Laiklere insaflı bir yerden mektup

04:0024/02/2026, Salı
G: 24/02/2026, Salı
Serdar Tuncer

Sevgili laik kardeşim! Sana bu mektubu 5 Ramazan 1447 tarihinde birbirimizi belki biraz anlarız umuduyla yazıyorum. Kardeşim deyişim lafın gelişi değil. İnsanların ya yaratılışta eş ya da dinde kardeş olduğuna inanıyorum ben. İnanıyorsan laik olsan da kardeşimsin, inanmıyor ve laiksen aynı vatanda yaşıyor olmamız itibariyle kardeşim diyebilirim sana. Sevgili kardeşim. Ben geride kalan 200 yıl boyunca hep dayak yedim. Darağaçlarında sallandırıldım, susmasın diye can verdiğim ezanı senelerce Türkçe

Sevgili laik kardeşim!

Sana bu mektubu 5 Ramazan 1447 tarihinde birbirimizi belki biraz anlarız umuduyla yazıyorum. Kardeşim deyişim lafın gelişi değil. İnsanların ya yaratılışta eş ya da dinde kardeş olduğuna inanıyorum ben. İnanıyorsan laik olsan da kardeşimsin, inanmıyor ve laiksen aynı vatanda yaşıyor olmamız itibariyle kardeşim diyebilirim sana.

Sevgili kardeşim.

Ben geride kalan 200 yıl boyunca hep dayak yedim. Darağaçlarında sallandırıldım, susmasın diye can verdiğim ezanı senelerce Türkçe dinledim, baş tacı ettiğim Kerim Kitabı okumam yasaklandı; dilimden, kıyafetimden, harflerimden, değerlerimden oldum. Darbelerle sınandım, bin yıl süreceğine inanılan badirelerden geçtim, kardeşimin başındaki örtü çekilip alındı, kamudan, bürokrasiden, askeriyeden inandığım için sürgün yedim. Öz yurdumda garip oldum, öz vatanımda parya muamelesi gördüm.

Dur hemen kızma!

Derdim geçmişi kurcalayıp kavga etmek değil, bilakis seninle geleceği, geleceğimizi konuşmak istiyorum. Ama benim yarın hayalimi anlaman için, bugünümü doğru okuman için dünden bir parça haberdar olmalısın. Siyasi, sübjektif, rövanşist bir dille ele almıyorum geçmişi. Haklıyı haksızı kurcalamıyorum. Olanı olduğu gibi söylüyorum, hepsi bu.

Sevgili laik kardeşim.

Samsunlu Celal ‘Kâbe’de hacılar Hu der’ ilahisini söyledi diye laiklik elden gitmez. Serdar yazısının tarihini 23 Şubat 2026 olarak yazmadı diye de ülkeye şeriat gelmez, ne olur rahat ol biraz.

Çocukların okullarda ilahi söylemesi bizi karanlığa götürmez. Ramazan geldi diye okul bahçelerinde muhteşem koreografilerin yapılması aydınlığa mani değildir. 14 Şubat’ta sevgilimize çiçek aldık diye ülke İsviçre olmuyor, yahut noelde sokaklar süslendi diye İstanbul Newyork’a dönmüyor ya, aynı o hesap. Ramazan’ın gelişine sevindiğimiz için yaptığımız birkaç minik jestle Türkiye İran olmaz. Olmasın da zaten. Senin kızdığın İslamcılar İran’a senden daha mesafelidir, bunu bil lütfen.

Okullarda din eğitimi mecburi oldu diye eyvah deme! İnanıyorsan bırak da çocuğun dinini öğrensin, inanmıyorsan yine bırak da çocuğun neye inanmayacağını bilsin. Öğle teneffüsü Cuma vaktine getirildi diye yürüyüş yapmana gerek yok. Hani senin gibi düşünmeyene de saygı, hani insan hakları, herkesin inancını yaşama hakkı hani… Bunları hatırla! Bırak inanan Cuma namazını rahatça kılsın, inanmayan o vakitte top oynasın okul bahçesinde. Senin çocuğun kulağından tutulup zorla namaza götürülürse buna senden önce ben karşı çıkarım. O namazdan kimseye bir hayır da gelmez zaten. Ama müsaade et de benim çocuğum Cuma namazını dersi asmadan kılabilsin.

Başörtüsünü siyasi bir sembol olarak görmekten vazgeç artık. Ninelerimiz başını örtmeye başladığı zamanlarda henüz demokrasi icat edilmemişti. Siyasi partiler yokken tesettür vardı. Kamuda, sokakta, evde birisinin başını örtmesi ne seni ne de beni ilgilendirsin artık. Sen başörtüsünün bu kadarına tahammül etmeyi öğren, ben sadece başörtüsüyle tesettürün tamam olmadığına inanmaya devam edeyim. Metrobüste, tramvayda, AVM’de gerici (!) kardeşlerinden birisi kimsenin başını zorla örtmüyor dikkat edersen. Ama oralarda ilerici (!) teyzelerin birisinin başörtüsünü açmaya çalıştıklarını görürsen benden önce onların hakkını savunmak için sen sokağa çık, sen sesini yükselt!

Refah Partisinin iktidara ilk göz kırptığı zamanlardan beri seni şeriat gelecek diye korkutuyorlar. Çeyrek asırdır Ak Parti iktidarda ve şeriat gelmedi hâlâ. İnanma artık bu teraneye. Şeriat yukarıdan baskıyla değil aşağıdan layık olmakla gelir. Sen laik olduğun için değil ben layık olamadığım için şeriat gelmez, müsterih ol biraz.

Okulu, tesettürü, siyaseti, ilahici Celal’i, Ramazan geldi diye süslenen sokağı dert etmeyi bırak artık. Dünya karışıyor, modernite iflasın eşiğinde, kapitalizm can çekişiyor, yapay zekanın insanlığa ne vereceği ve alacağı muamma, çevremizdeki ülkelerde ya savaş var ya savaş tam-tamları. Sen kalkmış ama çocuklar okulda ilahi söyledi diye yürüyüş yapıyorsun. Bu mudur?

Sevgili laik kardeşim!

Bu ülkenin yarınları için, çocuklarımız için, bütün insanlık için büyük ve güçlü bir ülke olmak borcundayız. Bu uğurda birbirimize saygı duymayı, ortak bir mutabakat zemininde kardeşçe yaşamayı, anlamsız asırlık korkulardan arınmayı öğrenip; geleceğimizi muhabbetle, gayretle, güçle hep birlikte inşa edeceğiz. Bize yakışan budur, olması gereken budur.

Ama sen de büyü biraz, doğru yerden bak meselelere, işe yarayacak bir şeyleri dert et, yarınlarımız için slogan atıp yürüyüş yapmaktan öte bir şeyler yap, sana benzemeyeni öteki ilan etmekten vazgeç ve artık doğru anla bizi, olmaz mı?

#Aktüel
#toplum
#Serdar Tuncer