
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, asrın felaketi sonrasında deprem bölgesini ihya için ayrılan kaynağın 70 milyar doları bulduğunu açıkladı. Yılmaz, doğum hızının yüzde 1,5 bandına gerilediğini belirterek, Demografik Nüfus Yüksek Kurulu adında yeni bir organizasyon oluşturulacağını söyledi. Yılmaz, Meclis aşamasında geri çekilen Savunma Sanayi Destek Fonu paketi konusunda ise "Kalem kalem tekrar bakılacak" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kahramanmaraş merkezli depremlere 6 Şubat 2023'ten bu yana sadece kamu kurumlarının bütçesinden ayrılan toplam meblağ 70 milyar doları buldu. 2023 ve 2024 bütçelerinden 11 ili etkileyen depremler için 2,6 trilyon lira ayrıldığını bildiren Yılmaz, 2025 yılı bütçesinden depremin izlerinin silinmesi için 584 milyar liralık ödenek tahsis edildiğini söyledi.
Yılmaz, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonundaki 2025 yılı bütçe sunuşunun ardından AK Parti Grup Başkanlığında gazetecilerle bir araya geldi. Yılmaz, depremin etkisi bitti gibi bir algı oluştuğunu ama asıl harcamalar şu anda yaptıklarını kaydetti.
2,6 TRİLYON HARACANDI
Yılmaz, "450 bin civarında konut inşa ediliyor. Bir taraftan da altyapıları inşa ediliyor. TOKİ yeni bir alan inşa ediyor oraya. Doğal gazı, hastanesi, altyapı yatırımları olacak. Sosyal ekonomik olarak bölgeyi canlandırma, vergisel avantajlar teşvikler bütün bunlar mali sonucu olan kararlar. Dolayısıyla baktığımız zaman muazzam bir harcama söz konusu. Bunun da büyük kısmı 2023 ve 2024'e denk geliyor. Sadece merkezi yönetim bütçesi, mahalli idareleri saymıyoruz, ayrı tutuyoruz. Sadece merkezi yönetim bütçesinden iki senede 2024 fiyatları üzerinden 2.6 trilyonluk bir harcama oldu. Bu muazzam bir rakam aşağı yukarı 70 milyar dolar civarına denk geliyor. Bu gelecek yıldan itibaren bu harcamalara olan ihtiyaç da azalacak inşallah. Buna mahalli idareler harcaması, İller Bankası, özel sektör, fonlar dahil değil. Dolayısıyla büyük bir yük ama gelecek yıl itibari ile bu yük azalıyor" diye konuştu.
1 LİRALIK ÖNLEM 7 LİRALIK ZARARIN ENGELLİYOR
Deprem öncesindeki bir liralık harcamanın deprem sonrasındaki yedi liralık maliyetin ortadan kaldırdığını söyleyen Yılmaz, "Koruyucu müdahalelerin maliyeti tedavi edici müdahalelerden çok daha düşük. Dolayısıyla esas olan riskleri yönetmek. Krizleri yönetmek için de önce riski belirlemeniz lazım. Nereler riskli, nereler değil bunu belirlememiz lazım. Türkiye son yıllarda önemli çalışmalar yaptı, hem akademik dünya hem AFAD diğer kuruluşlarımız nerede fay var ne oluyor, yüzde 100 burada bilgi sahibi olmak zor" dedi.
DÖNÜŞMESİ GEREKEN ÇOK SAYIDA YAPI VAR
Kahramanmaraş merkezli depremlerle Kayseri ilinde de yeni bir fayın varlığının öğrenildiğini söyleyen Yılmaz, artık Kayseri'nin deprem riskinin bilindiğini sözlerine ekledi. Yılmaz, "Bu riskler de zamanında ölçümleri de değişebilir ama işin özü riskli alanları tayin edip özellikle fayların geçtiği yerleri yerleşime açmamak. Yeni yerleşimde bulunacaksa o riskler neyse onlara uygun inşa etmek. Sağlam zeminde sağlam yapılar oluşturmak. Yerleşim yapılacaksa da riskler neyse onlara da uygun şekilde inşa etmek. Bunu yaptığımız zaman riskleriniz de maliyetleriniz de aslında çok düşüyor. Kentsel dönüşüm dediğimiz şey özü itibari ile bu. Riskleri ortadan kaldırma meselesi. Epeyce bir bina dönüştü ama hala dönüşmesi gereken çok sayıda binamız var" ifadelerini kullandı.
BÖLGELER İÇİN RİSK HARİTALARI ÇIKARILDI
"Fay hatlarının kesiştiği bir il. Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatlarının kesiştiği, tam çatalda. Deprem bilimcileri de Erzincan-Bingöl sınırında maalesef deprem bekliyorlar. Ama Bingöl'de ne yaptık? Mesela son 20 yılda Bingöl özelinde söylüyorum; yapıların yüzde 75'ini yenilemişiz. Toplam bina yapı stokunun yüzde 75'ini yenilemişiz. Hala eski yapılar var yüzde 25'in içinde. Veya o yüzde 75'te yanlış bir uygulama olduysa yönetmeliğe aykırı bir şey olduysa noktasal olarak onları bilmek mümkün değil ama yeni yönetmeliklere göre yüzde 75'i yenilenmiş durumda bunu zaman içinde yüzde 100'e çıkarmamız lazım. Bunu yaptığınız zaman en azından can kaybını engellemiş oluyorsunuz yine mal kaybı olabilir ama en değerli şey can. Can kaybı riskini azaltmış oluyorsunuz. Dolayısıyla işin özü bu. O yüzden risk haritalara çıkarılmış durumda, riskli alanlar belirlenmiş durumda. Bunlara dönük süreci hızlandırmak gerekiyor. Bu noktada da bu hükümet döneminde önemli gelişmeler oldu biliyorsunuz."
YENİ BİR YAKLAŞIMA İHTİYAÇ VAR
Yılmaz, Genel müdürlük düzeyinde bir kurum olan yapılanmayı Kentsel Dönüşüm Başkanlığına kurulduğunu söyledi.
"Birincisi kentsel dönüşüm, ikincisi sadece Marmara bölgesine yoğunlaşmış bir genel müdürlük, üçüncüsü de bu iki genel müdürlüğe kaynak oluşturmaya, kentsel dönüşüme finans sağlamaya dönük bir genel müdürlük şeklinde üçlü bir yapı oluşturduk. Önümüzdeki dönemde ne yapıp edip bizim bu kalan yapı stokunu da dönüştürmemiz lazım. Yapı stokunu dönüştürmeye dönük imkanları kullanmalıyız. Yapı dönüşümü için 584 milyar bütçe ayrıldı, sadece merkezi bütçe. Bir taraftan sosyal konut meselesi de çok önemli. Orada da yeni bir yaklaşıma ihtiyacımız var."
NÜFUS EYLEM PLANI HAZIRLANIYOR
Yılmaz, doğum hızının yüzde 1,5 bandına gerilediğini belirterek, Demografik Nüfus Yüksek Kurulu adında yeni bir organizasyon oluşturulacağını söyledi. Kurul hakkında bilgi veren Yılmaz, sorunun çözümü bir yeni bir eylem planı geliştireceklerini ifade ederek, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nı, İçişleri Bakanlığını, Sağlık Bakanlığını, TÜİK'i ilgilendiren hususlar var. Bakanlıkların fikirlerini alacağız kurul oluştuktan sonra yeni bir eylem planı oluşturacağız" dedi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN TALİMAT VERDİ
Yılmaz, Türkiye genelinde doğum hızının 1.5'e düştüğünü belirterek, "Değişik nedenleri var. Bir tarafta evrensel nedenler var. İnsanların eğitim düzeyi, gelir düzeyi yükseldikçe çocuk sayısı düşüyor. Kadınların işgücüne girişi de etkiliyor. Çünkü bakım hizmetleri gerekiyor" dedi. Yılmaz, kabinede Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı'nın bir sunum yaptığını ve bunun üzerine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın talimatı üzerine Demografik Nüfus Yüksek Kurulu'nu oluşturma kararını aldıklarını söyledi.
BÜTÜN EYLEM PLANI
"Yani bu işleri hem detaylı bir şekilde inceleyen hem de yeni bir eylem planı geliştirecek. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nı, İçişleri Bakanlığını, Sağlık Bakanlığını, TÜİK'i ilgilendiren hususlar var. Bakanlıkların fikirlerini alacağız kurul oluştuktan sonra yeni bir eylem planı oluşturacağız. Bakım hizmetleri sağlıktaki şartlar diğer maddi alanlarda yapılabilecek şeyler varsa çok boyutlu bir şey bu. Bütün boyutlarıyla bu işe bakacağız. Ve bütüncül bir eylem planı hazırlayacağız. Şu anda kurulun oluşumuyla ilgili mevzuat hazırlığı devam ediyor. Bu kanun gerektirmiyor biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı kararı ya da kararnamesi ile bir kurul. Sonuçta bir koordinasyon yapısı var, mevcut kurulların bir araya gelerek işte bu kurulda nüfus politikaları ile ilgili bir koordinasyon yapmış olacak. Ben çok önemli görüyorum bunu. Uzun vadeli geleceğimiz açısından, sosyal güvenlik sisteminden başka kültürel alanlara kadar her şeyi etkileyecek temel bir alan."
ÜRETKEN YAŞLILIKLA YÖNETEBİLİRİZ
Gelecekte yaşlı bakım merkezlerine olan ihtiyacı daha çok tartışılacağını bildiren Yılmaz, "Bu nüfus dinamikleri her şeyi etkiliyor. Bizim bu süreci anlamsız tartışmalarla değil bu ülkeyi zenginleştirerek, geliştirerek getirdiğimiz yapısı açısından da çok etkili. Biz daha zengin bir ülke olup yaşlandığımız zaman bunu yönetebiliriz. Üretken yaşlılıkla yönetebiliriz" dedi.
FONA KALEM KALEM TEKRAR BAKILACAK
Yılmaz, limiti 100 bin lira ve üstünde olan kredi kartlarından 750 liralık Savunma Sanayi Destek Fonu payı kesilmesi için Meclis gündemine alınan ancak geri çekilen kanun teklifi içinse, "Bu bir zaaf olarak görülmemeli bence. Toplumsal olarak ciddi eleştiriler konuldu ortaya. Etki değerlendirmeleri biraz hızlı yapılmıştı. Bu paket Mecliste tartışılsın diye getirildi. Şöyle bir karar verildi; Cumhur İttifakı olarak bu paket savunma sanayi kaynakları tekrar bütçe sonrasında bir araya geleceğiz, ayrıntılı bir şekilde tartışmalarını yapacağız, kalem kalem tekrar bakılacak" diye konuştu.
TOPLUMSAL DUYARLILIK OLUŞTU
Kamuoyunda çokça tartışılan Savunma Sanayini Destekleme Fonu için de değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, savunma sanayiyi fonunu desteklemeye, güçlendirmeye dönük bir çalışma yapıldığını, bu süreçte birçok tartışma olduğunu söyledi.
Yılmaz, "Eleştirilerin bir kısmına ben de katılıyorum. Toplumsal duyarlılıklar, eleştiriler haklı eleştirilerdir. Bunlara saygı duyuyoruz. Zaten Meclis bunun için var, teklif gelir tartışmalar olur. Oylama olur, gerekirse teklifi geri çekersiniz ya da dönüştürürsünüz. Bu bir zaaf olarak görülmemeli bence. Toplumsal olarak ciddi eleştiriler konuldu ortaya. Etki değerlendirmeleri biraz hızlı yapılmıştı. Bu paket Mecliste tartışılsın diye getirildi. Şöyle bir karar verildi Cumhur İttifakı olarak bu paket savunma sanayi kaynakları tekrar bütçe sonrasında bir araya geleceğiz, ayrıntılı bir şekilde tartışmalarını yapacağız, kalem kalem tekrar bakılacak. Haklı eleştiriler dikkate alınarak paket gözden geçirilecek. O günkü siyasi irade nasıl oluşursa gerekirse meclisimizin takdirine tekrar sunulacak. Ama şu anda ertelenmiş durumda. Bütçeye yoğunlaşmış durumdayız" ifadelerini kullandı.
SAVUNMA SANAYİ 15 MİLYAR DOLAR
Yılmaz, savunma sanayinde çok sayıda projenin bulunduğunu, proje sayısının bini aştığını ve 15 milyar doları aşan bir büyüklüğe ulaştığını bildirdi. Yılmaz, "Savunma sanayini bir güvenlik meselesi olarak görmüyorum sadece, aslında katma değeri yüksek bir ekonomik yapısından da çok kıymetli. Yani burada elde ettiğiniz etkinlikler zamanla sivil endüstriyi de etkiliyor" dedi.
İHRACAT HEDEFİ 6.6 MİLYAR DOLAR
Yılmaz, Türkiye'de bugün artık büyük bir ekonomik sektör haline gelmiş savunma sanayinin geçen yıl 5,5 milyar dolar ihracat yaptığını ve bu sene için tahminlerinin 6.6 milyar dolar olduğunu söyledi. Yılmaz, "Zamanında paramızla vermedikleri ürünleri şimdi ülkelere biz satıyoruz. Ama yeterli mi yeterli değil. Özellikle çelik kubbe projesi, son savunma sanayi icra komitesinde bu karar alındı biliyorsunuz. Birleşik itfalarda koruma sistemleri entegre çalışan birbirine bütüncül şekilde çalışan Türkiye'nin hava sahasını dış saldırılara karşı çok daha güçlü şekilde koruyacak çelik kubbe projesi var. Alt birçok projeleri var tabi. Entegre bir sistem tabi bu. Bir taraftan da Kaan dediğimiz beşinci nesil akıllı uçak sistemleri. Buna benzer çok büyük projelerimiz var. Bütçeden olabildiğince para ayırıyoruz" ifadelerini kullandı.
Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.
İlk yorumu siz yapın.