Şefaate ümit bağlayıp sorumsuz davranmayın!

Zeynep Betül Erhun
Zeynep Betül Erhun
00:0018/02/2022, Cuma
G: 18/02/2022, Cuma
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Şefaat, dünyada işlenen günahların ahirette cezalandırılmasından vazgeçilmesi için talepte bulunmak, aracı olmak ve bunun için dua etmektir. Peki, Hz. Peygamber’in şefaati nasıl olacak, kimler şefaat edebilecek, kimler şefaatten yararlanamayacak? Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Yusuf Ziya Keskin Hoca’ya sorduk.

-
Hocam öncelikle “şefaat” nedir?
Şefaat,
insanlık tarihi kadar eski olan ve hemen her din ve inançta yer alan bir kavramdır. Kur’an’da ve hadislerde şefaatin varlığı açık bir şekilde ifade edilmiş ve ashab döneminden itibaren Müslümanlar şefaatin varlığını kabul etmişlerdir.
Arapça şef kökünden türeyen
şefaat
, “suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için birine aracılık etme” manasına gelir. Terim olarak ise, “Kıyamet gününde peygamberlerin ve kendilerine izin verilen salih kulların, müminlerin bağışlanması için Allah katında niyazda bulunması” anlamında kullanılır.
Şefaatin
dünya ve ahirete bakan iki yönü vardır. Dünyada şefaat, hayatta bulunan salih kişilerden dünyevi bir ihtiyacın karşılanması veya günahların bağışlanması için dua istemek anlamındadır. Bu nevi şefaatin caiz olduğu konusunda İslam alimleri ittifak etmiştir. Nitekim kaynaklarda ashabın yağmur yağması veya başka ihtiyaçlarının giderilmesi için hayatta bulunan Resulullah’tan dua etmesini istediklerine, yine hayatta iken Resûl-i Ekrem’le veya başka bir sahabe ile tevessülde bulunduklarına dair bilgiler yer almıştır.
Kur’ân ve hadislerde iyi bir işe aracı olmak teşvik edilmekle birlikte işlenen suçlarda cezanın uygulanmaması yönündeki şefaat talepleri Resulullah (sav) tarafından kabul edilmemiştir. Nitekim hırsızlık yapan bir kadına ceza uygulanmaması için aracı olarak gelen Üsame b. Zeyd’e Allah Resûlü,
“Allah’ın koyduğu bir cezada sen şefaat mı istiyorsun”
diyerek kızmış ve geçmiş ümmetlerin, soylu biri suç işlediğinde cezayı ona uygulamamaları, fakir biri işlediğinde ise onu cezalandırmaları sebebiyle helak olduklarını bildirmiş ve kızı Fâtıma hırsızlık yapmış olsa, onun da elini keseceğini söyleyerek had cezalarında
şefaat
çi olmaya izin vermemiştir.

GEVŞEKLİK GÖSTERMELERİNİ İSTEMEDİ

- Hz. Peygamber’in şefaati
nasıl olacak?
Şefaat
konusu ayetlerden daha çok hadislerde yer almış ve genellikle ahiretteki şefaat üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte Allah Resulü, akrabalarına Allah’ın ahiretteki azabını kendilerinden uzaklaştıramayacağını, ahirette kendisine ne yapılacağını bilmediğini ve Allah’ın hükmünden kimseye fayda sağlayamayacağını bildirerek onları uyarmıştır.

Bu uyarıların amacı, bireysel sorumluluk duygusunu geliştirmek, insanların herhangi bir kimseye güvenip salih amelleri işlemede gevşeklik göstermemelerini sağlamak, herkesin kendi ameliyle baş başa kalacağını hatırlatmak ve ahirette tek yetkilinin Allah olduğu bilincini insanların zihinlerine yerleştirmektir.

Hadislerdeki ifadelere göre Yüce Allah, peygamberler içerisinde ilk olarak Peygamberimiz’e
şefaat
hakkı verecek ve yine ilk olarak onun şefaatini kabul edecektir.

ŞİRK KOŞANA ŞEFAAT YOK

- Hangi zümreler şefaatten yararlanamaz?
Allah Resulü,
şefaat
inin ulaşacağı kimseler hakkında bilgi verirken özellikle şirke bulaşmamayı ön şart olarak zikretmiştir:
“Şefaatim, Allah’a ortak koşmadan ölen kimselere Allah’ın izniyle ulaşacaktır.”
Buna göre şefaatten sadece samimi müminler istifade edecek, kâfirler ve münafıklar şefaatten mahrum kalacaklardır. Bunun dışında hadislerde ganimete ve kamu malına ihanet edenler, zalim ve haksız yöneticiler, dinde aşırıya giden ve sapıtan kişilerin şefaate erişemeyecekleri ifade edilmiştir.
Sonuç olarak ahirette gerçekleşecek olan
şefaat
, Allah’ın iznine bağlı olup O’nun izin vereceği peygamberler, melekler ve salih müminler, Allah’ın razı olduğu kimselere yani müminlere şefaat edeceklerdir. Allah izin vermediği sürece hiç kimse şefaat edemeyecek ve hiç kimseye de şefaat edilemeyecektir. Buna göre hiç kimse ahiret hayatına dair ümidini şefaate bağlayarak dünyada üzerine düşen vazifeleri görmezden gelmemeli, sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Hadislerde belirtilen şefaate hak kazanmak için kötülüklerden sakınmalı, hayırlı işler ve güzel davranışlar sergilemelidir. Şefaate veya şefaat edecek kimselere güvenip ibadetleri ihmal eden veya sâlih amel işlemede gevşeklik gösteren kimse, ahirette kendi ameliyle baş başa kalacağını unutmamalı ve Allah izin vermediği sürece kimsenin şefaat edemeyeceğini bilmelidir.

Kimler şefaat edebilir?

- Peygamberlerden başka şefaat edecek kimseler var mıdır?
  • Kur’ân’da, şefaatin Allah’ın iznine bağlı olduğuna işaret edilmiş; bu bağlamda Allah’ın izin verdiği kimselerin, Allah’ın katında söz almış olanların, sözünden hoşnut olduğu kimselerin, meleklerin ve bilerek hakka şahitlik edenlerin şefaat edeceği haber verilmiştir. Hadislerde de bazı zümrelerden bahsedilerek onların şefaat edeceği bildirilmiştir: “Kıyamet günü üç zümre şefaat eder; peygamberler, sonra alimler, sonra da şehitler.” “Şehit, ailesinden yetmiş kişiye şefaatçi olacaktır.”
  • Hayırlı hiçbir ameli bulunmayan cehennemdeki müminlere, kullarına karşı çok merhametli olan Allah Teala’nın şefaat edeceğini haber veren Hz. Peygamber, çeşitli hadislerde Kur’ân okumayı teşvik etmiş ve onun şefaat edeceğini bildirmiştir. Hadislerden anlaşıldığına göre başta Resulullah olmak üzere bütün peygamberler, melekler ve salih müminler, Allah’ın izin vermesiyle büyük günah işleyen müminlerin cehennemden kurtulmaları için şefaat edeceklerdir.
#Şefaat
#Yusuf Ziya Keskin
#Kocaeli Üniversitesi