Bugün uçak camından, bilardo topuna kadar pek çok malzemeden yapılıyor olsa da tarih boyunca çok daha doğal malzemelerle yapılan kadim bir geçmişe sahip tespih. Babası Cemil Karatepe'nin altmış yıl önce eline aldığı tespihi hala usul usul çekmekle meşgul olan, tespih koleksiyonculuğunun önemli isimlerinden Rıdvan Şükrü Karatepe, 'tespih sallanmaz, çekilir' diyor.
Bilindiği üzere, Allah'ı takdis etmek için belli sayıda bir ipe dizilen tanelerden oluşan bir araç tespih. 33'lük, 99'luk, 500'lük ve binlik şekillerde diziliyor. Beş yüzlük ve binlik olanlar dergâh ve tekkeler için. Ülkemizde yaygın olan ise 33'lük ve 99'luk tespihler. Her ne kadar 33'lük tespihler yakın zamanlara kadar kabadaylığı akla getiriyorduysa da artık durum değişti. Koleksiyon değeri itibariyle tespih yeniden revaçta. Günümüzün yaşayan en önemli tespih ustalarıyla çalışan, altmış yıldır Kapalıçarşı'da aynı yerde aynı tespih tanelerinin arasında yaşayan Rıdvan Şükrü Karatepe'yle tespihin tarihini ve çeşitlerini konuştuk. Karatepe'nin favorileri, kehribar ve kuka. Padişahların tercihi ise necef.
Aslında tespih dünyasının içinde de dışarıdaki gibi bir rivayet vardır. En çok konuşulan Peygamber Efendimiz'in, zeytin çekirdeklerini ipe dizip, onlarla Allah'ı zikreden bir kadını görmesi ve ses çıkarmaması ile başlıyor. O tarihlerden itibaren, tespih dediğimiz şey İslam dünyasında varlık kazanıyor. Sanat olarak ise 1900'lü yılların başı diyebiliriz. Ama öncesinde de vardı iyi ustalar, yüksek sanat ürünü tespihler… 1900 tarihi aslında işin biraz sistemleşmesi, yaygınlaşması… Yoksa günümüze gelen çok güzel Osmanlı tespihleri vardır. Mesela benim koleksiyonumda 150-200 yıllık Osmanlı kehribarları vardır.
Bu konuda büyüklerimizin bize söylediği şudur; Gün içerisinde, halkla birlikte de Hakk'ı zikretmek isteyenler için gösteriş ve riya olmadan, avuç içinde kaybolacak ebatta bir 'tesbih' aracı istenmiş. Malum 99'lük tespih uzun olduğu için dışarıda elde tutulamıyor. 33'lük el içinde kaybolur ve kişiye mahsustur.
n Eskiden daha baskındı, son zamanlarda biraz düzeldi ama 33'lük tespih kabadayılıkla ilgili gibi…
Yakın zamana kadar tam da dediğiniz gibiydi ama günümüzde bu ciddi anlamda değişti. Değişmesinde sanatın işin merkezine yerleşmesi ve koleksiyonerlerin artması etkili oldu.
Tabi tarihe ismini yazdıran Osmanlı'da birçok tespih ustasından söz etmek mümkün. Tophaneli İsmet, Süslü Mustafa, Balatlı Nuri, Tophaneli Sadık ve Topuzun Halil gibi onlarca usta isimden söz edebiliriz. Tabi günümüzde de onlarla yarışan hatta eserleriyle onları geçen çok sayıda kıymetli usta vardır. Bugün dünyada, tespih adı geçtiğinde akla Türkiye gelir, Türk ustaları gelir. İstanbul gelir. Sözgelimi Araplar, Türk tespihi gördükleri zaman 'İstanbul işi' derler.
60 yıla yaklaşan bir tarihi var bu dükkânın. Ben rahmetli babam Cemil Karatepe'nin yanına gelirdim, daha ilkokulda iken… Babam bana gösterirdi, sonra o yavaş yavaş çekildi ve dükkâna biz bakar olduk. Onun rahmetli olmasıyla da iş bütünüyle bize kaldı. İnşallah bizden sonra da evlatlarımızdan biri devam ettirir bu tekkeyi.
Tespih hiçbir zaman sallanmaz, bunu en baştan söyleyeyim. Tespih, sallanan boncuk taneleri değildir.
Tabi Türkiye'de yok. Bunlar tropik türlerdir. Aynı şekilde abanoz, pelesenk, kuka… Burada belirtmekte fayda var, kuka ağaç zannedilir, kuka ağaç değil bir cevizdir. Ama çok keyifli tespih olur. Özel ustaların, özel yapım bir kukası, çok keyifli tespihtir, çoğu tespihe de değişilmez. Kukanın hissiyatı çok ayrıdır. Bazı tespihlerin hammaddesinin dokusu çok farklıdır, elde akar, onu anlarsınız.
Evet, kehribar öyledir, baha öyledir.
Fosilli kehribar diyoruz ona. Bizde de var. Kehribarın çok çeşitli türleri vardır, şeffaf olanları vardır, su kehribarı deriz onlara. Kehribar biliyorsunuz fosildir. Çam ağacının reçinesidir, milyonlarca yılda oluşan bir fosildir. Has kehribarın oluşumunda reçine damlarken bir böceğin üzerine damlaması ve onu içine alması sonucunda oluşur. Has kehribarı elinize aldığınızda, milyonlarca yıllık bir fosili elinize alıyorsunuz ve onu gezdiriyorsunuz.
Ham maddesi taş olan tespihler de ağaç gibi çok türlüdür. Zümrüdünden, yakutundan, safirinden, mercanından farklı farklı taşlardan tespihler yapılır. Mesela, Tunus-Barcelona mercanı dediğimiz tespih en kıymetli mercan tespihidir. Kötü tarafı ise çok hassas olmasıdır. Kırılır, bir de ip keser sürekli. Serttir. Ama tespihte ayrım olmaz. Evlatlar arasında ayrım yapılamayacağı gibi…
Osmanlı'da padişahların kullandığı tespihler vardır. Bir tanesi neceftir. Necef soğuk tespihtir. Yaz tespihi denir zaten ona. Kristaldir. Ele ferahlık veren bir serinliği vardır. Padişahlar necef tespihini çok tercih etmiştir. Hatta Topkapı Sarayı'na gittiğinizde görürsünüz, orada kehribar da tercih etmişlerdir, necef de… Ağaç tespihlerde ise abanozu kullanmışlar. Bu arada belirtelim, ağaçta sert olan makbuldür. Abanoz, pelesenk, yılan ağacı gibi…






