
Kaşgar’ın zamanına ait iki tablodan 1914 yılına ait olanını Habibzade Ahmet Kemal’den iletmiş, şimdiki zamana ait ikinci tabloyu da Taha Kılınç’tan nakledeceğimizi söylemiştik.
“Bayram-yeri” anlamındaki adının Arapça ve Farsça kelimelerden oluştuğuna dikkat çeken Kılınç, İydgâh Camii’nin dini ve sosyal değeriyle fiziki bilgilerini verdikten sonra, şimdiki halini şöyle tablolaştırmış:
“Kaşgar’daki ilk günümüzde, otele yerleşir yerleşmez İydgâh’a yatsı namazına gidelim diye planlamıştık. Şehrin batı yakasından doğusuna geçerken, İydgâh’ın kapısı geceleyin açık görünüyordu. Bu detay, Doğu Türkistan seyahatimize hazırlanırken okuduğum ‘İydgâh Camii’nde beş vakit namaz kılınıyor’ şeklindeki bilgi notunu da doğruluyor gibiydi. Gulcada bütün camileri kapalı bulduktan sonra, şimdi tarihi bir camide namaz kılabilme ihtimali bizi sevindirmişti doğrusu.
…Doğruca İydgâh Camii’ne koştuk. Biz yaklaşırken caminin kapısı hâlâ açıktı, ancak merdivenleri çıkıp içeri girmeye davrandığımızda, kapıda duran görevliler sert bir şekilde ‘Giriş yasak!’ dediler. ‘Namaza geldik’ demeye çalıştık, ama dinlemediler bile. İçeriden bir iki ihtiyar Uygur çıktı. Sonra kapıyı hızlıca, neredeyse yüzümüze kapattılar. Dışarıda kalakaldık.
Namaz saatlerini kontrol ettiğimiz online imsakiyeye göre, yatsı ezanı henüz okunmamıştı. Peki, o zaman cami neden kapanmıştı? İçeriden çıkan o ihtiyarlar kimdi? İydgâh’ın beş vakit namazda açık olduğuna dair bilgiler, propaganda amaçlı mıydı? Tüm bu sorularımızın cevabını ertesi gün net bir şekilde aldık: İydgâh Camii’nin kapısı, normal herhangi bir müze gibi, sabah saat 10.00’da açıldı.”
Kapıdaki bankodan kişi başı 30 Yuan ödeyerek bilet aldık, camiye ancak o şekilde ‘turist olarak’ girebildik. İç avlu muhteşem güzellikteydi. Fakat her yer kameralarla donatılmıştı. Attığımız her adım yakından izleniyordu.
(…)
Caminin yazlık ve kışlık mescit kısımlarına doğru yürüdük. Açık havadaki yazlık bölümün etrafı şeritlerle çevrilmişti, içeri girilemiyordu. Duvarda tanıdık bir levha gözüme çarptı: bütün eski fotoğraflarda dış cephe kapısının tam ortasındaki kitabelikte asılı olduğu görülen, köşeleri tuğralarla süslü o harika Arapça tablo. Çin yönetiminin ‘Arapça ibareleri yok etme’ kararının ardından, asıldığı yerden 2018’de kaldırılan tablo, olay kısa süre içinde uluslararası medyanın radarına girince -mecburen- caminin iç kısmına yerleştirilmişti. Resmî açıklama ‘Yağmurdan ve toz topraktan korumak için, tablonun yerini değiştirdik’ şeklindeydi.
Daha önceki yıllarda çekilen fotoğraf ve videolarda görünen, caminin farklı noktalarındaki diğer birçok Arapça levha ve yazının yerindeyse yeller esiyordu. Duvarlar ve sütunlar çıplak, kitap rafları bomboştu.
Kapalı mekân halindeki kışlık mescidin çok küçük bir bölümü ziyarete açıktı. Ayakkabılarımızı çıkarıp içeri girdik. (…) İçeride, ortalığı kolaçan eden Uygur bir görevli vardı. Turist olduğumuzun altını kalın şekilde çizmek için İngilizce sordum: ‘Can we pray?’ Adamcağız gayet belirgin bir panikle “No, no, no!” diye cevap verdi. Sorumun cevabını ben zaten biliyordum, sadece teyit etmek istemiştim.
Biz dışarı doğru yürürken, gürültülü megafonlar eşliğinde kalabalık Çinli gruplar içeri giriyordu. Herhangi bir müzeyi ziyaret eder gibi.
Akşamleyin, İydgâh Camii’nde namaz kılmayı tekrar denedik. …Kapıdaki görevlilere içeri girip namaz kılmak istediğimizi söyledik. Biri kadın üç Uygur görevli ve yanlarındaki bir Çinli, bizi epey oyaladılar, pasaportlarımızı kontrol ettiler, sayfaların fotoğraflarını çektiler, bir yerleri telefonla aradılar... Sonunda, hepsinin âmiri olduğu anlaşılan orta yaşlı bir Uygur görevli “İcazet yok!” dedi, elinin sert bir hareketiyle bize dışarı çıkmamızı işaret etti.
Hiç direnmeden camiden çıktık. (…) Çünkü kapıdaki görevlilerin arkamızdan dışarı çıkıp bizi izlemeye başladığını fark etmiştik. (…)
Böylece, bizzat yaşayarak ve üç ayrı vakitte deneyerek, ‘İydgâh Camii’nde beş vakit namaz kılındığı’ şeklindeki Çin propagandasının koca bir yalandan ibaret olduğunu tecrübe ettik. (…)
Çok değil, bundan on yıl kadar önce, 2015›te İydgâh Camii›nin içi ve dışı binlerce Müslümanın katıldığı muhteşem namazlara sahne oluyordu. Sarıklı, takkeli, doppalı cemaat bütün meydanı dolduruyor, ezan ve Kur›ân sesi Kaşgar sokaklarında yankılanıyordu. Ben o zamanlara bizzat şahit olmasam da seyahate hazırlanırken çok sayıda namaz videosu izlemiştim. Şimdi Kaşgar›a gelip İydgâh›ı böyle ıpıssız ve zincirlenmiş halde görünce, yüreğim parçalandı desem yeridir.”
Kaşgar zamanına ait ilettiğimiz bu iki tablo arasındaki fark yalnızca yüz on yıllık bir zaman meselesi değildir?
Peki nedir?
Nasipse buradan devam edelim inşallah.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.