100 yıllık fırsat

00:005/03/2010, Cuma
G: 3/09/2019, Salı
İbrahim Kahveci

Son günlerde ekranlarda bir otomobil firmasının reklamını seyrediyoruz. "1899''dan beri kendimizle yarışıyoruz" diyor firma reklamında.Oysa ilk benzinli otomobil 1885 yılında yapılmıştı. Ama firmaların kurulması ve seri üretime geçiş için biraz zaman geçmesi gerekiyordu. Ve 1900 yılları başladığında ortaya çıkan otomobil firmaları giderek büyüyüp global birer şirket haline geldi.Türkiye 1900 yıllarında fırsatı kaçırdı. Türkiye Yüzyılın ortasında ''Devrim'' arabaları ile fırsat yakalamaya çalıştı

Son günlerde ekranlarda bir otomobil firmasının reklamını seyrediyoruz. "1899''dan beri kendimizle yarışıyoruz" diyor firma reklamında.

Oysa ilk benzinli otomobil 1885 yılında yapılmıştı. Ama firmaların kurulması ve seri üretime geçiş için biraz zaman geçmesi gerekiyordu. Ve 1900 yılları başladığında ortaya çıkan otomobil firmaları giderek büyüyüp global birer şirket haline geldi.

Türkiye 1900 yıllarında fırsatı kaçırdı. Türkiye Yüzyılın ortasında ''Devrim'' arabaları ile fırsat yakalamaya çalıştı ama o da olmadı. Kaçan fırsat zamanı geçince fırsat olmaktan çıkıyormuş. Sadece rakipleri geriden takip etmenin ötesine geçemiyoruz.

Artık otomobil firmalarımızın hepsi yabancı teknolojisi ile yabancı ortaklı şirketlerden oluşuyor. Yeni bir sayfa açmaya çalıştığımızda belki de karşımıza çıkarak pazarlarını kaybetmek istemeyecekler.

Nitekim Murat Günak ve Alphan Manas''ın MİA''sı dirençle karşılaşıyor. Türkiye halen kendi teknolojisini de oluşturacak bu devrime sahip çıkabilmiş değil. İş ortada kalmış, bekliyor.

Önceki Akşam Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile bu sorunu görüşüyoruz: "bütün olarak ele alınması gereken bir konu" diyor bakan. Teşvikler bekleniyor ve üretim için sermayedarların çıkması gerekiyor diye açıklıyor.

Sayın Bakan konu ile çok yakından ilgilendiğini ve böyle bir yatırımın ülkemiz için çok önemli olduğuna değiniyor. Bu üretimi devletin yapması beklenemez, ama iş dünyasının da bir bekleyip görme gibi davranışı olduğuna dikkat çekiyor.

Konuşmalardan bazı noktaları çıkararak analiz edeceğim. MİA''nın üretimi için yeni bir yapılanma ve destek gerektiği aşikâr. Örneğin benzin istasyonlarının yerini şarj istasyonları alacak. Araba üretimi kadar şarj üretimi de çok önemlidir. Oto yan sanayimiz bugüne kadar içten yanmalı dediğimiz petrol ve türev ürünlere bağlı sektöre yönelik üretim yapıyor. Dolayısı ile Bakan Çağlayan''ın da dediği gibi "belki de bu işe sektörün dışından bir girişimci veya girişimci ortaklığı gerekiyor."

Ama bütün bu süreçlerin atılması ve yatırımcıların cesaretlenmesi için bir risk üstleniciye ihtiyaç var. Veya risk üstleniciden daha ziyade yol gösterici, ışık tutucuya ihtiyaç var. Devlet elbette bu üretimi yapmamalıdır, ama devlet bu üretim için yol gösterici ve ışık tutucu kararları şimdiden alabilir. Mesela elektrikli otomobil üretimine vergi desteği sağlayabilir. İstasyon ihalelerine şimdiden hazırlanabilir. Yerel yönetimlerle istasyon kolaylıklarını yasalaştırabilir. Üretim için arsa gibi ar-ge gibi desteklerini açıkça beyan edebilir.

Bu işe kısa vadeli kâr olarak bakarsak elbette kaybedeceğiz. Ama bugün fuarlarda bile artık elektrikli otomobiller daha ön sırada yer alıyorsa işin tam zamanındayız. Elimizde Dünya oto devlerini krizden kurtaran birisi var.

Biraz uzun vadeli düşünün. Mesela elektrikli şarj istasyonlarının ihalesi ile vergi kaybı karşılanamaz mı? İş sadece parasal bir değer ifade etmekten öte, beraberinde sürükleyeceği teknolojik atılım yetmez mi?

Hepsinden öte cari açıktan, dış bağımlılığa kadar belimizi büken petrol bağımlılığından kurtulamaz mıyız? Unutmayalım ki, 2008 yılında petrol ithalatı için dışarıya ödediğimiz fatura 15 milyar 600 milyon dolardı.

Sadece bu faturaya değmez mi?