13:43, 07/10/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 14:53, 07/10/2026, Çarşamba
Sosyal medyayı sallayan iddia: Napolyon’un "Müslümanlık" maskesi
Tarihsel belgeler ve arşiv kayıtları, Fransız komutan Napolyon Bonapart’ın Mısır seferi sırasında İslam’ı kabul ettiğine yönelik sosyal medyada yeniden alevlenen iddiaların gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor. Çöl ortasında yayımlanan fermanlardaki Kelime-i Şehadet ifadeleri, fetihten ziyade siyasi bir manipülasyon ve işgal taktiğinden ibaretti.
Son günlerde sosyal medya platformlarında dolaşıma giren "Napolyon Müslüman oldu" iddiaları, 17 Temmuz 1799 tarihli askeri bir fermana dayandırılıyor. Altında bizzat Napolyon Bonapart’ın imzası bulunan ve açıkça Kelime-i Şehadet ile açılan metinler kamuoyunda kafa karışıklığına yol açtı. Ancak dönemin birinci elden kaynakları ve Fransız arşivleri, meselenin dini bir hidayet değil, askeri ve siyasi bir kurnazlık olduğunu gösteriyor.
'Doğu’nun İskender’i' olma hayaliyle gelen sahte kimlik
Napolyon, 1798 yılında 40 bin asker ve 150’yi aşkın bilim insanıyla Mısır kıyılarına ayak bastı. Asıl hedefi İngiltere’nin Hindistan ile olan can damarını kesmek ve Doğu’da yeni bir imparatorluk kurmaktı. Karşısındaki en büyük engel ise tamamen Müslüman olan yerel halkın direniş potansiyeliydi.
Bölgeyi kontrol altında tutabilmek amacıyla hızla propaganda faaliyetlerine girişen Fransız komutan, ordu matbaasında Arapça fermanlar bastırdı. Askerlerine dağıtılan metinlerde açıkça,
"Birlikte yaşayacağımız halklar Müslümandır; onların ilk inanç maddesi şudur: 'Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed O'nun peygamberidir'"
talimatı verildi.Sarık taktı adını "Ali Bonapart" koydu
Mısır ulemasının desteğini kazanmak için Kahire’de düzenlenen Mevlid-i Nebi merasimlerine katılan, ipek kaftanlar giyip sarık takan Napolyon, halk arasında kendisine "Ali Bonapart" dedirtecek kadar ileri gitti. Ancak Fransızların bu gösterişli manevraları Mısır halkının ferasetini aşamadı.
Dönemin önde gelen Mısırlı tarihçisi Abdurrahman el-Ceberti, kaleme aldığı kroniklerde fermanlardaki çelişkileri ve dil hatalarını tek tek deşifre ederek şu tespiti yaptı:
"Fransızların hiçbir dini yoktur. 'Biz de Müslümanız' sözleri, ahalinin aklını çelmek için uydurulmuş koca bir yalandır."
Gerçek yüzü isyanda ortaya çıktı: El-Ezher bombalandı
Napolyon’un sahnelediği "Müslüman dostu komutan" tiyatrosu uzun sürmedi. Ekim 1798’de sömürgeci baskılara karşı Kahire halkı ayaklandığında, takılan sarıklar ve sözde fermanlar bir kenara itildi.
Napolyon’un emriyle İslam dünyasının en kadim ilim yuvalarından El-Ezher Camii top ateşine tutuldu; Fransız askerleri atlarıyla ibadethanenin içine girdi. Yaşanan katliam, Napolyon’un dini bir inançla değil, yalnızca işgal hedefleri doğrultusunda takiye yaptığını acı bir şekilde tescilledi.
Kendi itirafı: "Mısır'a kendimi Müslüman yaparak yerleştim"
Bonapart din konusundaki fırsatçı yaklaşımını gizleme gereği de duymadı. 1 Ağustos 1800 tarihinde Fransız Danıştayı’nda yaptığı konuşmada şu sözleri kayıtlara geçti:
"İç savaşı kendimi Katolik yaparak kazandım. Mısır’a kendimi Müslüman yaparak yerleştim. İtalya’da zihinleri kendimi koyu bir Papalık yanlısı yaparak fethettim. Şayet yarın bir Yahudi kavmini yönetecek olsaydım, Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa ederdim!"
Hayatı boyunca ne namaz kılan ne de oruç tutan Napolyon’un fermanlarına yazdırdığı Kelime-i Şehadet, inancın değil; sömürgeci aklın kitleleri pasifize etmek için kullandığı bir propaganda aracından öteye geçmedi.










