Esed"çi ya da muhalifçi olmak

00:003/02/2013, Pazar
G: 6/09/2019, Cuma
Ergün Yıldırım

Suriye"yi Esed"e karşı kışkırtmak! Ne kadar masum bir ifade! Türkiye hükümeti, muhafazakarlar, İslamcı gruplar ve özgürlükten yana olanlar ilk defa Ortadoğu da gelişen bir konuda el ele ve yan yana durdular. Baas ideolojisiyle donanan bir cani rejimin varlığına karşı ortak bir siyasal tahayyülde buluştular. Esed rejiminin kuruluşundan bu yana süren despotizme karşı Arap baharının siyasal motivasyonundan yararlanarak ortak bir siyasal duygu içinde bulundular.Bütün bunlar Suriye"yi Esed"e karşı kışkırtmak

Suriye"yi Esed"e karşı kışkırtmak! Ne kadar masum bir ifade! Türkiye hükümeti, muhafazakarlar, İslamcı gruplar ve özgürlükten yana olanlar ilk defa Ortadoğu da gelişen bir konuda el ele ve yan yana durdular. Baas ideolojisiyle donanan bir cani rejimin varlığına karşı ortak bir siyasal tahayyülde buluştular. Esed rejiminin kuruluşundan bu yana süren despotizme karşı Arap baharının siyasal motivasyonundan yararlanarak ortak bir siyasal duygu içinde bulundular.

Bütün bunlar Suriye"yi Esed"e karşı kışkırtmak mı? Pes doğrusu.

Suriye muhalifleri görüşmesine, İstanbul"da gözlemci olarak katılan bir STK mensubu olarak olayları yakından takip etme imkanım oldu. Aşiret reisleri, büyük alim Sabuni (ki ilk defa Sabuni"yi dinlemiştim ve böyle bir Müslüman alimin olduğuna yürekten sevinmiştim) Kürt temsilciler ve İhvan gibi geniş bir muhalefet katılımına dayalı bir toplantı gerçekleşmişti. Basına açıktı ve Türkiye"den dünyaya açık bir ses duyurma çabasıydı. Toplantı sonunda on maddelik bir talepler listesi ortaya çıktı. Yeni anayasa, siyasal partilerin serbest kuruluşu, seçimlere gitmek, tutukluları serbest bırakmak… Açık ve net taleplerdi bunlar. Oldukça reformcu özellikler taşıyordu. Devrimci, ütopist ve radikal çıkışlardan uzaktı. Esed"i dışlamıyordu. Sadece onun da yeni seçimlerde eşit adaylar arasında yer alması isteniyordu.

Türkiye"de Suriye muhalifleriyle sivil toplum girişimleri böyle buluştu. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, defalarca bu yaklaşımlar paralelinde Esed ile görüştü. Ak Parti hükümetinin önemli isimlerinden de "Suriye ordusu, istihbaratı ve ittifakları ile farklıdır" ifadelerini defalarca duydum. Hiçbir zaman Libya ya da Tunus ile bir paralelin kurulduğunu görmedim. Ne başbakanlıkta kişisel dostluk ilişkilerimle tanıdıklarımdan ne de Ak Parti genel merkezinde.

Türkiye toplumu, muhafazakarları, İslamcıları ve ulus devletlerin vahşi ideolojilerinden ve diktatörlerinden bıkan her düşünen, Esed"in varlığına karşı öfke duydu. Arap Baharı"yla hissettiğimiz yeni gün dönümünde bu öfkeyi duymamak ne mümkün! İslam dünyasının Kemalizmle ve Nasırcılıkla ciddi biçimde hesaplaştığı bir tarihte Baasçılıkla hesaplaşmaması mümkün mü? Bu hesaplaşmanın peşinde olan insanları, aydınları ve İslamcıları Suriye"yi Esed"e karşı kışkırtan unsurlar olarak tanımlamak büyük bir yanılgıdır.

Aydınlar, entelektüeller ve tarihsel varlığın dönüşümünden heyecan duyarak geleceğe bakanlar, stratejiyle hareket etmezler. Strateji diplomatların, istihbaratçıların, hükümetlerin ve devletlerin işidir.

Ancak ne kadar mutlu olsak azdır. Çünkü İslam dünyasının son yüzyılını gasp eden ideolojilerin ve hegemonyaların zamanının geçtiği fikriyatında, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve Ak Parti yönetimi ile aynı kulvarda buluşuyoruz. "Devlet-i Alimiz", resmi ideolojilerin gericileştiğini söyleyen muhalefetimizle bütünleşiyor. Ulus devlet kalıplarının dışına çıkarak yeni siyasal tahayyülümüze eşlik ediyor. Başbakan Erdoğan"ın balkon konuşmaları, bu siyasal tahayyülümüzün manifestosunu temsil ediyor.

Suriye muhalefetine destek vermek, stratejik olmayabilir ancak bizim yeni siyasal tahayyülümüzle bire bir örtüşüyor. Türkiye, kardeşlerine karşı her çeşit desteğini ortaya koyuyor. Zulüm ve gerici rejimin mağdurlarına kucak açıyor. Reel politik değil, ideal politik davranıyor. Türkiye"yi bölgesel geleceğe taşıyacak da bu ideal politik tutumları olacaktır.

Esed vahşetinin kötülüklerine karşı olmak, adalet ve özgürlüğü savunmak yeni tarihsel doğuşa ebelik yapmaktır.