Aileyi ekip ruhu kurtarır

Aslı Gül
01:006/03/2022, Pazar
G: 4/03/2022, Cuma
Yeni Şafak
Hatice Kübra Tongar
Hatice Kübra Tongar

Aile danışmanı Hatice Kübra Tongar evlilik ilişkisinde iyi ve kötü günde birlikte hareket etmenin önemine değiniyor. Tongar, eşlerin birbirini rakip olarak değil ekip olarak görmesi gerektiğine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Ekip ruhunu taşıyan çiftler bir aile olgusunu oluşturur.”

Aile danışmanı, yazar Hatice Kübra Tongar “İyileşen Evliliğim” isimli kitabı ile çiftleri, evliliklerindeki yaraları iyileştirmeye ve her anlarını güzelleştirmeye davet ediyor. Tongar kitabında; evlilik ilişkisi içinde doğru insan olmanın yollarını anlatıyor. Peki, çocukluğumuzda gördüğümüz evlilik ilişkileri kendi evliliğimizi nasıl etkiler?, Karı-koca ilişkisine dair anne-babamızdan neler öğrendik?, Eşimizle doğru tartışmayı, iletişim kurmayı, beraber vakit geçirmeyi biliyor muyuz? Anne-baba olduktan sonra karı-koca olmayı unuttuk mu? Eşimiz kaygılı, depresif, narsist, öfkeli, ilgisiz, kıskanç, kuşkucu, sadakatsiz ya da içe dönük biriyse onunla nasıl geçiniriz? Tüm detaylarıyla Tongar ile konuştuk.
-
Kitaplarınız yüz binlerce okur tarafından okunuyor, seviliyor. İyileşen Evliliğim kitabınızdan bahsedelim. Çok çarpıcı bir cümleniz var: “Seçtiğimiz evin, yani evlilik hayatımızdaki evimiz doğduğumu evin havasıyla nefes alan bir kalbi vardır” diyorsunuz. Yani doğduğumuz ev bir anlamda kaderimiz oluyor ve kaçınılmaz biçimde kendi anne babamızdan gördüğümüz ilişki dinamiğini taşıyoruz. Zor bir ailede büyüdüysek baştan dezavantajlı mı başlıyoruz evliliğe de?

Dezavantajın anlamlarından biri hiçbir sonuca ulaşmayan ibaresidir. Oysa hayat bir kompozisyon gibi giriş, gelişme ve sonuç ile oluşan bir bütündür. Hayatınızın girişinde menfi durumlar olmuş olsa da gelişme bölümünde kendinizi geliştirerek dezavantajlı durumları avantaja çevirmek mümkün. İçinde doğduğunuz aileyi siz seçmiyorsunuz ama kurduğunuz yuvada aile olmayı seçebilecek olan sizsiniz.

SEVGİ GÖRMEYİNCE KISKANÇLIK BAŞLAR

- Evliliği iyileştirmek kendini iyileştirmekten de mi geçiyor?
  • Elbette. Doğduğumuz yuvayı ve çocukluğumuzu anlamak, çocukluğumuzdaki ihtiyaçları görüp telafi etmekten geçer. Çünkü farkına varılmamış her ihtiyaç kronik olarak yaşamımızın içine yerleşir. Bir yetişkin, çocukluğunda ailesiyle kurduğu ilişkiyi analiz eder, bağlanma zeminini görür, ihtiyaçlarını da fark ederse bağlanma stilini değiştirebilir. Değişime başlayan kişi iyileşiyor demektir…
- Güvenli bağlanma çocuklar için olduğu kadar yetişkin olup bir aile kuran için de önemli. Çocukluğumuzda güvenli bağlanamadıysak evlilikte nasıl davranıyoruz?

Her olumsuz inanç beraberinde patolojik davranış örüntüsünü çağırır. Güvensiz bağlanma sonucu evlilikler ya iki uçta gelgitli duyguları yaşayan kaygılı davranış ya da duygusal veya fiziksel ihmal sonucu oluşan kaçıngan davranış örüntüsü görülür. Kaygılı davranan taraf ümit ile ümitsizlik arasında gider gelir. Eşlerinden sevgi alabilmek için aşırı sahiplenici, kıskanç, yoğun ilgi göstererek davranışlar ortaya koyarlar; ki bu çok yorucudur. İçlerindeki aşırı stres, kaygılı kişileri tepkisel davranışlarda bulunmaya iter. Kaçıngan olanlar ise kendilerini rahat ve huzurlu hissedemez. Her ne kadar eşleriyle yakınlık kurmak isteseler de geri çekilmeyi daha güvenli bulup duygularını belli etmezler, eşlerinin duygusal taleplerini görmezler, görseler bile karşılık veremezler.

EŞ SEÇİMİ PSİKOLOJİK BİR YÖNELİMDİR

- Kaygılı bağlananlar nasıl bir evlilik hayatı sürüyor?
  • Aşırı sahiplenici, yoğun ilgi, kıskançlık gibi davranışlarıyla eşlerini bunaltırlar. Bu bunalmanın sonucunu yaşayan taraf uzaklaşınca da kendilerinde sorunu bulup sevilmeyi ve değeri hak etmediklerini düşünürler. Bundan dolayı aşırı strese girerek tepkisel davranış sergilerler. Örneğin; kişi eşine ulaşamadığında kaygı duyar, küser, trip atar. Ancak o kişi, ilişkiye o kadar muhtaçtır ki küsmüş olsa dahi barışan taraf yine kendisi olur.
- Eş seçimini kader yerine psikolojik yönelim olarak kodluyorsunuz. Bu psikolojik yönelimde çocukluk hayatımız, belki yaralarımızı iyileştirmek ihtiyacı ne kadar önemli?

Evet eş seçimi kader olmaktan önce ve öte psikolojik bir yönelimdir. Lakin bunu kabullenmek zordur. Sürece “kader” deyip geçmek daha konforlu gelebilir. Çünkü sorumluluk, emek, telafi etmek, kendinin ve eşinin ihtiyaçlarını görüp harekete geçmek kişiye zor gelebilir. Dale Carneige “bizim derdimiz bilmemek değil yapmamaktır”, der. Farkındalık ve beraberindeki sorumluluk evliliği güzelleştirir ve iyileştirir.

EKİP OLAN RUHLARDA ŞİDDET BARINAMAZ

- Şiddetsiz iletişim zamanımızın en çok ihtiyaç duyulan kavramlarından. Peki evlilikte şiddetsiz iletişim nasıl olur? Şiddetsiz evlilik nasıl olur?
  • Peygamberimiz (SAV)’in nikahında bulunan her bir eşine elmas gibi davrandığının bilinciyle hareket etmek asli vazife olmalı. Bu her iki taraf için de geçerli elbette. İki taraf birbirini rakip olarak değil ekip olarak görmeli. Birlikte geçirilen rutin ortak zamanlar, ortak hayaller, ortak bütçe, geçmiş yaralara birlikte sahip çıkma, hayatı her yönüyle birlikte paylaşarak yaşama, ekip ruhunu taşıyan bir aile olgusunu oluşturur. Ekip olan ruhlarda şiddet barınamaz…
- Eşler hayatın hay huyu içinde öfke biriktirebiliyor. Bunu nasıl sağlıklı boşaltabilirler?

Öfkeyi sağaltma tekniklerini bilmek burada çok önemli. Öfkenin arttığı hissedildiği an tartışmayı durdurmak ya da mola vermek, bu esnada enerji akışını regüle etmek için egzersizler yapmak, kırıcı olunduğu hissedildiği an konuşmaya ara vermek önemli davranışlardır. Ayrıca öfke sağ beyni harekete geçiren bir duygu durumu olduğu için sol beyni harekete geçiren egzersizlerle sağ beyindeki duygu işlevi normalleştirilebilir. Bulunulan âna, mekâna, çevreye odaklanma gerçekleş-tirilerek zihin farklı yerlere kanalize edilmeye çalışılır, derin nefes alma egzersizleri ve dış dünyadaki sesleri dinleme gibi tekniklerle öfkenin sağlıklı boşaltımı gerçekleşebilir.

EVLİLİĞİN İŞLEVSELLİĞİNİ BOZAN DAVRANIŞLAR BELİRLENMELİ

- Pek çok evlilikte aynı evin aynı yatağın içinde yalnız yaşayan insanlar görüyoruz? Bu kopuş nasıl iyileştirilir? Ortak zaman mı ortak hayaller mi bizi birleştirir?
  • Arkadaş olduklarını hatırlayarak, ortak zaman yaratmaya gönül vererek, birbirlerini keşfetmeye çalışarak, “bizden geçti artık” demeyerek, yakınlık arttıracak çalışmalar yaparak, bilinçli ortak planlar yaparak, iyi günde kötü günde bir araya gelerek ilk adımı atmak ve ömürlük bir gayrete niyet etmek çok önemli. Çok sevdiğim bir sözdür; evlilik sadece hayat arkadaşlığı değil, aynı zamanda hayal arkadaşlığı olduğunda anlam kazanır. Velev ki ‘Bu yaz tatilimizi nasıl değerlendirelim’ gibi olsun ya da ‘Yarın beraberce hiç denemediğimiz bir yemek denesek mi’ gibi olsun ortak planlar, hayaller, hedefler evliliği zenginleştirir ve ilişkiyi güçlendirir.
- Bizi güçsüz bırakan şeylerden biri de negatif düşüncelerce yutulan zihnimiz. Reel olaylardan çok bazen düşüncelerimizden yıpranıyoruz? Bu nasıl engellenir?

Davranış değişirse duygular değişir, duygular değişirse gerçek olmayan ama gerçek gibi görülen algılar değişir, düşünceler değiştiğinde ise ilişki bambaşka bir hale gelir. İlk adım olarak evliliğimizin işlevselliğini bozan davranışları belirleyip onları düzenlemek olmalıdır.

İyi günlerde kötü günlerde birlikte

  • -Genç kızlar kimi zaman evlilik hayatının sonsuz bir mutluluk vadisi, masallardaki gibi bir hayat olacağı sanısına kapılır. Masallar gibi filmler de “Ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar” sloganını satar bize.
    Gençleri -kadın veya erkek- evliliğe nasıl hazırlayabiliriz?
  • Evlilikte her zaman iyi günler ve kötü günler olabilir. Salt birinin olması kâinatın yapısına aykırıdır. Kâinatta her şey zıddıyla varlığını gösterir. Bu bağlamda gençlere şunu önermek isterim, ‘Sonsuza kadar mutlu yaşadılar’ sözü güzel bir niyettir ve doğru bilgi, aktif sabır, iyi niyetli gayretle beslendiğinde…neden olmasın denilebilir.
-Mutluluktan bahsetmişken mutluluk nedir? Hep
peşinden koşulacak bir şey midir? İnsan ve mutluluk
üzerine neler söylersiniz?

Korku olmasa tehdit unsurlarından kaçınılmaz, kaygı duyulmasa tedbir alınmaz, sıkıntı hissedilmezse harekete geçilmez, mutluluk olmadan da hayattan lezzet alınmaz. Duygular bir araya gelerek hayat senfonisini oluşturulur. Ben mutluluğu şöyle düşünmeyi seviyorum:

‘Bu sabah uyandım mı? Yataktan kalkmadan bunun bir farkına varayım. Ölmemişim, hayattayım. Yataktan doğrulabildiğime göre sağlıklıyım. Yanımda eşim uyuyor mu? Demek ki o da hayatta, sağlıklı ve birlikteyiz. Tüm bu ‘küçük’ sandığımız detaylar -eğer fark edersek- içimizde şükran dolu bir mutluluk motifi oluşturacak temek duygu durumunu inşa ederler.

Eşler birbirini sakinleştirmeli

  • - Mental filtre nedir? Önerdiğiniz bilişsel terapi yöntemleri bize
    nasıl yardımcı olur?
  • Her şey hep kişinin aleyhine gerçekleşiyormuş gibi, zihnin sadece negatif durumları algıladığı bir bilişsel çarpıtmadır. İrrasyonel düşünceleri tespit edip fark etmek, farklı düşünen, farklı algıları olan insanlarla bir arada olarak farklı düşünce sistemleri geliştirmek, bilişsel terapide kullanılan etkinliklerin çalışması yapılarak başta bireysel ruh sağlığı korunmuş olur, beraberinde evlilikte sağlıklı bir duygulanım gerçekleşir.
- Karşılıklı regülasyon da uyumlu bir evlilik için önerdiğiniz yöntemlerden. Biraz açar mısınız?
Nedir nasıl yapılır?

Karşılıklı regülasyon eşlerin birbirinde sakinleşmesi demektir. Biri ateşken diğerinin su olması, birlikte topraklanabilecek duygusal alanlar açılması anlamı taşır. Rabbimiz Kuranı Kerim’de karı-koca ilişkisini tarif ederken ‘Birbirinizde huzur bulasınız diye…’ tanımı kullanır. Bu tanım bence manidar. Eşler karşılıklı regülasyon sağlayıp birbirlerine huzur olacak alanı açmıyorlarsa ayeti kerimenin tanımına uzak duruyorlar demektir.

  • - Depresif bir eşle yaşamak, narsist bir eşle yaşamak, kaygılı bir eşle yaşamak, öfkeli bir eşle yaşamak… Sizce tüm bu durumlarda kapsayıcı iyileştirici
    bakış açısı ne olabilir?
  • “İdeal eş diye bir şey yoktur. Yalnızca yeterince iyi eş vardır, o da kusursuzca kusurludur” der Stan Talkin… Eğer ortamda bir bozukluk varsa maharet o bozukluğu iyi tanımak, zorluğu kabullenmek, evliliği etkileyen boyutları elimine edebilme becerisi geliştirmek, kendi zorluklarımızın farkında olmak, profesyonel destek almak ve iyileşmek için gayret göstermek gereklidir.
- Cinsellik ve mutlu bir evlilik hayatı hakkında neler söylersiniz? Alan almış
satan satmış algısından
nasıl kurtulabiliriz? Kadınlara ve erkeklere düşen görevler nedir?

Pek çok bilimsel araştırma cinsel enerjisi sağlıklı işleyen insanların yaşam enerjisi ve yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulmuştur. Mutlu bir cinsel hayatın ilk şartı bu sürecin kimsenin hakkı kimsenin de görevi olmadığını bilmektir. Kadın için de erkek için de sağlıklı cinsellik yaratılış formatına uygun yaşamak demektir. Bu bağlamda başta öz bakımı önemseyerek, duygusal dünyamızı sağlamlaştırarak ve cinsel hayatımıza renk katmak için emek vererek sağlıklı bir karı-koca ilişkisi inşa edebiliriz.

#Hatice Kübra Tonga
#İyileşen Evliliğim
#evlilik
#iletişim
#