Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
62

Bildirimler

Modern Batı uygarlığının iki farklı cephedeki iki kurucusu: Bacon ile Descartes, aynı dünyanın temellerini attılar. Öyle temellerdi ki bunlar, modern pagan Batı uygarlığını kuran dinamikler, sonunda, modern Batı uygarlığını kendi içinden vuracak, çürütecek, mekanikleştirerek ruhsuzlaştıracak ve çöle dönüştürerek kendi kendini yok edecek dinamitlere dönüşecekti, kaçınılmaz olarak.

Descartes, “bu dünyanın efendileri ve sahipleri olacağız” derken epistemolojik ve ontolojik emperyalizmin temellerini atıyordu;

bunun siyasi, kültürel ve ekonomik emperyalizme dönüşmesi, dünyayı talan etmesi kaçınılmazdı.

Bu başka kültürlere ve coğrafyalara saldırı yıkım ve talan yolculuğu burada durmadı. İçeriye de yöneldi. Batılılar ilerleyeceğiz derken, insanı ve dünyayı yok edecek tehlikeli sularda yüzmeye başlamışlardı.

Francis Bacon, “bilgi güçtür” demişti; böyle yapmakla, gücü özneleştiriyor, bilgiyi araçsallaştırıyordu Bacon.

Bu yolculukların Batı uygarlığının dünyaya hakim olarken kendi temellerini de yerle bir edecek, dünyayı cehenneme çevirecek bir felaketin temellerimi attıklarını görebilecek derinliğe sahip düşünürler değildi Descartes de, Bacon da.

Batı uygarlığı, Bacon ve Descartes’le birlikte bilgiyi güç olarak konumlandırdığı andan itibaren büyük bir anlam ve değerler krizinin içine düştü. Bilgi artık hakikatin peşinde koşmak değil; doğayı, insanı ve dünyayı kontrol altına almanın aracı haline geldi. Güç de, her şeyi kolonize etme, her şeyi kendi ölçüsüne indirgeme güdüsüne dönüştü. Bu dönüşüm, kaçınılmaz olarak Kantçı epistemolojinin kuru bilgilenme anlayışı üzerine kuruldu. Kant, aklı sınırlandırırken aslında hakikatin kapısını da kapatmış oldu. Sonuç, araçsal aklın öne çıkması ve sahte ontolojik benlik alanlarının inşa edilmesiydi.

Araçsal akıl, her şeyi kullanıma, her varlığı araca indirger. İnsanı da, kâinatı da, anlamı da. Bu indirgeme, felsefî olarak ontolojik şiddeti doğurur. Çünkü varlık, kendi hakikatinden koparılıp sadece işlevine göre tanımlanmaya başlar. Nihilizm de buradan çıkar: Anlamın yerini güç, hakikatin yerini kontrol alır. Küresel ölçekteki çatışmaların, savaşların, sömürülerin ve ruhsuzlaşmanın kökü de buradadır. Batı, bilgiyi güç olarak tanımladığı için, o güçle hem kendi içini hem dünyayı kolonize etti. Sonuç, medeniyet diye sunduğu şeyin aslında bir tahakküm düzeni haline gelmesi oldu.

İslam medeniyeti ise bilgiyi hiçbir zaman salt güç olarak görmedi. Bilgi, hakikatin peşinde bir yolculuktu; aklın, kalbin ve ruhun aynı anda harekete geçmesiydi. “Oku!” emri, sadece kâğıdı değil; kâinatı, nefsi ve vahyi okumayı emrediyordu. Endülüs’ün kütüphanelerinde, Ezher’in medreselerinde, Osmanlı’nın ilim nizamında bu bütüncül okuma vardı. Kitap, güç aracısı değil; hakikatin taşıyıcısıydı. Bu yüzden İslam, Batı’nın araçsal aklının ürettiği ontolojik şiddeti üretmedi. Medine’de, Endülüs’te, Osmanlı’da farklı dinlerden, farklı kavimlerden insanlar, aynı hakikat dairesinde hayat bulabildi.

Buradan çıkış yolu, hakikat kitabıyla yoğrulan öncü kuşakların yetişmesinden geçiyor. Bu kuşaklar, Kantçı epistemolojinin kuru bilgilenmesine mahkûm olmayacak; aklı, kalbi ve ruhu aynı anda harekete geçirecek bir medeniyet fikrini dünyaya sunacaktır. Çünkü İslam’ın bilgi anlayışı, araçsal değildir; aydınlatıcıdır. Akıl, kalbin nuruyla aydınlanır; ruh, vahyin nefesini alır. Öncü kuşak, Endülüs’ün ciltlerinden, Osmanlı medreselerinin derin müfredatından ve Kur’an’ın açtığı ufuktan süzülecektir. Onlar, bilgiyi güç için değil; hakikat için, adalet için, rahmet için kullanacaktır.

Bugün insanlık, araçsal aklın ürettiği nihilizm ve çatışma girdabında boğuluyor. Çıkış, yeni bir epistemolojiyle değil; hakikatin yeniden hatırlanmasıyla mümkün. Hakikat Kitabı olan Kur’an’la yoğrulan, kitapla nefes alan, aklı kalple, kalbi ruhla birleştiren öncü kuşaklar bu hatırlamanın taşıyıcısı olacaktır. Onlar yetişirse, Batı’nın ontolojik şiddeti yerini ontolojik rahmete bırakır. İnsanlık da kendi varlığını yeniden hakikatle tanır.

Kitapsız bir dünya kurulamaz. Kurulacak dünya da araçsal aklın değil; hakikatle yoğrulmuş aklın, kalbin ve ruhun eseri olacaktır. Vesselâm.

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...