Kültür ve eğitim bakanları"nın dikkatine!..

00:0030/03/2009, Pazartesi
G: 3/09/2019, Salı
Osman Akkuşak

değerli yazar ve araştırmacı oğuz çetinoğlu tarafından hazırlanan (kronolojik tarih ansiklopedisi)ni okudukça, sayfaları arasında gezindikçe sadece eski bilgilerimi tazelemekle kalmıyorum.. özet olarak hatırımda kalan nice vak''aların detaylarını, içyüzünü kafamda yeniden canlandırıyorum.. yılın 365 gününde cereyan etmiş olayları, en yakın ve en uzak tarihte vakî olmuş beşerî hadiseleri, üçer aylık 4 büyük cilt halinde türk okuyucusuna sunduğu için oğuz çetinoğlu''nu ve (bilgeoğuz yayınları)nı tekrar

değerli yazar ve araştırmacı oğuz çetinoğlu tarafından hazırlanan (kronolojik tarih ansiklopedisi)ni okudukça, sayfaları arasında gezindikçe sadece eski bilgilerimi tazelemekle kalmıyorum.. özet olarak hatırımda kalan nice vak''aların detaylarını, içyüzünü kafamda yeniden canlandırıyorum.. yılın 365 gününde cereyan etmiş olayları, en yakın ve en uzak tarihte vakî olmuş beşerî hadiseleri, üçer aylık 4 büyük cilt halinde türk okuyucusuna sunduğu için oğuz çetinoğlu''nu ve (bilgeoğuz yayınları)nı tekrar tebrik ediyorum.. (0212 - 527 33 66 - faks: 0212 - 527 33 64)..

aşağı yukarı 4 bin sayfa tutan bu büyük eserin kültür bakanlığına bağlı bütün kütüphanelere ve millî eğitim bakanlığına bağlı bütün okullara birer takım konulmasının devletin eğitime ait bir vazifesi olduğunu sayın bakanlarımız hüseyin çelik ve ertuğrul günay''ın dikkatlerine ve takdirlerine sunarım..

ayrıca belirtmek gerekir ki; kronolojik tarih anskilopedisi, bir müracaat ve kaynak kitabı olarak sadece kütüphanelerde ve okullarda değil her evde bulunması gereken bir kitap setidir.. meselâ bugün martın 30''udur.. bir açıp bakalım 30 mart sayfasına da, yakın ve uzak yılların 30 martında neler olmuş veya kimler doğmuş, kimler ölmüş bir öğrenelim..

30 marta ayrılan sayfaları gözden geçirince görüyoruz ki m.s. 798''in 30 martından 2006''nın 30 martına kadar, tam 22 ayrı olay ve şahıstan bahsediliyor.. bunlardan birisi de, dış politika ve tarih yazarı rahmetli ömer sami coşar''ın silifke''nin boğsak köyünde 30 mart 1984''teki ölümüdür.. ömer sami gibi, öbür âleme göçenlerden olan cumhuriyet ve tercüman yazarı erol dallı''nın anlatışına göre olay şöyle cereyan etmiştir:

ömer sami, erol dallı ve onlardan yaşça daha kıdemli olan ressam ve cumhuriyet gazetesi arşiv müdürü elif naci sık sık bir sofrada buluşan üç kafadar ve üç arkadaştır.. ömer sami emekli olduktan sonra silifke''de yerleşir.. ve arasıra istanbul''a gelerek iki dostu ile hasret giderir.. yine birgün yollara düşmüş ve erol dallı''ya mülâkî olmuştur.. gelir gelmez; “dur, D grubu ressamını arayalım” diyerek telefona uzanmış.. ve sesini kalınlaştırarak “-hey elif naci dinle beni.. ben azrailim seni almağa geldim haydi toparlan.. dünyaya kazık çakacak değilsin ya!.” bu soğuk şakaya sinirlenen elif naci: “sen azrail değil, bizim deli ömer''sin.. biliyorsun ben yeni bir sergi açacağım.. yani dünyada daha işim var.. sen benden evvel git te orada bana yer ayırt!..” pat.. telefonu kapatır.. ardından erol''a açar telefonu: “o eşeğe söyle bir daha bana böyle soğuk şaka yapmasın..”

bu arada ömer sami, “-kızdırdık.. hadi gidip gönlünü alalım” demeyi unutmaz ama.. kaderin tecellîsine bakınız ki birkaçgün sonra silifke''ye dönen rahmetli yazar, sabah erkenden sandala binmek isterken denize düşmesin mi!.. düşüş o düşüş.. gidiş o gidiş.. sar''a hastalığına müptelâ olduğu sanılan gazetecinin bu anlaşılmaz âkibeti bir tesadüften mi yoksa kaderin izahı zor bir cilvesinden mi ibarettir, bilen varsa söylesin!.

ömer sami''nin 30 marttaki ölüm tarihi, bana erol dallı''nın naklettiği ölüm şeklini hatırlattı.. tanıdığım kadarıyle üçü de iyi insanlardı.. allah dördüne de rahmet eylesin!.. elif naci''nin damadı sümerbank şube müdürlerinden şinasi özatalay yakın arkadaşımdı.. kimler gitti.. kimler kaldı.. birgün onlar da gidecek.. en iyisi, gitmeden önce birkaç dostu, birkaç kişiyi daha sevindirmek olsa gerek.. ya küçük bir hizmet vererek yahut bir hatır sorarak yahut ta bir kere gülümseyerek.. rahmetli şinasi banka kredisi alırken bana kefil olmuştu.. sümerbank''a her uğrayışımda kolumdan tutar yemekhaneye götürürdü.. ismi hatırımıza düşmüşken asil jestlerini anmayalım mı yâni.. sormaktan kendimi alamıyorum: öldükten sonra acaba bizi kaç kişi anacak?..