Aşk, şiir ve merhamet

00:0010/01/2007, Çarşamba
G: 28/08/2019, Çarşamba
Salih Tuna

Geçenlerde uzun süre görüşemediğim bir arkadaşımla ordan burdan, eski hatıralardan konuşuyoruz. Ağzının kenarıyla bir-iki laf edip susuyor. Bilmeyen de görüşme talebinin benden geldiğini sanır.Bir derdi var besbelli. Dan diye, “mesele nedir?” sormak yakışık almaz; bekliyorum mevzuyu o açsın. Açmıyor. “İşler nasıl gidiyor?” İşler gıcırındaymış. (En fazla iki cümle kurdu ve ''zınk'' diye durdu.) Anlaşılan, bu konudan ilerleyemeyeceğiz. Olsun bakalım. Soru mu yok?! “Çoluk çocuk ne alemde?” Ellerimden

Geçenlerde uzun süre görüşemediğim bir arkadaşımla ordan burdan, eski hatıralardan konuşuyoruz. Ağzının kenarıyla bir-iki laf edip susuyor. Bilmeyen de görüşme talebinin benden geldiğini sanır.

Bir derdi var besbelli. Dan diye, “mesele nedir?” sormak yakışık almaz; bekliyorum mevzuyu o açsın. Açmıyor. “İşler nasıl gidiyor?” İşler gıcırındaymış. (En fazla iki cümle kurdu ve ''zınk'' diye durdu.) Anlaşılan, bu konudan ilerleyemeyeceğiz. Olsun bakalım. Soru mu yok?! “Çoluk çocuk ne alemde?” Ellerimden öperlermiş. Hepsi bu kadar, dahası yok. Arkadaşa her mevzu hız tümseği.

Böyle olmayacak. En iyisi daldan dala atlamak. Belki haline uygun bir dalı uzanıp tutar da derdini anlarız. Üzerindeki gerginlik kalksın, biraz rahatlasın düşüncesiyle evvela gündemdeki konulara daldım:

Irak ve işgal üzerine konuşmama dekoratif bir ilgi gösterdi. Bu ilgi üzerine sürdürdüm: Hep tartışılan Huntington''un “Medeniyetler Çatışması” tezi ama bugün Ortadoğu''da gerçekleşen, 11 Eylül sonrası Kissinger''in (Batı''nın İslam dünyası ile değil, Müslüman''ın Müslüman''la kapıştırılmasını) dillendirdiği proje. Irak''ta sahneye konulan mezhep çatışması da, Filistin''de yaşanan El Fetih, Hamas gerginliği de hep bu projenin tezahürleri. Sıkıldığını belli etmeye başladı, kestim. (Eskiden buna benzer konularda duyarlıydı, ne kadar da değişmiş!)

Mit raporundan bahsettim, pek alakadar olmadı. Cumhurbaşkanlığı seçimine yüzünü buruşturdu. (Doğrusu, bu konuyu zaten isteksizce açmıştım, hemen kapattım.) Kıbrıs''taki son gelişmelere girecek gibi oldum; hiç dikkatini çekmedi, vazgeçtim. Çaresiz, alengirli bir lafla dikkatini çekmek istedim: “AK Parti istese ilk seçimde CHP''yi Meclise bile sokmaz…”

Kime konuşuyorum! İnsan hiç değilse burada, “Hadi ya, nasıl olur?..” falan der. (Hayır, ruh gibi bakıyor sadece.) Dese, hiç merak etmeyin, bir şeyler söyleyeceğim. Mesela, Başbakanın CHP''ye hiçbir şekilde cevap vermediğini, (sözgelimi) Ağar''ın her sözüne cevap verdiğini düşünün. Bir de, Ağar''ın ana muhalefete yükseldiği piyasada uçuşturulan bir iki anketle desteklendi mi, muhalefetin ekseni anında kayar. Buna siz CHP''nin tatsız, tuzsuz muhalefet tarzını ilave edin ki, manzara tastamam ortaya çıksın. Lakin, rejimin sağ-sol dengesi bakımından CHP''nin kartpostal değeri var. Geçelim.

Sinema, tiyatro derken laf Orhan Pamuk''a kadar uzandı. Arkadaş, daha ben Pamuk''un adını anar anmaz 23 Nisan çocuğu heyecanıyla sordu: “Aşk romanı yazıyormuş, öyle mi?” Cevap vermekle boşuna vakit kaybetmeye lüzum yok; kesin sonuca varmak için yekten sordum: “Peki, Ahmet Altan''ı nasıl buluyorsun?” Ağzından kerpetenle söz almaya çalıştığım beyefendi, “Adam kadın ruhundan anlıyor…” falan diyerek şakımaya başladı.

“Aşık mısın oğlum sen?..” dedim. Nerden anladığımı sordu. (Nerden olacak, hıyar gibi susuşundan.)

Evli bir kadına aşıkmış. Kadın kocasından ayrı yaşıyormuş, boşanacaklarmış. Düşüncelerine değer verdiği açık fikirli bir arkadaşı olarak akıl danışmak, dertleşmek amacıyla… (Onunla evlenmeye çoktan karar vermiş de vicdanını rahatlatmak için destek arıyor.)

Çocukları aklıma geldi. Tepem attı. “Ne arkadaşı lan? Çocuğuna merhameti olmayan arkadaşı ne yapsın?..”

Kahpeliğin, hayasızlığın mazereti aşkmış. (İnsan kıçı kırık bir aşk için yuvasını yıkar, çocuklarını parçalanmış bir aileye duçar eyler mi?) “Aşıkmış! Trafik kazası mı lan bu, olmasaydın!..” Öfkeyle karşılık verdi: “Aynen öyle abi, trafik kazası gibi…”

“O zaman trafiğe çıkmayacaktın arkadaş” dedim, “Hadi çıktın, evli bir erkeğin aşırı hız, hatalı sollama lüksü yoktur…”

Eşi kendisini hiçbir zaman anlamamış! (Mesela) Yıllardır yazdığı şiirlerini eşi bir kere bile okumamış. (Vay köpoğlu! Demek bizden habersiz gizli gizli şiir yazarmış!) Sevgilisi ise şiirlerinden çok etkileniyormuş. (Elinde şiir trafiğe çıkmış hıyar.) Şiirinden bir örnek göstermesi için ısrar ettim. Sonunda dayanamadı ve ceketinin iç cebinden çıkardığı kağıdı (muska gibi de yanında taşıyormuş) isteksizce uzattı. Okudum. Şiirimsi bile değil. Bir takım romantik hergelelikler.

“Yengenin bu şiiri anlamaması gayet doğal” dedim, “Sevgilin seni tanısın, o da şiirini anlayamayacak!..”

Meraklısına not: Arkadaşın şiiri anlaşılmaya 7 ay dayanmıştır.