
Üniversitede işletme yönetimi dersleri okuturken, yönetim tarihinden hiç söz etmemek olmaz. Elimizin altındaki bütün MANAGEMENT kitaplarında ikinci bölüm buna ayrılır. Önce yarım (en fazla bir) sayfada tüm 20. yüzyıl öncesi yönetim düşüncesi özetlenir. 4160 millik (6700 km) Çin Seddi veya devasa Mısır piramitleri gibi, insan aklını zorlayan muhteşem yapıların ciddi bir planlama ve organizasyon gerektirdiği söylenip, sanayi devrimine ve Adam Smith''e geçilir. Smith bize iş bölümünün, dolayısıyla da uzmanlaşmanın marifetlerini bir bir sayıp döker.
İkinci sayfanın başlığı genelde şöyledir: Klasik Yönetim Düşüncesi. Klasik eskimeyen, pabucu dama atılamayan demek. Kimlerdir klasik yönetim düşünürleri? Esas olarak şu üç kişi: Taylor, Weber ve Fayol. Taylor, bilimsel yöneticiliğin pîri. Elinde kronometre ile öldüğü rivayet edilir. Görevlerin eski alışkanlıklara veya parmak hesabına göre değil, bilimsel ölçümlere göre tanımlanması gerektiğini söyler. Çalıştığı demir çelik fabrikasında, sadece yöntem değiştirerek işçilerin günde 12,5 ton olan kömür taşıma kapasitesini tam 48 tona çıkarır.
Taylor felsefesinin özü şudur: Personeli gelişigüzel değil, hüner derecelerini yansıtacak bilimsel bir seçimle işe alın. Sonra kendi başlarına bırakmayıp eğitin, öğretin, geliştirin. Weber de her tür organizasyonda işe alımların liyakat ilkesine göre yapılması gerektiğini söyler: Nepotik (kayırmacı) olmayın; insanları size yakınlıklarına göre değil, hüner, bilgi ve tecrübelerine göre işe alın. Sakın öyle "Taylor''ın, Weber''in vakti geçti!" gibi postmodern teranelere kanmayın. Dedik ya, bunlar klasik. Pabuçları kolay kolay dama atılamıyor. Günümüzün en çok okunan kitaplarından biri olan, Jim Collins''in "İyiden Mükemmel Şirkete" başlıklı eserinin mesajı şu: İyiden mükemmele gitmenin yolu, doğru insanlardan geçiyor. "Eğer otobüse doğru insanları bindirip, yanlış insanları indirip, herkesi oturması gereken yere oturtabilirsek, o zaman otobüsü mükemmel bir yere doğru nasıl götüreceğimizi saptayabiliriz." Bu cümlede doğru kelimesi yerine hünerli kelimesini koyun, Collins''in klasiklerden farkı buharlaşıversin.
Öğrencilere Kabusnâme''den söz ediyorum. Bundan tam 925 yıl önce Keykâvus tarafından oğlu Giylânşah''a yazılan bu ünlü nasihatnâmede, klasik yönetim felsefesinin neredeyse tüm ilkeleri var. Mercimek Ahmed tarafından Türkçeye çevrilip İkinci Murad''a sunulan Kabusnâme, Orhan Şaik Gökyay tarafından notlandırılmış olarak günümüz okurlarına sunuldu (Kabalcı Yayınları, 2007). Kitabın altıncı babı "Hüner arttırmak güher arttırmaktan yeğdir" başlığını taşıyor. Güher, cevher demektir; yani bir şeyin aslında var olan. Hüner ise insan çabasıyla kazanılır. Okuyalım:
"Ey oğul bilmiş ol ki, hüner güherden yeğdir. Pes cehdeyle ki güher artırma, hüner artır. Zira hünersiz kişinin hiç kimseye asısı değmez, belki kendüye dahi faidesi değmez. Şol mugaylan ağacı gibi ki gölgesi yoktur; ne kendüye faidesi var ne gölgesinde ayruğa rahat var. İmdi elbet kişiye hüner gerek. Çün hüneri olmaya, bari güher gerektir. Yani asilzâde gerek. İllâ müşkil odur kim, ne aslı güheri ola ve ne hüneri ola. Pes onun gibi kişiye ke''l-âdem (ha var, ha yok) derler. İmdi ey oğul cehdeyle, bari eğer aslî güherin olmasa kisbî hünerin olsun. Zira ki hüner, ten güheridir; ten güheri asıl güherinden yeğdir."
Sekizinci bapta Nuşirevan konuşuyor: Ve hünersiz kişilere dost olma ki hünersizler ne dosta yarar ve ne düşmana. 43. bab: "Sanat ehlinden olursan, gerektir ki tizkâr olasın ve eyi işler işleyesin, ta ki halk seni hünerbenttir diye öğeler, ta ki işin tamam olsa müşteri çok ola."
Güneş altında yeni bir şey yok. Klasiklerin de, neoklasik ve postmodernlerin de anlattıkları, binlerce yıl önce söylenenlerden ibaret.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.