
Bir Semenderin Günlüğü''nde Mümin Salt, sürekli bir özeleştiri sağanağına tutuyor kendini.
En güzel kıvamda yaratılmışken en aşağıların aşağısına düşen insandan daha acıklı hangi varlık vardır? Diyor ve bu düşüşten çıkış yolu arıyor sürekli.
“Karanlıklarda / Yuvarlanıp gitti en aşağılara / Ve başladı çöküşüm”
Deyip soruyor:
“Çöküşün ve çözülüşün sebebi ne”
“Sodom ve gomora kimin gemisiydi”
Bütün bu soruların muhatabı, yine şairin kendisidir. Kendi içine kıvrılan yankısız sorularla bunalır:
“İnsan bunalıyor / Aynalar da / insan bulamayınca / Kitaplarda rastladım insanın hasına / Postların oturanlarla değerlendiği zamanlarda”
Der, o zamanları anarak bir çıkış yolu arzular:
“Bu çöküşten çıkmak gerek / Sık dişini biraz daha diyerek göklere / İzin almak gerek / …. / Dağılsın taze rüzgârlarla karanlıkların büyüsü / Saçılsın yürekler ufuklara aşka / Layık olma gayretinde / Razı olunanlar safında / Ve bu meyanda / Kavuşur / Âşıklar da / Sevgiliye”
İşte o zaman düşüş durur, yükseliş başlar.
“Bir Duvar Yıkıldı” deyip geçer, “Yıldızların Gölgesinde” durur: “horoz dönemleri sanırım bitti” ve “bilgi pazarlarına seyyar tezgâh kuranlar / oyunlara dalınca kutsal inançlarla”, kalb, kaybolmuştur. İnsan, toprak üstünde karartılmış yüzlerle kalakalmıştır; asfaltların genişliği artmıştır. Ama “evin yolunu bulamayan / yıldızlara yol bulma telaşında” olan insan, O''nsuz (Sevgilisiz) şaşkındır:
“Peki, sen şimdi neredesin / Ay ışığını eğiren / Günah geçirmez kumaşlar giydiren / Ey sevgili / Sevmesini bilenlerin menzili / Gülüşüne bir ömür verilesi / … / Senin için biriktirdim gizli gizli / Şu kırık dökük yağmur demetlerini / Benin payıma düşen buydu / Bir kitap ağlayışı duvarda / Yüreğim / Öfkemin derinliği kan”
Burada bir gariplik var: “kimse bilmez neden / kısır balıklar dualarını yosunlara terk eder / ve özlem duyar / yengeç bacaklı gölgeler / kayıtlardan düşülmüş bir hayata / … boğaziçi ve aşk kirli otel odalarına yansır.”
“Nemli Gözlerle Çocuk…” ve “Gün Batımı”nda, doğunun ve afrikanın dertleri de girer günlüğe: “Kireç tepelerine güneşin erken uyandığı doğuda hayat, kanlı türküler mırıldanan rüzgâr altında acı ve gözyaşı sunarken, Afrikada kraliçenin ülkesinde / hıçkırıyor siyah günlerin anıları. Açlık kutsanıp sunulmuş / kara kıtanın kayıp çocuklarına / akan kanda yarışmış kâşiflerin gemileri / ve bir dekor sanılmış beş çayına / gözyaşları / kraliçenin parmakları uzandıkça fincana”.
Günlük, bir gelin alayı (Gel. İn. At)la Son Söz''ü söyler:
“Atlarımızı çaldılar / Kan içinde alçaldılar / Gelini yardan saldılar / Duyup gören olmasın mı”
“Sen ki vaiz / Eşiklere mesafeli dursa da dudakların / Şehvetin dilini düğümleyemeyişinden / Anlamalıydın bunu / Ters çevrilmiş taslara dökmedesin şerbeti / Ve sen / Papatyaların şifresini çözememişsen / Hicrandan vuslata sürüklenen bir hayat / Kırılmış veya bükülmüş / Ne fark eder ki” der.
Ve HASBİHAL… Günlüğün başına konmuş, en uzun bölüm. “Hicrandan vuslata sürüklenen bir hayat”ın Sevgiliyle Hasbihali, bir iç dökmesidir.
“Kıyamın dağlara kıskançlık veren bir heybette / Ruhlara ab-ı hayat sunar kelimelerin ey Sevgili / Senin o hoş nefesin gülleri de kıskandırır elbette / Çocuklara mavi beyaz düşler getirir seherlerin” ama bunlardan mahrumuz. “aramıza modern çağlardan perdeler çekildi / bent üstüne bent kurmadalar sana varan yollara” diyor, şair. Fakat hiç de ümitsiz değil:
“Ey sevgili / değil mi ki yolculuğum o sonsuz diyara / umut sarıp sarmalasın korkuyu kollarıyla”
“ufuklara dalmış çocuk gözleri öyle yakın ki / taşısın beni hiç yorulmadan / sen ki bilirim durup gözetirsin beni sütrede / ellerinde rahmet kuşağı cennet kokularından / savrulmalıyım eteklerine gökkuşağından / dağ başlarına dağıtılan kuş parçaları / koşup geliyorsa seslenilince” diyen şairin diriliş umudu bütün korkuları sarıp sarmalamıştır:
“Her karanlık bir tutam ışıkla delinir
Ve o zaman”
“kuşların ilahilerine iner nefesim vakt-i seherin
ey sevgili sen varsan billûr şafaklarda asude gözlerim
temaşa ki seni zevk-i pür gülzarın desteleri her yerin
sabah rüzgârının cilvesine kapılmış coşkulu sözlerim
sen yoksan zifir geceleri ve gündüzleri biçarenin”
Diyerek na''at tadında bir şiir koyuyor önünüze. Sevgiliye hasretle kavrulan şair, topluma sitemle dopdoludur. Aşksızlığı kınıyor:
“Sahi aşk nedir / Bilen var mı Mısri''den başka” diyor.
Ve şair dönüp kendine şu sözleri savuruyor:
“-ne didinip durursun behey şaşkın / kale alınmayan her söz laf-ı güzaftır anlamaz mısın-“ diyor demesine de yine de şiiri o şair tavrıyla bitiriyor:
“ve siz kanatlılar yeter tutun ellerimden bekleyenim var
kırın bacaklarını da
çekirgenin artık memnudur zıplamasın
ve hatta kırın kalemi de yazının sihri dağılmasın”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.