Mücevheri çöpe atmak

04:0023/02/2026, Pazartesi
G: 23/02/2026, Pazartesi
Gökhan Özcan

Hayatımızda olan ve olup biten ve olup bitmeyen ‘şey’lerin hikmeti hakkında tefekkür ediyor muyuz? Görünen o ki gündelik meşguliyetlerden başımızı alıp pek böyle şeylere vakit bulamıyoruz. Dünya kelimesi malum, aşağı manasına gelen ‘deni’ kökünden gelir. Dünya bin bir türlü icadı ve meşguliyetiyle insanı aşağı çeker; kişi ancak dünyaya tamah etmediği, oyununa gelmediği, yüz vermediği müddetçe başını yukarılara kaldırabilir, fikriyle yüceliklere yönelebilir. Meşguliyetlerimiz, bu dünyada kim olarak

Hayatımızda olan ve olup biten ve olup bitmeyen ‘şey’lerin hikmeti hakkında tefekkür ediyor muyuz? Görünen o ki gündelik meşguliyetlerden başımızı alıp pek böyle şeylere vakit bulamıyoruz. Dünya kelimesi malum, aşağı manasına gelen ‘deni’ kökünden gelir. Dünya bin bir türlü icadı ve meşguliyetiyle insanı aşağı çeker; kişi ancak dünyaya tamah etmediği, oyununa gelmediği, yüz vermediği müddetçe başını yukarılara kaldırabilir, fikriyle yüceliklere yönelebilir.

Meşguliyetlerimiz, bu dünyada kim olarak yaşadığımızı, nasıl bir hayat sürdüğümüzü, ne uğruna nefes alıp verdiğimizi aşikâr eder. Bu devrin insanı işidir, kariyeridir, ticaretidir, emelleridir, ihtiraslarıdır, zevk-u sefasıdır daha ziyade. Dünyada başlayıp dünyada biten bir kısır fikriyatla, bir sınırlı görüş kabiliyetiyle, körelmiş bir hissiyatla yaşar. Maddi bir dünyada geçer ömrü, öylesine meşguldür ki dünya işleriyle, mânâları aramaya, hayatı ilmik ilmik ören hikmetleri keşfetmeye ne vakti ne takati kalır. Dünyanın konup göçülen bir gölgelik olduğu, burada peşinde koşulan her şeyin dünyanın kendisi gibi fani olduğu hakikati aklından çıkıp gitmiştir adeta.

Hazreti Mevlânâ (ks) ‘Fihi Ma Fih’inde hakikat çarşısında tekerrür eden hikmetli bir devri daime işaret buyuruyor: “İnsanoğlu attar dükkânındaki o kutu ve çekmecelere benzer. Kendi çapına göre dünya ile işlerini yürütsün diye o kutu ve çekmecelere Allah›ın sıfatlarından birer avuç, birer parça bırakılmıştır, dolayısıyla kendisine biraz işitme, biraz söz, bir parça akıl, bir parça cömertlik, biraz da ilim verilmiştir. Allah’ın seyyar satıcıları gibi olan insanlar vardır, gece gündüz kutuları doldurup dolaşırlar. Sen iş göreceğim diye onları boşaltır ve saçıp savurursun.”

‘Şey’lerin hakikatine dair bir tefekkürümüz olmadığı için yaşadıklarımızın hikmetine dair bir muhakemeye de sahip olamıyoruz. Bu eksikliğimiz zihinsel ve duygusal derinliğimizin kaybolması neticesini doğuruyor. Yüzeyde yaşamaya, sığ düşünmeye, noksan olmaya, yani yavan, yani yalan bir insanlığa mahkûm ediyor bu hâl bizi. Vahyi ilahînin insana yüklediği mânâ ve misyon hiç bu değil halbuki! İnsan hakikati aramak, bulmak ve o hakikate teslim olmak için var edildi. Bu istikamette yaşamıyor ise yanlış tarafa doğru gidiyor demektir. Fikri sabitlerle yaşamaktan hakikate körleşmiş, bu dramatik görme bozukluğuyla sonsuzu nazarından yitirmiş demektir.

Kalbi körelmiş olana bin göz verilse nafile!

“Allah’a kulluk dışında nefesini tüketme ve nefeslerini küçümseme, onların ve onların yanı sıra da Allah’ın kuluna bahşettiği bütün şeylerin kıymetini bil! Alıp verilen nefesler, mücevherlerdir. Sen hiç mücevherleri çöpe atan birini gördün mü?” buyuruyor Ataullah İskenderî hazretleri (ks), ‘Gelin Tacı’ kitabında.

Ne biriktiriyorsak, adı üstünde harcamak için biriktiriyoruz bugün. Şuradan geliyor, buraya gidiyor bütün tasarrufumuz. Bizde kalacak, kendimize, insanlığımıza katacağımız, zihnimize, kalbimize ekleyeceğimiz şeylereyse dönüp bakmıyoruz bile! Ne bahtsız bir ticaret, ne büyük bir gaflet bu!

Her gün fikredip yerimizi bilelim, idrak edip önümüzü görebilelim diye hayatımıza bahşedilmiş nice hikmeti görmeden, bilmeden gelip geçiyoruz. Bu paha biçilmez hazinelerin ne büyük nimet olduğunun farkında değiliz; çünkü kazancı hep başka yerlerde arıyoruz. İnsanın öte aleme göçerken yanına alabileceği şeylere dönüp bakmazken, dünyada bırakıp gideceği şeyler için kendini bu kadar yormasının izahı var mı?

“Her şeyi cebine doldurdun a gafil” diye söylendi meczup, “bak kalbin boş kaldı!”

#aktüel
#hayat
#Gökhan Özcan