Yeni Şafak Gazetesi Sema Karabıyık, bugünkü köşe yazısına, dizilerdeki kadın rollerine değiniyor.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bünyesindeki Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Medyanın Rolü Alt Komisyonu, TRT'de en çok seyredilen 9 dizinin karakterlerini saymış, 39 erkek karaktere karşı 24 kadın karakter tespit etmiş. Sonuca içerleyen komisyon, yapımcılara, 'neden dizilerde erkek egemen' diye sormaya hazırlanıyormuş gazetelere yansıyan habere göre.
Haber; bir televizyon kanalında ard arda gösterime giren kadın ağırlıklı iki dizinin, erkek egemen dizilere yenilerek yayından kaldırıldığı detayıyla devam ediyor. Bahsi geçen kanal Star TV, dizilerden biri Anneler ve Kızları diğeri ise Tek Başımıza. Her iki diziyi de izledikten sonra "Kadına şiddet temasını tepe tepe kullanan diziler tema ve kurgu olarak pişti olmaktan kurtulamadı" diye yazmışım. Haberde bahsedildiği gibi erkek egemen dizilere yenilmedi bahsi geçen diziler. Tek Başımıza, Anneler ve Kızları'nın başını yedi, fakat sorunlu hikayesi sebebiyle seyircinin dikkatini çekmeyi başaramadı.
Star TV el değiştirince TVen için yapılan anlaşmalar star ekranlarına gelmeye başladı. Anneler ve Kızları aynı temada iki dizi aynı ekranda olmasın gerekçesiyle kaldırıldı. Erkek egemen dizilere yenildiği için değil haberde bahsedildiği şekilde. Reyting de değildi sebep Tek Başımıza'ya yer açabilmek içindi. Tek Başımıza görünürde yine iki kadının hikayesini anlatıyordu ama oldukça kusurlu bir bakış açısına sahip bir senaryoyla. Televizyonda her şey anlatılabilir özgürleşmesinin neticesi, tecavüzden sonra ensest de seyirlik bir malzeme olarak yerini alıyordu Tek Başımıza aracılığıyla.
Televizyonun en kıymetli saatlerinde ağırlıklı olarak ekrana gelen dizileri eleştirmek için pek çok sebep varken; doğrusu ya kadın erkek eşitliği çerçevesinde kadın ve erkek karakterleri sayarak neden diye sormak asla aklıma gelmezdi. Nitelik göz ardı edilerek niceliksel olarak yaklaşıldığında iş özünü kaybediyor çünkü. Dizilerin bu hale gelmesinin en önemli sebebi tek başarı faktörü olarak reytingin baz alınması değil mi?
Komisyon hadiseye niceliksel olarak yaklaştığına göre erkek başına düşen üç kadın karakterli dizilerden oldukça memnundur! Misal İffet. Tecavüzcüsüyle evlenemediği için karalar bağlayan, onu unutmayan İffet değil sadece, diğer iki kadın karakter de tecavüzcü Cemil'in aşkından yanıp tutuşuyor. Biri çocuğunu düşürdü, diğeri hamile, öteki her an çocuk müjdesi verebilir. Mesela Lale Devri. Üç farklı kadından üç çocuk sahibi olma yolunda ilerleyen Çınar. Mesela Kuzey Güney; bütün kızlar Kuzey'e aşık, erkek başına düşen kadın karakter sayısı üç.
Dizi temsilcileri ile meclis çatısı altında bir araya gelinecekse; kadın erkek karakter sayısını sormak yerine neden dizilerde gerçek bir baba karakteri yok diye sorardım. Neden karaktersiz karakterler bu kadar çoğaldı? Neden kadın karakterlere entrikacı roller biçiliyor? Neden entrikacı kadınlar baş tacı ediliyor? Tecavüz, gayri meşru çocuk olmazsa olmuyor mu? Sürekli kötüyü nazara vererek toplumsal çöküşte pay sahibi olmak vicdanınızı sızlatmıyor mu diye sorardım.
En önemlisi de dizi dünyasında senarist ve yönetmenlerin ağırlıklı olarak kadın olduğu bir zamanda senaryolar neden içerik değiştirdi diye sorardım.
Bu bir kurgu dayatması ile dizilere has özel bir evren yarattıklarını savunan; oluşturdukları seyirlik malzemeden maksimum kazanç sağlamak için çabalayan yapımcılara eleştiriler yanlış yerden yapıldığında; yapımcılar haklılıklarını ispat ederek ve daha da güçlenerek devam ediyor yoluna. İşlerine geldiği zaman bu bir kurgu derken; işlerine geldiğinde üçüncü sayfa haberlerini okumuyorsunuz galiba diye karşı eleştiride bulunuyorlar. Hayattan beslenen senaryoların aynı zamanda hayatı beslediğini; ayna görevi görürken çoğaltıcı etki yaptığını kabul etmekte zorlanıyorlar.






