Altısı yerli, ikisi yabancı sekiz filmin vizyona girdiği bu hafta, yerli filmler sayıca fazla ancak nitelik bakımından geride kaldı. Haftanın öne çıkan filmleri ise Bir Hurdacının Hayatı ile iddialı bir animasyon filmi olan Dinozorlarla Yürümek oldu.
Danis Tanovic, Türkiyeli sinemaseverlerin yabancı olmadığı bir isim. Bosna Hersek'in önemli yönetmenlerinden olan Tanovic, 2001 yılında 'En İyi Yabancı Film dalında Oscar ödülü kazanan Tarafsız Bölge filmiyle, tüm dünyada olduğu kadar, Türkiye'de de beğeni toplamıştı. İlk filminde 1993 yılında yaşanan Bosna Savaşı'nda biri Bosnalı, diğeri Sırp, iki askerin yaşadıklarına vicdan kavramı etrafında yorum getiren yönetmen, yeni filmi 'Bir Hurdacının Hayatı'nda, kamerasını Bosna'nın yoksul yüzüne çeviriyor.
Senaryosu da Danis Tanovic'e ait olan filmin başrollerini Senada Alimanovic, Nazif Mujic, Sanda Mujic ve Šemsa Mujic paylaşıyor. Nazif adındaki bir hurdacının hayatına yoğunlaşan film, ailesinin geçimini sağlamak için zor koşullarda çalışan babanın yaşadıklarını oldukça gerçekçi bir dille anlatıyor. Geçimini hurdacılık yaparak güç bela sağlayan Nazif, eşi Senada'nın rahatsızlığı üzerine çaresiz bir duruma düşer. Sosyal güvencesi olmadığı için eşini ameliyat ettiremeyen Nazif, daha fazla hurda toplamaya çalışarak karısını tedavi ettirmeye karar verir.
Karısını ameliyat ettirmek için çırpınan Nazif'in yaşadıkları, yoksulların ortak hikâyesi aslında. Kimi verdiği yanlış kararlar, kimi de yanlış insanlarla yaşadıkları yüzünden, acımasız bir çarkın dişlileri ile savaşmak zorunda kalıyor. Dünyanın hangi coğrafyasında yaşanırsa yaşansın, yoksulluğun yüzü değişmiyor. Yönetmenin belgesel tadında çektiği Bir Hurdacının Hayatı da, Bosna Savaşı'nda büyük acılar çeken bir halkın, savaş sonrasında yaşadığı bu türden ekonomik sorunlara göndermede bulunuyor. Savaşta kardeşini kaybeden Nazif, yaşadıkları onca acı ve yaptıkları fedakârlıklara rağmen, devletin kendilerini yoksullukla baş başa bırakmasından yakınıyor.
Filmde, Nazif ve eşi Senada'nın karşılıklı sevgi ve sadakatleri ile yoksul komşuların zorluklara karşı birbirlerine verdikleri destek, çarpıcı bir dille yansıtılmış. Yönetmenin mekân kullanımı, diyaloglardaki sadelik ve oyuncuların gerçek aile bireylerinden oluşması, filmin gerçeklik duygusunu pekiştirmiş. Hikâyenin başlarda durağan ilerlemesi ve zaman zaman belgesel yanın ağır basması ise filmi kısmen zaafa uğratıyor.
Haftanın iddialı filmlerinden olan Dinozorlorla Yürümek, teknolojinin sinema alanında geldiği noktayı göstermesi bakımından oldukça başarılı bir animasyon film. Paçi isimli bir dinozorun yaşadığı zorlu ve komik maceraları konu edinen film, özellikle görsel sahneleriyle dikkat çekiyor. Çocuklar kadar her yaştan yetişkinlerin de keyifle seyredebileceği filmin yönetmenliğini Barry Cook ve Neil Nightingale üstleniyor. Filmin seslendirmelerini ise Umut Tabak, Arda Aydın, Emrullah Uzun ve Gizem Gülen yapıyor.
Yerli film açısından oldukça bereketli olan haftanın en iddialı yapımı, yönetmenliğini Erol Özlevi'nin yaptığı 'Sürgün', bir dönem filmi. 1960'lı yıllarda Büyükadalı, zengin bir Rum ailenin kızı Eleni ile faytoncunun oğlu Sedat'ın, çocukluk yıllarında başlayan imkânsız aşkı ekseninde başlayan film, Bakanlar Kurulu'nun 16 Mart 1964 tarihli 'sürgün' kararıyla yaşanan siyasi olaylara yoğunlaşıyor. Bir yandan yaşanan sürgün, öte yandan iki gencin imkânsız aşkını yansıtmaya çalışan film, Türkiye ve Yunanistan arasında uzun yıllardır yaşanan Kıbrıs sorununa değinmeyi de ihmal etmiyor.
Selin Tunç'un senaryosunu Serdar Akar'ın kitabından uyarladığı Sürgün'ün başrollerini Saadet Aksoy, Tolgahan Sayışman, Mahir Günşiray ve Ruhsar Öcal paylaşıyor. Film, gerek konu ve gerekse biçim açısından seyircisini tatmin etmekten uzak. Tarihsel olayları yüzeysel bir tarzda yansıtan film, olay örgüsü bakımından, birbirine monte edilmiş bir dizi film izlenimi uyandırıyor. Enerjisi oldukça düşük, kurgusu kararsız, karakterleri derinliksiz ve aceleyle kotarılmış duygusu veren Sürgün, dönem filmleri konusunda aşmamız gereken çok uzun mesafelerimizin olduğunu gösteriyor.
Haftanın komedi filmlerinden olan Kedi Özledi, ilişkilerinde sorunlar yaşayan bir çiftin, bu ilişkilerini bir kedi aracılığıyla düzeltmelerini anlatıyor. Yönetmenliğini Mustafa Şevki Doğan'ın üstlendiği filmin başrollerinde İlker Ayrık, Algı Eke, Erkan Sever ile Selim Erdoğan yer alıyor.
Yönetmenliğini Ağacıkoğlu'nun yaptığı ve başrollerini Güven Kıraç, Sema Poyraz, Köksal Engür ile Gökhan Kıraç'ın paylaştığı Özür Dilerim, bu hafta sessiz sedasız gösterime girdi. Filmde ailesi tarafından görmezden gelinen Selim'in aniden ortadan kaybolmasıyla başlayan olaylar konu ediliyor. Ailesi, o güne kadar önemsenmedikleri Selim'in yokluğunda, kendilerini bir arada tutan kişinin Selim olduğunu fark ederler. 'Özür Dilerim', aile-birey ilişkilerine farklı bir bakış açısı getirmeye çalışıyor.
Bu hafta vizyona giren yerli yapımlardan biri de 'Yarım Kalan Mucize' oldu. Yönetmenliğini Biket İlhan'ın yaptığı filmin hikâyesi 1940'lı yıllarda geçiyor. Başrollerini Nihan Belgin, Umut Beşkırma, Yetkin Dikinciler, Ayten Uncuoğlu, Dolunay Soysert, Sinan Tuzcu ve Necmettin Çobanoğlu'nun üstlendiği film, Köy Enstitüleri'nin serüvenini, okumaya hevesli genç bir kız üzerinden, oldukça ideolojik, yapay ve özensiz dille anlatıyor.












