattık, nohut pilav da yaptık, poşetler sattık. Karım ile birlikte bir çay ocağı işlettik Ostim’de Ankara’da.

REKLAM

BABAM KARDAN ADAMI ÖLDÜRDÜ

Çocuklarınız ile unutamadığınız bir anınız var mı?

Bir gün çocuklar kardan adam yapmış. 6 tane ufaklığım var. Büyüklerden biri aradı ve dedi ki: “Baba sucuk bitti. Alabilirsen al, çocuklara mangalda sucuk yapalım.’ Ben de aldım gittim. Montlarımızı giydik dışarıda ateş yaktık. Üşüyoruz ama mutluyuz ama birden baktık kardan adam eridi. Havuç burnu, zeytin gözleri düşmeye başladı. Çocuklar isyan etti. ‘Babam kardan adamı öldürdü’ diye ağlamaya başladılar. Sucuktan nefret ediyorlar artık.

TİYATRO İNSAN KOKUSU

Peki tiyatro? Son Kuşlar... Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığı Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünce ortaklaşa yürütülen proje kapsamında oynadığınız ve izlemedik mahkûm kalmayana kadar devam edecek turne nasıl başladı?

Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık’ın öyküsü. Firdevs Aylin Tez oyunlaştırdı bize. Cezaevlerindeki olguyu anlatıyorum. Bir gün Yozgat’ta gala yapıyoruz. Gala gününde bütün kadınlarımıza vali, emniyet müdürü, başsavcılık çiçek dağıtırız. Canlı çiçek. Cezaevinde koğuşlarda canlı çiçek yok. Bir tane hanım mahkûma çiçeği verdim. ‘Bir dur’ dedi. ‘25 yıldır hiç çiçeğe dokunmamıştım’ dedi ve bunu bir anne söylüyor. Onlar çok ağır. Bakırköy cezaevindeyken de bir kadın mahkûm arkadaşım 3 aylık bebesini kaldırdı ‘Bunu sana doğurdum hocam’ dedi. Adam terk edip kaçmış. Yani acısı çok bu işin. Mutluluk bizim için gözyaşıyla beraber.

Tiyatroyu kullanıyorum. Çünkü tiyatro insan kokusu. Oyun kuruyoruz mahkûm arkadaşlarla büyük cezaevlerinde. Şimdi benim öğrencilerim yürütüyor o işleri. Mahkûm arkadaşı, ailesi gelip seyrediyor. Sonra seyirci gidiyor. O koca koca insanlar aşağıya inip koltukta oturan annesinin, babasının, çocuğunun koltuğunu kokluyor. O hasreti kokuyla geçiriyor

Oyuna başlamadan önce mahkûmlara simit dağıtıyorsunuz. Nedir sizdeki bu simidin izi?

Ulucanlar’da yatarken Hamamönü’nde simit satan simitçinin sesi ta hücreye kadar gelirdi ve özlerdim çok. Onun için de oyunun başında simit dağıtıyorum. Bazı cezaevlerinden simit yok. Özellikle de Anadolu cezaevlerinde. Simidi gördükleri zaman böyle acayip haz alıyorlar. Çankırı'da 60 yaşlarında bir adam vardı, hiç unutmuyorum. Simidi koynuna soktu ve ‘Hücreme götürebilir miyim?’ dedi.

REKLAM

BU ÜLKENİN BÜTÜN İNSANLARINA BİZ MİNNETTARIZ

Benim insanım çok güzel bir insan. Yaradan’a hep minnet duyarım. Böyle bir ülkenin insanı olduğum için. Bu sokaktaki insanlardan biri olduğum için. Çünkü benim ve çocuklarımın felsefesi de bu. Bu ülkenin bütün insanlarına minnettarız. Çünkü ben ve çocuklarım hep yatılı oldum. Yetiştirme yurdu, askerlik, okul, cezaevi… Tanımadığım insanların vergileri benim kursağımdan geçti. Şimdi de çocuklarımın kursağından geçiyor. Dolayısıyla ben ve 101 kişilik ailem o insanlara minnet duyuyoruz. Bu benim görevim. Helalleşmem lazım benim bu ülkeyle.

BU DEVLETE VE MİLLETE KÜSÜLMEZ

Herkesin bu dünyada bir kavgası var. Sizin kavganız neydi?

Benim zamanımda 70’lerde çoğu kişiler de bilir. İdama giden ağabeylerimizden biri demişti ki: “Bu devlet ve millete sakın küsmeyin. Bizim derdimiz yasalar” diyordu. Onun için bu devlete ve bu millete küsülmez. Ayakta durmalıyız. Benim bütün kavgam da bu. Çocuklarımın kavgası da bu. Daha büyük olmak. Daha büyük bir aile olmak.

Bir vakıf ve kitap projeniz olduğunu daha önceki röportajlarınızda dinlemiştim. Ne durumdalar?

Vakıf kurulması lazım. Çünkü eşim dostum veya ülkemin insanları maddi destek olmak istiyorlar. Bu çok büyük bir yükümlülük. Onu kaldıramam. Çok dara düştüğüm zaman ismini açıklamamı istemeyenler destek oluyor. Borç alıp geri veriyoruz. Vakfı kurarsam 11 tane çocuğum bu vakfı yönetebilir. İşte o zaman herkes nasıl destek olmak isterse olur ama bize olmaz.

REKLAM

Bir de bütün cezaevlerini gezerken bütün mahkumlar oyundan sonra özel defterimize yazı yazıyorlar. Kendi dertlerini yazıyorlar. Oyun ile ilgili düşüncelerini yazıyorlar. Öyle şeyler yazıyorlar ki çok mutluluk duyuyorum. “İyi ki geldin Allah senden razı olsun” diyorlar. Bu defterlerimiz 6 cilt oldu. Bunları bir kitap haline getireceğiz. Geliri de Darüşşafaka’ya gidecek. Oradaki yetim çocuklarımızın eğitimine harcanacak. Çünkü Sait Faik, bütün mirasını onlara bırakmış. Ben de o kitabı onlara bırakmaya çalışacağım. Dilerim ölmeden görebilirim. Yaş 65 artık.

İSLAMİYET HEP KAŞINAN BİR OLGU

  • Çok yakın bir zamanda Yeni Zelanda'da iki farklı camide terör saldırısı gerçekleşti. 50 can şehit oldu. Farklı coğrafyalarda yaşayan Müslümanların gördüğü zulüm bitmiyor. Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?
  • İslamiyet hep kaşınan bir olgu. Benim çocukluğumda sattığımın bir gazetenin birinci sayfasında “Pakistan’da esir kampları” başlığı vardı. Yıl 2019 hala Pakistan aynı. Çünkü bu aslında büyük bir proje. Büyük Britanya projesi. Bizim gibi ülkeler artık giderek rahatsız edilmeye başlandı. Çünkü bizden rahatsız oluyorlar. Hala kuyruk acıları var.
  • Tanülkü, çocukluğunda gazete satıyordu.
    Barış ne zaman yakalanır? Gittikçe kötüleşen bir dünyaya şahitlik ediyoruz.
  • Ben annemden çok güzel dayak yedim. Ne yapsın kadın tek başına çocuklarla kalmış. Bir gün kavga ettim. 9 yaşındaydım. Dayağı da yedim. Eve geldim. Ağız burun dağılmış. Annem dedi ‘Ne oldu?’ Dedim ‘Çingenelerle kavga ettim.’ Annem bir tokat attı. ‘Sen nasıl çingene dersin onun adı yok mu?’ diye. O zaman anladım kimseyi ötekileştirmemek gerekiyor. Ağzımın üstüne yediğim o tokat çocuklardan yediğim dayaktan daha acıydı. Onun için şanslı bir adamım ben. Ötekileştirmeyi bırakıp sokak çocukları ile evinde yetiştirdiğin evladın aynı salıncakta birlikte sallanabilirse işte o zaman barışı yakalarız.

ÖZGÜRLÜĞÜN KIYMETİNİ BİLMEYEN İNSANLARA TAHAMMÜL EDEMİYORUM

Hayatta tahammül edemediğiniz, katlanamadığınız olay ya da insanlar var mı?

Benim cezaevinde beraber yattığımız ağabeylerim var. Onlar da Beyoğlu’nda yaşıyorlar. Bazen buluşuruz ve Beyoğlu’nda yürürüz. Bir gün yanımızdan geçen bir genç 'of' çekti. ‘Sen neye of çekiyorsun ya’ dedik. Biz yıllarca ceza yatmışız 'of' çekmemişiz. Adam Beyoğlu’nda gezerken 'of' çekiyor. Özgürlüğün kıymetini bilmeyen insanlara tahammül edemiyorum. Sokakta eskiden ıslık çalarak gezenler vardı. Şimdi dışarı çıkıyorsun herkesin yüzü düşmüş. Herkes sıkıntıda.

İnsan olmamızda en büyük etken annemiz. Nur içinde yatsın. Aynı çorbayı 3 gün önümüze koyunca biraz isyan ederdik. Kaşıklarken isteksiz olurduk. Annem de ‘Sokağa bakın’ derdi. Anlamazdım o zaman. 7-8 yaşındaydım. Sokağa bakmayı öğrendiğimde yaşım 16’ydı. 17 yaşında cezaevine girdim. Sokakta bizden daha fena durumda olanlar var. Çocuklarıma da hep öyle diyorum.

REKLAM

İYİ Kİ ÇOCUĞUM OLMAMIŞ

Hayatta iyi ki dediğiniz bir durum var?

Benim için iyi, eşim için kötü olan bir durum diyebilirim. İyi ki çocuğum olmamış diyorum. O zaman evlatları göremeyebilirdim. Belki kendi çocuklarımla aralarında ayrım yapardım. O çok acı olurdu. Bu yüzden ‘İyi ki çocuğum olmadı’ diyebilirim ama eşim için ise utanırım.

Peki ya 'keşkeleriniz'. Hiç keşkeleriniz olmadı mı?

Hayatımda keşke dediğim an olmadı. Keşke demek gibi bir lüksümüz yoktu. Yaşamamız gerekiyormuş. Sadece eşime arada "Keşke zengin olsaydık da çok büyük bir köy kurup tüm çocukları oraya toplasaydık" derim. Eşim de "O zaman böyle lezzetli olmaz, şimdi her kuruşunu alın teriyle kazanıyorsun" der. Onun dediği doğru.

Oyuncu Turgay Tanülkü, Yeni Şafak Muhabiri Fatma Çelik'in sorularını yanıtladı.
Kararlılıkla sürdüreceğiz

Kararlılıkla sürdüreceğiz

Oktay'dan dikkat çeken Doğu Akdeniz ve Deniz Kuvvetleri mesajı.
Kimsenin yanına kar kalmayacak

Kimsenin yanına kar kalmayacak

MHP lideri Bahçeli'den Pentagon'un F-35 kararına sert tepki.
150 yıllık rüya proje

150 yıllık rüya proje

​Tamamlandığında 10 bin kişiye iş kapısı açılacak.
Bayram önlemi

Bayram önlemi

Ağustosun 7'sinde başlayıp 20'sinde sona erecek.
Şişli'de <br>korku dolu anlar

Şişli'de
korku dolu anlar

​İki otobüsün arasına girdi, ölümden döndü.
Johnson başbakan<br>olursa istifa edecek

Johnson başbakan
olursa istifa edecek

İngiltere Maliye Bakanı Hammond canlı yayında açıkladı.
Düzce'den acı haber

Düzce'den acı haber

​Aramalara bir kişinin cansız bedenine ulaşıldı.
23 yıl sonra hayatını karartan telefon

23 yıl sonra hayatını karartan telefon

Okuduğu okul, yaptığı askerlik hatta ehliyeti dahil hiçbir şey kimlik bilgilerinde yer almıyor.
Göçü<br>önleyen yatırım

Göçü
önleyen yatırım

Çoğu kadın 300 kişiye ekmek kapısı oldu.
Yalanlarını<br> ses kaydı çürüttü

Yalanlarını
ses kaydı çürüttü

​Darbeci yarbayın talimatları tek tek çözüldü.
Dünyanın<br>konuştuğu çocuk

Dünyanın
konuştuğu çocuk

13 yaşında hangardan uçak çalmaya çalıştı.
Türkiye'nin ilk elektrikli zırhlı aracı

Türkiye'nin ilk elektrikli zırhlı aracı

90 mm topla kargo uçaklarında da taşınabilecek.
Başının üstünde<br>taşıyarak kaçtı

Başının üstünde
taşıyarak kaçtı

​10 gün arayla aynı işyerini soyan hırsızlar yakalandı.
Evde<br>1 terörist öldürüldü

Evde
1 terörist öldürüldü

Operasyon sonrası ev sahipleri de gözaltına alındı.
Yarım milyon<br>aracını geri çağırdı

Yarım milyon
aracını geri çağırdı

​Motorlarında teknik problem olduğu tespit edildi.
Provokatif saldırı

Provokatif saldırı

​Bölgede bulunan Türk askeri teyakkuza geçti.
En acı arayış

En acı arayış

4'ü çocuk 5 kişiyi arama çalışmaları devam ediyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.