Yazarlar Van"da Medresetuzzehra sempozyumu ve bazı mülahazalar

Van"da Medresetuzzehrâ sempozyumu ve bazı mülahazalar

Müfit Yüksel
Müfit Yüksel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Geçen hafta Van''da, 12-14 Ekim günlerinde Risâle Akademi, Van Valiliği, Akademik Araştırmalar Vakfı ve Van-Yüzüncü Yıl Üniversitesi''nin ortaklaşa düzenlediği Medresetuzzehrâ sempozyumu gerçekleştirildi. Yüzü aşkın tebliğci ve panelistin yer aldığı üç günlük sempozyum, bir önceki hafta Muş''ta Muş Alparslan Üniversitesi''nin gerçekleştirdiği "Medreseler" sempozyumu ile mütemmim bir bütünlük oluşturdu.

Hizan''da Pirmis nahiyesindeki medrese ve Tah ile Norşin medreselerinde başlayan ve Doğu Bayezid''te Molla Muhammed-i Celâlî''den icâzet almakla sonuçlanan bir medrese hayatı geçiren Bediüzzaman Said En-Nursî Kürdistan''daki medreselerin zaman içierisinde sıra kitaplarına (Kitébin Rézi) hapsedilmiş olduğunu, iyice kaduk kalarak ihtiyca cevap veremeyecek hale geldiğini farketmiş, bu sistemi çok aşan ilmi kişiliğiyle yeni bir medrese sistemi arayışına girmiştir. Hatta 1907''de ilkin İstanbul''a gelişinin nedeni de bu olmuştur.

Bu konuda, Yıldız Sarayı''nda makama arzedilmek üzere mabeyne verdiği layihayı, "Şark Ve Kürdistan" gazetesinin 23 Şevval 1326/19 Kasım1908 tarihli sayısında "Kürtler Neye Muhtaçtır" başlığı ile neşreder ve ilmi hizmetlere ait bazı taleplerin arzedileceğini beyan eder:

"Şu cihân-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sâir ihvân gibi yek-âheng-i terakki olmak içün himmet-i hükümetle Kürdistân''ın kasaba ve kurasında mekâtib tesis ve inşâ buyurulmuş olduğunu ayn-ı şükranla meşhûd ise de bundan yalnız lisân-ı Türki''ye âşina etfâl istifâde ediyor. Lisana âşina olmayan evlâd-ı ekrâd yalnız medâris-i ilmiyyeyi ma''den-i kemâlât bilmeleri ve mekâtib muallimlerinin lisân-ı mahalliye adem-i vukufları cihetiyle maârifden mahrum kalmaktadır. Bu ise, vahşeti, keşmekeşi, dolayısıyle garbın şematatını da''vet ediyor. Hem de ahâlinin vahşet ve tekâyüd-i hâl-i ibtidâîsinde kalmaları cihetleriyle evhâm ve meşkûkün te''sîrâtına hedef oluyor.....

Bunu çaresi, numune-i emsâl ve sebeb-i teşvik ve terğîb olmak içün Kürdistan''ın nokat-ı muhtelifesinden biri, Artûş aşâyiri merkezi olan Beytüşşebâb cihetinde, diğeri, Motkân, Balekân, Sason vasatından, biri de Sipkân ve Haydaran vasatında olan nefs-i van''da Medrese nâm-ı me''lûfuyla Ulûm-i Diniyye ve fünûn-ı lâzime ile beraber hiç olmazsa ellişer talebe bulunmak ve oraca medâr-ı maişetleri hükümet-i seniyyece tesviye edilmek üzere üç Dârutta''lîm tesis edilmelidir. Bazı medârisin dahi ihyâsı maddi ve mânevi Kürdistan''ın hayât-ı istikbâliyesini temin eder esbâb-ı mühimmedendir. Bununla maârifin temeli teessüs eder. Ve bu mebde-i teessüsten ittihad takarrür edecek..."

Ancak, İstanbul''da da yeni sistem ve fen-fizik bilimlerinin de okutulduğu, özellikle Sultan II. Abdülhamid döneminde yaygınlaşan mekteplerin ise, batılı sistem ve müfredattan dolayı, pozitivizme meyleden, hatta ateistleşen kuşakların yetişmesine neden olduğu görülmüştür. Kürdistan''daki medreselerin durumunu bilen ve İstanbul merkezli yeni mekteplerin batılı, pozitif-modern bilim ağırlıklı müfredatla bol bol dinsiz-imansız kuşaklar yetiştirdiğini farkeden Bediüzzaman, bu medresenin ancak, tüm kadüklüğüne ve ihtiyaca cevap verememesine rağmen, Nizâmiye medreselerinin devamı ve son bakiyeleri olmakla, asil bir geleneğe sahip Kürdistan medreseleri baz alınarak geliştirilmesine yönelik bir proje olarak sunmuştur. Ve bu projesi detaylı olarak 1329 tarihinde İstanbul''da Matbaa-i Ebuzziyâ''da neşrettiği "Münazarât" adlı esereinde yer almıştır. Bediüzzaman bu eserinde İstanbul''daki gözlem ve tecrübesine dayalı olarak geliştirdiği projesinde " Câmiu''l-Ezherîn kızkarındaşı olan ''Medresetuzzehrâ'' nâmıyla Dârulfünûnu mutazammın Kürdistan''ın merkezi hükmünde olan Bitlis ve iki refikasıyla Bitlis''in iki cenâhı olan Van ve Diyarbekir''de tesisi...

Medrese nâm me''lûf, me''nûs ve câzibedâr ve şevkengîz, i''tibârı olduğu halde büyük bir hakikati tazammun ettiğinden reğebâtı uyandıran o mübarek medrese ismi ile tesmiye..

Fünûn-i cedîdeyi medâris ile mezc ve derç ve lisân-ı Arabî vâcib, Kürdi-yi câiz,Türkî''yi lâzım kılmak...

Vicdânın ziyâsı ulûm-i Diniyyedir. Aklın nuru, fünûn-ı medeniyyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder....iftirak ettikleri vakit de birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.." (Bediüzzaman Münazarât, 1329:148-150) diyerek projenin anahatlarını belirler. Sultan V. Mehmed Reşad döneminde bu proje kabul görür ve tahsişsat ayrılır hatta Van-Edremit''te Medresetuzzehrâ''nın temeli bile atılır. Ancak Birinci Cihan Harbi''nin çıkması ile bu proje akim kalır. Cumhuriyet döneminde ise Tevhid-i Tedrisât kanunu ile var olan medreseler dahi kapatılıp, Dini eğitim tümü ile kaldırılıp yasaklanınca bugüne değin gündeme bile gelmez.

Son dönemlerde yine gündeme gelen bu proje detayları ile bu sempozyumda tartışıldı. Ancak, Suffa Vakfı''nın burada sunduğu, Van-Edremit''te "Bediüzzaman Zehra Üniversitesi" açılması projesi bizce hayreti mucib oldu. Sunulan projede Bologna kriterlerine ve YÖK''e bağlı 10 fakülte bulunan modern-seküler bir üniversite öngörülmekteydi. Dini ilimlerle ilgili olarak sadece "İslami İlimler Fakültesi " kurulması önerilmekteydi. Oysa ki Bediüzzaman, Yukarıda alıntıladığımız gibi kurulacak müessesenin "Medrese" adı ile anılmasını ve Dini ilimlerin kesinlikle merkeze alındığı Fen vs. diğer gerekli ilimlerin mecz ve derc edildiği (Katip Çelebi''nin Mizanu''l-Hakk adlı eserinde de bu hususlar sözkonusu edilmiştir) bir yapı ve Medrese öngörmekteydi. Üstad Modernleşmeci Pozitivizmin kuralları çerçevesinde işleyen bir eğitim müessesesi önermemişti. Kaldı ki, Bediüzzaman Avrupa fünûn ve medeniyetine yüklediği anlamlar bağlamında 17. Lem''a''da Eski Said dönemine ait bakış açısını sorgulayan ifadelere yer vermiştir.

19. yüzyıldan bu yana gelen Pozitivizmin ağır etkisi altında Fen ve Fünunu bu çerçeveye yerleştirerek, merkeze alıp, ulûm-i diniyeyi sadece bir dal olarak ele alıp, Bediüzzaman hazretlerinin bu harika projesini modernleşmeci-pozitivist eğilim ve komplekslere hiç kimsenin kurban etmeğe hakkı yoktur.

Not: Medresetuzzehrâ Projesi Ve Bölge/Kürt Medreselerinin Bu Çerçevede Yeniden İhyasına İlşkin Geniş Değerlendirmelerimiz Muş''taki Medreseler Sempozyumuna Ait Yayınlanacak Sempozyum Kitabında Yer Alacaktır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.