Nitekim Endülüs’ün fethi -Katoliklerle doğrudan mücadele- de böylesi bir siyasi yakınlığın kurulmasıyla başlamıştır.
Ama yine de Katoliklerin Reconquista’da Müslümanları topladıkları meydanlarda diri diri yakmaları, Ronda uçurumlarından atarak katletmeleri, sürgün için zorla bindirildikleri gemileri batırarak boğmaları… ABD-İsraili’nin Gazze Soykırımı’ndan farklı bir sonuca bağlanamaz. Bu sebeple her ikisi de Haçlılık kelimesinde toplanmakta ve eski – yeni ayrımı söz konusu olmaksızın Müslümanların haklı tepkisine konu olmaktadır.
Bu durumda önceki yazımıza başlık olan “Filistinlileri seven Katolikleri sevmeli miyiz?” sorusunu nasıl cevaplayabiliriz? Yani 5 asır önce Endülüs Müslümanlarını katleden İspanyol Katoliklerinin, Gazze Soykırıma karşı çıkmanın da ötesinde canlarını ortaya koyarak Küresel Sumud ve Özgürlük filolarında yer almalarını nasıl izah edebiliriz?
ABD-İsraili’nin Gazze Soykırımı hakkında çeşitli vesilelerle dile getirdiğimiz vicdanın, insanın yaratılışında, fıtratında, mayasında… yerleşik ve bu manada şeriatlar için de verili bir fenomen olması, Hıristiyanlık ve dolayısıyla Katoliklik mezhebi için de geçerlidir.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.