
Türkiye uluslararası ilişkilere yeni bir vizyon getiriyor. Diplomaside, Lord Palmerston kuralı olan sadece "çıkarlar" söz konusu olamaz. Bu insani değerlerden yoksun kural dünyayı mahvetti. Şimdi ahlak, vicdan, kadim dostluklar da önemli parametreler olarak diplomasiye dahil oluyor.
-/-
İngilizlerin, "Lord Palmerston" olarak bilinen, asıl adı Henry John Temple, 3. Viscount Palmerston, (1784 –1865) olan Başbakanı, neredeyse ülkesinin diplomasi karekterini belirleyen kişidir. Agresif bir dış politka izleyen, hatta saldırgan denecek kadar politik hamleleri savunan Lord Palmerston, dünya diplomasisini de derinden etkilemiştir. Politikasını sonraları çok meşhur olan bir cümleyle şöyle özetlemiştir: "İngiltere"nin ebedi dost ve düşmanları yoktur, değişmez çıkarları vardır."
Bu söz, Avrupa"nın en acımasız modernizm kurallarını belirlediği bir dönemde (19. yy) sarf edilmiş ve tüm Büyük Britanya İmparatorluğu"nda şiddetle de uygulanmıştır. Bu sözü kendine şiar edinen, 18. ve 19. Yüzyıl"ın en büyük ve en güçlü imparatorluğunun dünya üzerine yapacağı tahribatı tahmin edin. Sadece Asya-Pasifik bölgesinde sömürgeleştirilmiş ülkelere, Afrika"da köleleştirilmiş toplumlara ve Ortadoğu"da parçalanmış, onlarca küçük devletlere bölünmüş coğrafyaya bakmak bile tahribatın sonuçlarını anlamamıza yeter.
Lord Palmerston, görev aldığı devletin her kademesinde ve Başbakan olarak görev yaptığı dönemde bu poltikasıyla İngiltere"yi acımasız sömürü, asimilasyon ve savaş pozisyonlarına sürükledi. Şiddetli politikası bir süre sonra devlet kuralı haline geldi. Kendisinden sonra görev alan neredeyse tüm başbakanlar ve dışişleri bakanları bu politikayı devam ettirdi. Meşhur İngliz diplomasisi denen şey, Lord Palmerston"un, "dostluk yoktur çıkarlar vardır" sözüyle özetlenen ve herşeyi mübah gösteren politikası üzerine kuruludur.
Dünyanın "süper gücü" kabul edilen İngiltere Başbakanı"nın bu sözü o dönem uluslararası ilişkilerde ahlaki ve insani değerlerden yoksun, materyalist bir anafor doğurdu. Bugün en basit diplomasi ya da uluslararası ilişkiler toplantılarında bu kural (kaynağı pek de bilinmeden) sürekli dillendirilir: "Uluslararası ilişkilerde dostluk yoktur, çıkarlar vardır". Bu prensibin yarattığı anaforda savrulan milyonlarca hayatlardan kimse bahsetmez. Bugün Hindistan dahil alt Asya kıtasında kullanılan dilden, eğitim sistemine, yemek kültüründen, inanç sistemine kadar her şey bozulmuş, anlamsız biçimlere dönüşmüş durumda. Afrika"nın, Avustralya"nın ilkel kabileleri bile Hristiyanlaştırılarak zihinleri allak bullak edildi, sonra gelen kuşaklar büyük çatışma ve bunalım yaşadılar. Sömürge ve köleleştirme dönemlerinde yapılan insan kıyımını, katliamları saymıyorum henüz.
İngiliz diplomasisi sömürgecilik, köleleştirme, asimilasyon ve ötekileştirme üzerine kuruludur. Neredeyse üç yüzyıldır değişmeyen bu kural bugün sadece biçim değiştirmiş ama özü değişmemiştir. Ülkeleri, milletleri birbirine düşüren, kendi çıkarları için her şeyi mubah gören diplomasi anlayışının dünyada nasıl bir tahribat ve yıkım yarattığını görmek için uzman olmak gerekmez.
Son 300 yıllık dünya tarihinin sayfaları İngiliz çıkarı yüzünden meydana gelen savaşlarla doludur. Geçtiğimiz yıl çıkan İngiliz tarihçi Stuart Laycock"un "All the Countries We"ve Ever Invaded: And the Few We Never Got Round To" (İşgal Ettiğimiz Tüm Ülkeler: Ve Vakit Bulamadığımız Pek Azı) adlı kitabına göre, dünya üzerindeki 200 ülkeden sadece 22 tanesi İngiliz işgaline ya da saldırısına uğramadı. Bunun nedeni o 22 ülkede İngiliz çıkarlarına yarar bir şey olmamasıdır.
Şimdi bu insani ilkelerden yoksun Lord Palmerston prensibini iyi bir şeymiş gibi savunanlar, Türkiye"nin dış politikasını eleştiriyor. Başbakan Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu"nun çıkarları değil, dostlukları savunduğunu belirterek hata yaptığını söylüyorlar. Neye göre? Lord Palmerston prensibine göre. Ne yazık ki dünyanın, özellikle de bizim içinde bulunduğumuz coğrafyanın yaşadığı kaosun sebebi bu savunulan İngiliz çıkar poltikasıdır.
Başbakan Erdoğan kendisine yöneltilen bu eleştiriye çok anlamlı bir cevap vermişti. Suriye"de kimyasal silahlarla bebekler öldürülürken, Mısır"da Esma gibi masum genç kızlar vurulurken ne yapmamızı istiyorsunuz? Susalım ve bu katliamlara seyirci mi kalalım? Peki dostluk, kardeşlik, insanlık, ahlak, vicdan ne olacak?
Türkiye uluslararası ilişkilere yeni bir vizyon getiriyor. Diplomaside sadece çıkarlar söz konusu olamaz. Bu insani ve ahlaki değerlerden yoksun kural dünyayı mahvetti. Şimdi ahlak, vicdan, kadim dostluklar da önemli parametreler olarak diplomasiye dahil oluyor.
Biz, uluslararası ilişkilerde "Lord Palmerston kuralı"na karşı, "Vicdanlı Erdoğan ilkesi"ni savunanlardanız.
Yangın kulesindeki yazarımıza not:
Yeni Akit Gazetesi yazarı Sayın Hasan Karakaya, Çarşamba günkü "Gündemi Yönetme Gücü" başlıklı yazımı, Cuma günü köşesine taşımış epey eleştirmiş. "Başkalarının belirlediği gündemin peşine takılmayalım" sözümü, "yangın kulesinden yangını gören itifaiyeci bağırır" diyerek itfaiyeci/yangın meteforuyla çürütmeye çalışmış.
Aslında biraz farklı bir şeye dikkat çekiyordum. Daha iyi anlaşılması için yangın kulesi örneğinden devam edeyim. Yangın kulesinde etrafı gözetleyen Sayın Karakaya"ya diyorum ki, yangın zannedin diye birileri sahte küçük bir ateş yakmış. Siz "yangın var" diye bağırıp onunla uğraşırken arka bahçeden elmaları götürdüler haberiniz yok. Anlatabildim umarım.
Bir de değerli dostumuz beş harfli "Kutlu" soyadımdan "kurtlu" kelimesini üretip yazımı bununla etiketlemiş. Hatırlatırım "Karakaya" sekiz harflidir sanırım daha çok etkiket üretebilirim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.