
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kalkınma planımızın özünü, dijital ve yeşil dönüşüm oluşturuyor. Dijital dönüşüm vizyonumuz; işlem gücü kapasitesini artıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten bir kalkınma perspektifine dayanmaktadır" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Stratejik Diyalog Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğünü, bununla bağlantılı olarak jeopolitik gerilimlerin yaşandığını, eş zamanlı şekilde de bir teknolojik dönüşümün içinden geçildiğini söyledi.

Türkiye'nin genel kamusal ve kalkınma stratejilerini formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkate alarak hareket ettiklerini dile getiren Yılmaz, 12. Kalkınma Planı'nın özünü dijital ve yeşil dönüşümün oluşturduğunu anımsattı.
Dijital dönüşüm vizyonlarının, işlem gücü kapasitesini artıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten kalkınma perspektifine dayandığını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Orta gelir tuzağını aşıp daha yukarı düzeye çıkmanız lazım"
İşgücü maliyeti bazında rekabetçiliğin kalmadığını veya zayıfladığını aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin ilk defa Dünya Bankası sınıflandırmasına göre 2025'te üst gelir grubuna en alt basamaktan da olsa adım atacağını vurgulayarak, "Türkiye, son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor." görüşünü paylaştı.
"Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız"
Gelecek dönem ekonomide farklı bir perspektifin giderek güç kazanacağı dönem olacağını ifade eden Yılmaz, bu çerçevede yapay zekanın, dijitalleşmenin, çok daha merkezi bir konuma geleceğini dile getirdi. Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti:
Yılmaz, bu alanda yapılacak düzenlemelerin, piyasanın gelişimini ve dinamizmini köreltmeyen, tam aksine bir öngörülebilirlik sağlayıcı, çerçeve düzenlemeler niteliğinde olması gerektiğini söyledi.









