Çocuğunuz cehennemin kaçıncı katında olabilir?

04:0017/04/2026, Cuma
G: 17/04/2026, Cuma
Ersin Çelik

Evinde silah bulunduran ve ergenlik çağında evladı olan her anne-baba, Kahramanmaraş’taki o korkunç olaydan sonra kendine şu soruyu sormak zorunda: “Farkında olmadan bir katliamın gizli faili olabilir miyim?” Bu soru ağır, biliyorum. Birçok anne-baba “Benim çocuğum yapmaz” diyecek. Okulunda önüne gelene kurşun yağdıran 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’nin polis başmüfettişi olan babası, evlerdeki çok büyük bir ihmali itiraf etti: “Silahlara merakı vardı, bir hafta önce atış yaptırdım.” Bir çocuğun

Evinde silah bulunduran ve ergenlik çağında evladı olan her anne-baba, Kahramanmaraş’taki o korkunç olaydan sonra kendine şu soruyu sormak zorunda:
“Farkında olmadan bir katliamın gizli faili olabilir miyim?”
Bu soru ağır, biliyorum. Birçok anne-baba
“Benim çocuğum yapmaz”
diyecek. Okulunda önüne gelene kurşun yağdıran 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’nin polis başmüfettişi olan babası, evlerdeki çok büyük bir ihmali itiraf etti:
“Silahlara merakı vardı, bir hafta önce atış yaptırdım.”
Bir çocuğun beş silah ve yedi şarjörle okul basıp profesyonel bir soğukkanlılıkla ateş açması, sadece “
silah merakı
” ile açıklanamaz. Bu birinci meseleydi.
Şimdi evinde silah olmayanları da ilgilendiren perdeyi aralamamız gerekiyor. Gözümüzün önüne getirelim: Kapısı kapalı bir oda. Masasının üzerinde bir bilgisayar veya kucakta bir tablet. Oğlanın kulağında kulaklık, ekranda hızla akan mesajlar… Birçok anne-baba için
böyle bir manzara sıradan ve “arzu edilen” ev halidir.
Çocuk odasında bilgisayarın başında oturuyor.
“Göz önünde olması” anne-babaya güven veriyor.
Çünkü oğlan sokaklarda, bilinmeyen bir yerde değil. Evde ve odasında. O hâlde merak etmeye gerek yok.
Kiminle görüşüyor kaygısı yok. Ne içiyor ne yiyor derdi yok.
Peki ya o
anne-babaların dizlerinin dibindeki çocukların bazıları, yeni bir okul katliamının planlayıcısı ise?
Korkunç bir soru evet. Fakat yüzleşmemiz gerekiyor.
Çünkü o çocuk, aslında
dijital bir nefret tarlasında serpiliyor olabilir.
Türkiye, 2024’te yılında Eskişehir'deki bıçaklı saldırgan ve İstanbul’daki Semih Çelik vakasıyla
Discord ile Telegram’daki
“C31K” (Cehennemin 31. Katı)
gibi oluşumlardan haberdar oldu.
Yaşları 12 ila 18 arasındaki erkek çocukların yer aldığı kanallardaki yazışmalar dehşetti.
Hiçbir kutsalı olmayan
, kendileri gibi düşünmeyen herkesi,
her canlıyı yok etmeyi hedefleyen
bir zihin dünyası buralarda inşa ediliyordu.

O tarihlerde “C31K” gibi kanallar çok fazla konuşuldu. Birinin, iki "yöneticisi" tespit edilerek yakalandı. Bunlar, takma adları “Hz. Ebu Cehil” ve “Arda Bateman” olan çocuklardı.

Hatta bu nedenle Discord’a erişim ülkemizde Ekim 2024'ten bu yana kapalı.
Lakin VPN ile girilebildiğini herkes biliyor.
Zaten görüldü ki “C31K” kanalı da gençleri zehirlemeye devam ediyor.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırılarından sonra ortaya çıkan yazışmalardan söz ediyorum. Mesajlarda belirli şehir ve okul isimleri zikrediliyor:

“Sırada … lisesi var.”
“Hedefimiz …”
“Yarın yeni bir haber duyacaksınız.”
Bu mesajlar ergence yazılmış tehditler değil. Toplum üzerinde korku da oluşturuyor. Daha önceki haftaya kadar Türkiye’deki okullarda, yarışma biletleri satılan
Netflix kurgusu Squid Game’i
gergin bir halde izler gibiyiz. Şimdi ne olacak? Kimler ölecek, kimler hayatta kalmayı başaracak?
Dizi, gerçek hayata uyarlanıyor resmen.

"C31K" gibi kanallardan ifşa olan yazışmalara bakınca, çocukların dizi ve oyun dünyasında yaşadıkları çok net görülüyor:

“Spoiler verelim.”
“Sırada şu var.”
“O bir efsane.”
Altını çizelim: Bu ifadeleri
yazanlar 13-14 yaşlarında çocuklar.
Sizin, bizim evlatlarımız. Önceki gün kapatılan C31K’nın son abone sayısı 100 bindi.
Türkiye’deki tam
100 bin çocuk,
evlerde, odalarında, annelerinin ve babalarının gözleri önünde cehennemin bilmem kaçıncı katında kendisine farklı bir dünya kurarken
Kahramanmaraş’ta da okul katliamı oldu. Ve bu saldırı o kanalda dakikalar içinde
10 binden fazla beğeni emojisiyle onaylandı.
Şimdi hangi anne gözünden sakındığı evladı için “
Benim çocuğum yapmaz
” sözünün bir garantisi olduğunu iddia edebilir?
Hangi baba, “
Az daha büyüse de arkadaş gibi takılsak
” hayalleri kurduğu oğlunun, aslında faşist bir çeteye sanal yoldan üye olduğunu, onlar gibi düşündüğünü ancak bunu belli etmediğini kabullenir?

Ya da böyle bir hayal kırıklığı ile yüzleşmek ister miyiz?

Biliyorum… Sorular da yargılar da çok ağır.

Hepimiz anne-babayız. Fakat
bu çağd
a
çoğu zaman
cahiliz. Bihaberiz. Telegram’da neler olup bittiğini, o karanlık odalarda neler konuşulduğunu bilmiyor, duymuyoruz.
Bir çocuğun vahşice saldırı gerçekleştirmesi kadar,
yüzlerce çocuğun da o katliamı alkışladığı gerçeği şimdi önümüzde duruyor.
Hemen herkesin başına gelmiştir. Eskiden bir çocuk yaşından büyük bir söz söylediğinde, çevresindeki yetişkinler hayretle “
Sen nereden biliyorsun bunu?
” diye sorardı. Bilgi faydalıysa, “
büyümüş de küçülmüş
” denilerek çocuk takdir edilirdi. Eğer kötü bir öğrenimse, o ağızdan kaçırma bir uyarı kabul edilir ve çocuk dikkatle izlenir, hatta takibe alınırdı. Bugün ise
birçok anne-baba, çocuklarının bilmemesi gereken şeyleri çoktan öğrendiğinin farkında bile değil.

Allah aşkına girin şu bilgisayarlara, zorla da olsa alın veya bir yolunu bulup
“kırın” telefonların şifrelerini
. Biliyorum kolay değil. Görmek istemeyeceğiniz, dünyanızı başınıza yıkacak, “
bu benim çocuğum olamaz
” diyeceğiniz yazışmaları okumanız çok muhtemel. Ama bilmemek, görmemek,
yüzleşmemek çocuklarınızı korumaz.
Aksine onları karanlık kanallar içinde sahipsiz bırakır.
Çağın ipsiz sapsızlığı tam olarak budur.

O halde göreceklerinizden korkmayın.
Asıl, görmediklerinizi yarın son dakika haberi olarak okumaktan korkun. Eğer
bir başka okulun bahçesinde daha ağıt yakmak istemiyorsak, herkesten önce sorumluluğumuzun altındaki çocukların dünyalarına girmek ve önlemler almak zorundayız.
Varsa daha etkin bir önerisi olan buyursun tartışalım...
#çocuk
#genç
#cinayet
#anne
#baba
#ebeveyn
#C31K
#Telegram
#Discord