
Büyük devletler hem yakın çevreleri hem de uzak çevreleriyle ciddi biçimde ilgilenirler. Bu ilgilerini ekonomik siyasi ve kültürel alanlarda hissettirirler.
Büyük devletler ilgi alanlarındaki bölgelerde kendi lehlerine kamu oyu oluşturarak hem ekonomik hem siyasi hem de askeri eylemlerine meşruiyet kazandırmanın yanı sıra ulusal ve uluslar arası çıkarlarına katkıda bulunurlar.
Günümüzde kamuoyu oluşturmanın en kestirme yolu internetten sonra radyo ve televizyon yayınlarıdır.
Aynı zamanda göze hitap ettiği için televizyon yayınları daha da önemlidir.
Hem tarihi hem coğrafi özellikleri sebebiyle bölgenin en önemli ülkelerinin başında gelmesi gereken Türkiye maalesef son zamanlara kadar enformasyon bağlamında içine kapalı bir Demir Perde ülkesi gibiydi. Komplekse kapılmış bir küçük devlet politikası takip ediyordu.
En yakın komşularımız bile ülkemizle ilgili haber ve değerlendirmeleri hep dış kaynaklardan edinmişler ve hakkımızdaki kanaatleri o yönde şekillenmiştir. Bunun çok olumlu bir durum olduğunu söylemek elbette ki mümkün değildir.
Mevcut hükümetin "komşularla sıfır sorun politikası" bu olumsuzluğu gidermede önemli bir rol oynamıştır.
Bu olumsuzluğun giderilmesi için -ben bunu yıllardır yazıyorum- öncelikle çevremizdeki ülkelerin dilleriyle yayın yapacak radyo ve televizyonların bir an önce tesis edilmesi gerekiyordu.
Doğu komşumuz İran bile Arapça, Türkçe, İngilizce, Kürtçe televizyonlarıyla dünya çapında kamuoyu oluştururken Türkiye''nin Türkçe dışında yayın yapmaması çok büyük bir eksiklikti.
TRT''nin son genel müdürü bu alanda tüm tabuları yıkarak Türkiye''yi dünyaya açan bir uygulama içine girdi. Önce TRT Türk ve TRT Avaz gibi Türkiye haricindeki soydaşlarımıza hitap eden kanallarla Türkçe yayın alanını genişletti. TRT Çocuk ile yeni bir çığır açtı. TRT Haber ile habercilikte özel tv kanallarıyla yarışır hale geldi. Müzik ve belgesel kanalları da yine bu dönemin eserleri. Euro News''e ortak olarak Türkçe yayına geçmesi ve bu kanalın öteki dillerde yayınlanan programlarında Türkiye''ye özel bir yer vermesi de bu dönemdeki başarılı adımlardan biridir. Dünya dilleriyle yayın yapan radyo ve internet sitelerini saymaya kalkışsak sütunumuzda yer kalmaz.
Dahası 24 saat Kürtçe yayına başlayan TRT Şeş yayıncılıkta devrim etkisi bıraktı.
En önemli eksiğimiz İngilizce ve Arapça yayın yapan tv kanallarıydı.
Pazar günü Arapça yayına başlayan TRT El Türkiye bu alanda çok önemli bir boşluğu doldurduğu için buna en fazla sevinenlerin başında geldiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye''yle hem coğrafi hem de kültürel ve tarihi bağlarla irtibatlı olan 350 milyonluk Arap âlemi artık Türkiye haberlerini doğrudan TRT El Türkiye kanalından alacak.
Türkiye''nin son yıllarda birçok alanda olduğu gibi enformasyon alanında da büyük devlet politikası takip ettiğini görmekten bu ülkenin bir vatandaşı olarak ben mutluluk duyuyorum.
TRT El Türkiye''nin yayına başlaması beni fazlasıyla mutlu etti. Çünkü yıllardır gerçekleşmesini beklediğim bir proje hayata geçmiş oldu.
Bu alanda yayın yapmanın ne demek olduğunu iliklerine kadar hissedenlerdenim. Basın dünyasında Arapça konuşup yazabilen meslektaş sayımız bir elin parmak sayısı kadar bile yoktur. Bunlardan birisi benim. Hemen her hafta birkaç Arap televizyonundan davet alıyor, ''Neden bizim Arapça yayın yapan kanalımız yok'' diye hayıflanıp duruyordum. Bu rüyamız nihayet gerçek oldu.
Hükümetin komşularla sıfır sorun politikasından İslam dünyasıyla yakınlaşmasına; 1 Mart tezkeresinden Davos çıkışına kadar geçen sürede Türkiye İslam dünyasının tartışmasız fiili lideri konumuna yükseldi. İçinde bulunduğumuz ve tabii üyesi olduğumuz bu dünyanın Türkiye hakkında doğrudan bilgi sahibi olması gerekiyordu. Bunun en kestirme yolu İngilizce ve Arapça yayınlardı.
Türkiye bu alanı boş bırakmıştı. Bu alan Katar devletinin El Cezire, İngiltere''nin BBC Arabic, Amerika''nın CNN Arabic ve el Arabiyya, Rusya''nın Rusyal Yevm ve İran''ın El Alem televizyonları tarafından dolduruluyordu.
Şimdi bu alana TRT El Türkiye kanalı da girmiş oldu. TRT El Türkiye''nin bu kanallarla rekabet edebileceğini ve ön sıralara çıkacağını umud ediyorum.
Dün görüştüğüm Cezayirli bir profesör kendisini Osmanlıyım diye tanıttıktan sonra El Türkiye''nin TRT 1 gibi karışık programları yayınlamasının ciddiyetine gölge düşüreceğini, bu tür televizyon kanallarının ciddi haber yorum ve belgesel yayıncılığı yapmasının daha faydalı olacağını söyledi ki bu değerlendirme bence de yabana atılmamalıdır!
Başta TRT Genel Müdürü''nün samimi çalışmaları ve TRT El Türkiye''nin başına getirilen arkadaşın Arapça''ya, Arap dünyasına ve televizyonculuğa vukufunun ümid verdiğini söyleyebilirim.
Ne diyelim bir an önce İngilizce yayının da başlaması temennisiyle TRT El Türkiye hayırlı olsun.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.