Masanın üzerindeki dosya: Reyhanlı

00:0021/05/2013, Salı
G: 6/09/2019, Cuma
Yaşar Taşkın Koç

Muzaffer iki gün sonraki düğünü için damatlı bakıyordu vitrinlerde.Serdar kumanda, gözlük, saat, çakmakla dolu tezgahın üzerindekileri düzeltiyordu kimbilir kaçıncı kez.Tuba, müşterinin kızına doğum günü hediyesi olarak aldığı gömleği kasaya bırakırken dört gün sonraki yaş gününü düşünüyordu. Fukara ana babası ona böyle bir şey tabii ki alamazdı…İşe başladığında düğmelerin sırrına eremeyeceğinden korkan İsa, şimdi yeni çırağa korkmamasını, kolay öğreneceğini anlatıyordu."Gerekirse limon satar geçinirim"

Muzaffer iki gün sonraki düğünü için damatlı bakıyordu vitrinlerde.

Serdar kumanda, gözlük, saat, çakmakla dolu tezgahın üzerindekileri düzeltiyordu kimbilir kaçıncı kez.

Tuba, müşterinin kızına doğum günü hediyesi olarak aldığı gömleği kasaya bırakırken dört gün sonraki yaş gününü düşünüyordu. Fukara ana babası ona böyle bir şey tabii ki alamazdı…

İşe başladığında düğmelerin sırrına eremeyeceğinden korkan İsa, şimdi yeni çırağa korkmamasını, kolay öğreneceğini anlatıyordu.

"Gerekirse limon satar geçinirim" diyen yüzbinlerce insan değil ama Ferhat gerçekten limon satarak geçiniyordu. Erken bitmişti limonlar. Otobüs durağına yürüdü.

Hacı Bayram Veli Hazretleri"nin makamını ziyaret etmek, ikindiyi orada kılmak nasıl mutlu etmişti Bilal"i. Akşam üç çocuğuna anlatacaklarının hayalini kurarak kaldırımdan adımını attı.

Hülya sabah çıkarken oğlunun iyice kötüleyen ayakkabısının yerine yenisini almak için camekandan seçim yapmaya çalışıyordu. "Hınzır, spor ve lambaları olanları sever" diye düşünüyordu tam…

İşler yolunda giderken, hızla unutuyoruz. Oysa, diğer bütün sorunların hepsi geçip gider, konjonktürel, aktüel meselelerdir ama Kürt meselesi, terör meselesi yüzyıldan fazladır inişli çıkışlı; günümüzde artık en önemli mesele haline gelmişti.

Bu yüzden başımıza gelen her şeye, Çözüm Süreci"ni hesaba katarak bakmakta yarar var.

Kürt meselesi gibi çözülemez sanılan bir meseleyi çözmek için bu kadar büyük hamle yaparsanız başka küçük dertlerin birden başınızı daha fazla ağrıtmaya başladığını görürsünüz.

Suriye üzerinden yeniden bütün sıcaklığıyla başlayan Soğuk Savaş"ta ittifakların yer değiştirmelerine bundan sonra daha az şaşacağız. Bu yüzden en haklı olduğunuzu düşündüğümüz konularda bile birden yalnız kalmaya daha da fazla alışacağız.

Ama böyle bir günde yalnız bırakanlar tabii ki not edildi.

Bu saatten sonra Şam yönetimine akıl verenler biraz da tarih dersi verselerdi bunlar yaşanır mıydı… artık tartışmak anlamsız.

Baas rejimi yıkılana kadar Türkiye için bu politikadan geri dönüşün olmadığı bir noktadayız.

Mihraç Ural gibi, bu işin göbeğinde olan bir ismin yalanlamalarının da iddialarının da Ankara nezdinde beş kuruşluk değeri olmadığını not edelim.

Şu ana kadar, Reyhanlı saldırısı için MİT uyarısından sonra Emniyet"in aldığı yanlış stratejik karardan sonra MİT"in Savcılığa da başvuruda bulunduğu ortaya çıktı.

Başbakanlık Teftiş Kurulu raporundan sonra MİT istihbaratı; ardından Emniyet"in yaptıkları ve yapamadıkları; Savcılığa yapılan başvurunun sonuçlanamaması gibi çok sayıda gri nokta netleşmiş olacak.

Bu arada, Emniyet İstihbarat"ın konuyla ilgili olarak 13 ayrı birime yazı yazdığı haberi doğru değil. En azından bazı birimlere böyle bir yazı gönderilmemiş.

Dolayısıyla bu hafta , Başbakan ABD"den döndükten sonra Reyhanlı meselesiyle ilgili önemli gelişmeler yaşanması artık sürpriz olmayacak.

Reyhanlı"ya ziyaret, bu saldırıya karşılık, bu saldırının faillerinin bedel ödemesi ve hem bu işi önleyemeyenler, hata yapanlar, ihmali bulunanların görevlerini terk etmesi önümüzdeki günlerin sıralı işleri arasında görünüyor.

Muhtemel ki bütün hepsi de kısa sürede ve neredeyse eş zamanlı olacak.

Ulus"taki canlı bomba eyleminin öyküsünü Keşke Olmasaydı dizisi içinde belgeselleştirmek için epey emek vermiştik, oradan biliyorum.

Yazının başındaki isimlerin hepsi o terör saldırısında hayatını kaybetti.

Tıpkı Reyhanlı"daki 54 insan gibi…

Hiçbiri evine gidemedi, sevdiklerine bir daha sarılamadı, onlara bir kelime olsun edemedi.

Tıpkı Ulus"ta bir daha tezgahını açamayan;

Davetiyesini bile dağıttığı düğününe artık gidemeyen;

Hacı Bayram"ı çocuklarına anlatamayan veya oğluna spor ayakkabısını alamayan o insanlar gibi…

Kalan dullar, yetim, öksüzler, evladını kaybetmişler gözyaşları içinde gidenlerden hatıra eşyalara, fotoğraflara, anılara sarılıyor o gündür bugündür.

Bütün bunların bir hesabı, karşılığı olmasın mı?