Soykırımın gölgesindeki Gazze, bundan 20 yıl önce yapılan seçimle dünyanın gündemindeydi.
Washington’un açıkça desteklediği el-Fetih 45 sandalyede kalınca, daha doğrusu Hamas 132 sandalyenin 74’ünü kazanınca, dünyaya demokrasiyi dayatan devletler sözlerinden döndü. Başta ABD ve İsrail olmak üzere Batılı ülkeler Hamas’ın kazandığı seçimin sonucunu tanımadı.
O yıl New York senatörü olan Hillary Clinton’ın yıllar sonra ortaya çıkan sözleri, Gazze halkına reva görülen zulmün diplomatik yollarla nasıl sistematikleştirildiğini ortaya koydu. Clinton, 2006’da Jewish Press gazetesinin yayın kuruluyla yaptığı görüşmede Filistin’de seçim için bastırmanın “büyük bir hata” olduğunu söylemişti. Asıl itirafı ise şuydu: “Seçim için bastıracaksak, kimin kazanacağını belirleyecek bir şey yapmalıydık.”
Sonrası malum. Hamas’ın kurduğu hükümet boykot edildi. Gazze’ye yapılan yardımlar kesildi. Yaptırımların dozu arttı ve şehrin üzerine bir abluka çöktü. Dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüştürülen Gazze her fırsatta bombalandı, binlerce sivil İsrail tarafından katledildi.
Yetmedi. 7 Ekim’den sonra, vaktiyle sandıkta seçtikleri Hamas’ı canıyla kanıyla destekleyen Gazzeliler soykırıma tabi tutuldu. Hareketin öncülerinden Salih el-Aruri Beyrut’ta, İsmail Heniyye Tahran’da, Yahya Sinvar Refah’ta şehit edildi. Lider kadro tek tek hedef alındı, Gazze enkaza çevrildi.
Batı’yı ve ABD’yi arkasına alan İsrail, “başını keserseniz gövde dağılır” hesabıyla Hamas’ı evinde ve eviyle birlikte yok edebileceğini düşünüyordu.
Geçtiğimiz salı günü, 3 Kasım’da ABD’de yapılan ara seçimlerde Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’ni hem Senato’yu aldı.
Son günlerde üzerine çokça konuşulan sonuçların başlıca sebepleri, hayat pahalılığı ve çok güvendikleri Trump’a duyulan öfke olarak öne çıktı. Amerikan televizyon kanalı CBS’nin haberine göre seçmenlerin yüzde 89’u geçim derdinin oy tercihinde etkili olduğunu söyledi.
Michigan’da Abdul el-Sayed, Cumhuriyetçi Mike Rogers’ı yenerek ABD Senatosu’na seçilen ilk Müslüman oldu. El-Sayed, İsrail’e askeri yardımın kesilmesini savunan ve bunu saklamayan bir adaydı. İsrail’in etkili gazetelerinden Haaretz’in hesabına göre Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC), el-Sayed’in kazanmaması için yaklaşık 40 milyon dolar harcadı. Ancak devasa para, sonucu değiştiremedi. Haaretz, el-Sayed’in zaferini şöyle duyurdu: “İsrail’e karşı çıkmak kritik eyaletlerde kazanmanın önünde engel değil.”
Kibir, durum tespitini bile dolaylı cümlelerle yaptırıyor. Haaretz “İsrail’e karşı çıkmak kritik eyaletlerde kazandırıyor” diyemiyor, “engel değil” demekle yetiniyor.
Detroit’te yine AIPAC’ın desteklediği Shri Thanedar da kaybetti. Buna karşılık ABD genelinde İsrail’e askeri yardımın kısıtlanmasını savunan en az beş demokratik sosyalist aday Meclis’e girdi.
Peki, ABD seçimlerinden bir hafta önce İsrail’de ne oldu?
Fotoğraf gittikçe netleşiyor ve bize ne mi söylüyor?
Hamas’ın liderlerini öldürebildiler ama Gazze halkının ruhunu yenemediler. O ruh bugün Gazze’den binlerce kilometre uzakta, Detroit’te, Denver’da sandıklara yön veriyor.
İki gündür zihnimde dolanan şu cümleyle bitireyim:
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.