
Jack Nicholson''ın mafya patronu Frank Costello''yu oynadığı "The Departed" adlı (2006) Oscar''lı filmi "tek bir kurşun yarası dahi almadan" izlemeyi başarmıştım! Rolling Stone dergisinin, o dönemde ünlü aktörle yaptığı röportajın girişinde ise şunlar yazılıydı: "Nicholson, The Departed''ta kanlı ve zalim bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, ''muhteşem çapkın''ın evini ziyaret ettiğinizde daha büyük darbelere hazır olmanız gerek…"
*
Madem öyle, sormalıyım: Jack Nicholson''ın otuz beş yıl önceki "Kanlı 1 Mayıs"la ne alakası var?
Elbette, uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok…
Buna mukabil, şayet Taksim Meydanı''nda otuz dört kişinin öldüğü o kanlı hadisenin (1977) filmi çekilebilseydi…
Filmdeki önemli rollerden birisini (bir gazetenin yayın yönetmenini) oynayacak aktör, -fiziksel benzerlik nedeniyle- kesinlikle Jack Nicholson olurdu!
*
Öyleyse, otuz beş yıl öncesine gidip, dönemin etkili sağ gazetesi Tercüman''ın başındaki ismin, 1 Mayıs olayından hemen önce (29 Nisan 1977) ne yazdığına bir bakalım:
"DİSK''in 1 Mayıs''a katılım çağrısındaki açık tahrikin, yüksek tansiyonla gerilmiş sinirler üzerinde kamçılayıcı etkisi tahmin edilemeyecek şey değildir.
Ayrıca, ateşin söylevler, toplu yeminlerle havalanan sol yumruklar, toplum psikolojisi 1 Mayıs takvim yaprağındaki kaygı verici faktörlerdir. Maocu ırk ayrımcılarının, demokrasi kundakçısı diğer akımların da bu çeşit topluluklarda uygun ortam buldukları unutulmamalıdır.
Gerçi, geçen yıl da DİSK tarafından 1 Mayıs gösterileri düzenlenmiş ve tahminlerin tersine olay çıkmamıştı, ama bu defa şartlar çok değişiktir…"
Bu satırlar için, Tayfun Er…
"Erguvaniler: Türkiye''de İktidar Doğanlar" adlı kitabında (Sayfa: 225) şöyle yazmıştı:
"Hayatında hiçbir ''kestirimi'' doğru çıkmamış olan Cıvaoğlu, büyük olayların çıkacağını önceden kestiriyor. Neden bu defa şartlar değişikmiş? Ne değişmiş? Orasını Cıvaoğlu biliyor ama okuyucuya söylemiyor!
Birinci sınıf bir kontrgerilla katliamı olan, ülkeyi adım adım darbeye götürmek için yapılan 1 Mayıs 1977''nin öncesinde de kamuoyunu katliama hazırlamak için günlerce ''Moskovacılar-Pekinciler 1 Mayıs''ta çatışacak'' deyip, katliam sonrası da ''Moskovacılar-Pekinciler meydanı kana buladı'' diye gazetenizde yazmadınız mı?"
*
O dönemde solda Cumhuriyet, sağda ise Tercüman kitleleri itina ile ajite ediyordu. "Güneri Nicholson"ın yönettiği Tercüman''da başyazar Nazlı Ilıcak''tı.
Ilıcak, Kanlı 1 Mayıs''tan hemen sonra şöyle yazdı:
"Olayların gayesi ve hedefi açıktır. Marksistler veya Maocular birbirlerine saldıracak, cinayetler işlenecek, kardeş kavgası körüklenecek, meşum gayeye bu yolla varılacaktır. Moskova''dan ve Pekin''den aldıkları talimat budur." (3 Mayıs 1977)
***
OTUZ BEŞ YIL SONRA…
''POSTMODERN'' HASIRALTI GİRİŞİMİ:
Taraf yazarı Halil Berktay''ın, 1 Mayıs''ın yıldönümünde "pimini çektiği" tartışma hala daha sürüyor!
"O gün orada, ne derin devlet komplosu ne de etrafa gizlenmiş keskin nişancılar vardı. Sol, kendi iç çatışmasından ve rezilliğinden bir mağduriyet efsanesi çıkardı" savıyla…
1977''deki Kanlı 1 Mayıs''ın derin mi derin arka planını örtbas etme girişimini hep birlikte izledik.
Berktay''ın bu çıkışından en fazla memnun olan da, nehir kenarında kahır mektubu yazmaya devam eden "arkadaş"tı…
Yıllar yılı, pek çok sarsıcı hakikati "Komplo Teorisi" etiketi yapıştırarak ortadan kaldırabileceğini sandı; hala daha bu "misyon"unu devam ettiriyor. Bense, KOZMİK ODA''ya girilmiş olduğunu (Aralık 2009) hatırlatmakla yetiniyorum!
*
35 yıl önceki 1 Mayıs Katliamı, Türkiye''yi 12 Eylül''e "sürükleyen" olaylar zincirinin başlangıcında yer alıyordu.
O dönemde soldan sağa bütün örgütleri inşa eden, yönlendiren ve yöneten zincir "Üstteki Derin Yapı"ya uzanıyordu. (Ankara''da, Washington''a bağlı olarak vazife yapan Baronlar Konseyi!)
1 Mayıs''taki çatışma ortamını hazırlayan/organize eden ve nihayetinde fitili ateşleyen de onların görevli adamlarıydı.
Türkiye''de "Sol veya sağ bayrak gösteren" örgütler, aslında kimin örgütleri idiler? Bu örgütlerin başındaki isimler gerçekte kimin için çalışıyorlardı?" diye "cevapları üzerinde sorular" da sorabiliriz!
1970''lerde Avrupa''da ortalığı kasıp kavuran ve "aşırı solun bayrağını taşıyan" Baader Meinhoff (Almanya) ve Kızıl Tugaylar (İtalya) gibi örgütleri kuran ve yönlendiren GLADIO idi…
İtalya''da, Başbakan Aldo Moro''yu Kızıl Tugaylar''a öldürten (1978) Gizli ABD-NATO örgütünden bahsediyorum!
*
Halid Özkul, "Gizli Ordular" kitabında bakın ne diyor:
"Sergio Flamigni, Aldo Moro olayı üzerine yedi kitap yazmıştı. Son kitabında "solcu!" Kızıl Tugaylar''ın denetime alındığını ortaya koydu. Gerçekte, Kızıl Tugaylar, NATO''ya bağlı Sogno örgütünce dümenle yönetildi…
Mario Moretti, Aldo Moro''nun kaçırılmasını örgütledi. 1974''te Kızıl Tugaylar''ın bütün liderleri tutuklanmış ama Moretti kaçıvermişti!"
*
Final Notu: "Kanlı 1 Mayıs"ın filmi çekilebilseydi, dönemin Başbakanı Demirel''i Gene Hackmann, Tercüman Başyazarı Nazlı Ilıcak''ı da Helen Mirren (bu defa fiziksel benzerlik aramayın) oynayabilirdi!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.