Gaziantep'te meydana gelen patlamanın ardından yaşanan drama sessiz kalmayan isimlerden biri de Rojin. "Bu saldırıyı gerçekleştirenler insan olamaz" sözleriyle tepkisini ortaya koyan Rojin bölgedeki sorunu çözümsüz hale getiren her kesime öfkeli. "Bu ülkeyi mazoşist bir aşkla seviyorum" diyen Rojin'e göre sol kesim ezber bozarsa, Kürt halkı vefa bilirse, devlet Kürtçe dile yeterince özgürlük tanırsa bölgedeki sorunlar da çözülebilir.
Türkçeyi ilkokula başladığım dönemde öğrendim. 5-6 yaşına kadar sadece Kürtçe şarkılar söylüyordum sonradan Türkçe-Kürtçe söylemeye başladım. Mesela kız kardeşimin de sesi güzeldir, düğünlerde söyler ama eşi sınırlarını aşmasına izin vermiyor.
Açmaz mı? Mesela Doğu Beyazıt Festivali'nde söylediğim bir aşk paçası yüzünden hakkımda tutuklama kararı çıkarılmıştı. Nedeni de şarkıda adı Kürdistan olan bir kızın hikâyesini anlatmamdı.
Dayılarım Suriye'de. Suriye'de yaşanan olaylardan ötürü de çok mutlular.
Esed döneminde mal, mülk sahibi olmalarına izin verilmedi. Kimlikleri yoktu, özgürlükleri sınırlıydı. Yatırımlarını hep Suriyeli tanıdıkları üzerinden yapıyorlardı başka türlü mal edinim şansları yoktu. İkinci sınıf vatandaş muamelesi gördüler. Bu nedenle "iyi ki Suriye'de dengeler değişiyor" diyorlar.
Tek amacım kasetin tutması olsa duygularımla hareket etmezdim. Ucu ölüm bile olsa kendi dilimde okumak gibi idealist bir yaklaşım içinde oldum. Hakikaten şimdi arkama dönüp baktığımda yaptıklarım cahil cesaretinden başka bir şey değilmiş! Düz yolda gitmek varken yokuş yukarı çıkmaya çalışmaya ne gerek var…
Kürt sanatçıların birçoğu şimdiye kadar şarkılarını hep Türkçe okudular, Kürtlük'ten kaçtılar. Bende gitmişim Kürtçe okumuşum olacak iş mi bu? Sanki Kürtçe dünyanın en önemli dili gibi önemsemişim. Bu sadece ve sadece ailemin bana verdiği kültürün etkisinden kaynaklanıyor. Evde hep "sen kendi dilini önemsemezsen kimse senin dilini önemsemez" denilirdi. Anadilimi seviyorum sanırım o yüzden her şeyi göze almış durumdayım.
Türk-Kürt demeden herkes beni dinlesin istedim esasında. Nasıl İtalyanca, İspanyolca şarkıları anlamasak da eğleniyoruz aynı şekilde bir etki bırakmaktı amacım. Yaptıklarımı bilinçli bir hareketin ürünü olarak kabul edemezsiniz… Tamamen duygusallık var… Yoksa genel ne istiyor ona bakar yoluma da o şekilde devam ederdim. Görüyoruz bazı insanlar Türk sanat müziği olmadı türkü derken neye saldıracağını şaşırıyorlar. Tabi zaman içinde bir bedel de ödedim.
Geçmişte çok çektik, sürekli mahkemeler, cezalar… Mezopotamya Kültür Merkezi'nde tiyatro dersleri veriyordum. Neredeyse her gün polis gelip döverdi. Öyle ki biz de sanki alışmıştık, kanımızı silip derse devam ediyorduk. Ama tabii şimdi o zor dönemler çok geride kaldı. Kürtçe bilmeyenler bile Kürtçe şarkı okuyorlar. En çok da çakma Rojinlere kızıyorum. Beni neden taklit ediyorsunuz? Kafayı çalıştırın gidin Madonna'yı taklit edin.
Kürtler adına küçük-büyük demeden atılan tüm adımları görmek lazım. Adalet duygusu olmayan insan insan değildir. OHAL dönemi çok geride kaldı, Kürtçe yayın yapan TRT Şeş kanalı açıldı. Eskiden tüm Kürtçe kasetler toplatılıyordu. Şimdi öyle mi? Türkiye çok değişti ama devamını da getirmek gerekir. Solu söylemiyorum bile. Solun bir ezberi var onu bozamıyor. Kürt sorununda bu noktaya gelmemizin tek nedeni solun yaptıklarıdır. Kendini eleştirmezsen hiçbir yere varamazsın.Sol bunu yapamadı. Kürtlere az mı zulüm yapıldı? Kimse çıkıp "bir dakika dur kardeşim, ne yapıyorsun?" diyemedi.
Anadilde eğitim olmalı. Ne zararı var ki? Küçücük İsviçre gibi bir ülkede dilsizlerin işaret dili bile resmi dil sayılıyor. Biz 75 milyon nüfuslu bir ülkeyiz ama buna tahammülümüz yok. Kabul etsek ne olacak? Kıyamet mi kopacak? Sonra yıllardan beri hapiste yatanların suçları yeniden gözden geçirilmeli. Gerçekten de cezalarının karşılığı ömürleri mi? Şu kısacık hayat buna değer mi? Üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.
Ben gerçekten Türkçe'yi çok seviyorum bu kesinlikle politik bir cevap değil. Dillerin hiçbir günahı yok suçları yaratan bizleriz. Ne zaman ki birbirimize saldırmayacağız işte o zaman her şey değişecek. Ama maalesef doğu ile batı arasında uçurum yaratılmaya sorunlar derinleştirilmeye çalışılıyor. Oysaki bu çağda şiddet gibi bir ilkel bir yönteme asla başvurulmamalı.
Silaha sarılanları kınıyorum. Bu nedenledir ki Gaziantep'teki saldırıyı gerçekleştirenler insan olamaz, lanetliyorum. Sorunlar silahla, kanla çözülmez. Diplomasi, siyaset varken diyalogla sorunları çözümleme şansı sunulmuşken silaha sarılmak niye? Amaç ne? Silah çözüm getirmez artık bu anlaşılsın…
Asla. Şarkılarımda kimliğimle ilgili bir eziklik yaşıyorsam bile hislerimi hep naif bir dille anlatmışımdır. Şarkılarım, sloganımsı kafaya taş gibi gelen sert sözler içermez.
Altın Kelebek ödülünü aldığımda şok olmuştum. İnsanların oylarıyla böyle bir ödül almak beni gerçekten şaşırtmıştı. O günlerde Hürriyet Gazetesi'nde "Kürtçe şakı söyleyen birine ödül değil verilse verilse başka bir şey verilir" tarzında çok ağır yazılar yazıldı. Ama her şeye rağmen Sezen Aksu, Nazan Öncel gibi sanatçılarla birlikte ödül almaktan mutlu olmuştum.
Evet, en zor zamanlarımda beni arayıp destek olan kişi Şivan'dı. O da benzer muamelelere maruz kaldığı için durumumu çok iyi anladı. Ben zor durumdayken, "aydınım, demokratım" diyen sanatçıların çoğundan çıt çıkmamıştı. Çünkü çoğu riyakâr ve ikiyüzlü. Hiçbiri kendini yakın bulduğu gücü eleştirmeyi göze alamıyor. Çünkü bu yürek ister. Kalp, vicdan ve cesaretle ancak insan insan olabilir. Ben de bazen kendi kendime "zor durumda kalırlarsa durup seyret Rojin" diyorum ama bunu yapamıyorum. Çünkü bir kalbim var.
Şivan'ın geldiğinin 2. haftası pişman olacağını biliyorum. Neden mi? Çünkü sen bu ülkede her radyoda çalamazsın. Burada yabancısın, elsin. Kapının önünde özlem duyduğun eve sadece dışarıdan bakabilen öksüz bir çocuksun. Ben de çoktan giderdim ama her şeye rağmen mazoşist bir aşkla seviyorum bu ülkeyi.
Kürt vurgusunun nedeni bir şeyi hatırlatmak. Bu vurguyla "Bak bu da patlamaları, saldırıları gerçekleştirenlerden biri" denilmek isteniyor. Zaten bir olay olduğunda direkt Türk-Kürt ayrımına gidiliyor. Gelinen nokta ne acı ki maalesef bu.
Türkiye'de farklı müzik tarzları bitmiş durumda. Sadece pop var. Müzikle ilgili çok başka bir yere gidiyoruz. Sanatçılar ve müzik tarzında da ötekileştirme ve ayrıştırma var. Türk sanat müziği, türkü unutuldu, silinmek üzere. Oysaki özümüzü, değerlerimizi korumalı, sahip çıkmalıyız. Bizim özümüz pop değil ki! Bazı sanatçılar üç notayı evirip, çevirip aynı şeyi bize yediriyorlar. Yıllardır aynı şarkısını dinlediğim sanatçılar var. Dengeyi koruyamazsak Türkiye'de müzik iki armoniden öteye gitmeyecek. Bu gidişata artık bir dur demeliyiz.
Alakaları yok. Düşünün Başbakan'ın sanatçılara verdiği kahvaltıda, Başbakan'a saldırılardan sonra iptal olan festivallerin neden yapılmadığını soranları gördüm. Daha ötesi var mı? Kahvaltıda 63 kişi vardı ve "yeşil pasaportum olsun, VIP olmak istiyorum" gibi tamamen kişisel istekler iletildi. Sanatçılar keşke farklı tavır sergileyebilselerdi ama herkes "aman bulaşmayayım konserlerim iptal olmasın" düşüncesinde. Kürt bir şarkıcıyla düet yapmaktan çekinen bir topluluktan bahsediyoruz. Çok yalnızız.
Yanlış algılanmasın ama o beğendiğim kişileri tanıma fırsatı bulup, tavırlarını görünce" idol "diye bir kavramın olmadığını gördüm.
Tabii ki ama kesinlikle tavsiye etmiyorum çünkü Kürtçe şarkı söyleyerek bir arpa boyu bile yol alamazsınız. Diğer yandan ben aynı şekilde yoluma devam edeceğim. Yaptığım sadece yüksek sesle düşünmekten , bir gerçeği ifade etmekten ibaret. Kariyerinde yükselmek isteyen insan bu yolu takip etmez. Bu işi yapmak isteyenlere de bu gerçeği hep hatırlatıyorum. Ben hep idealist oldum, popüler ve ucuz olan yolu değil, en zorunu seçtim. İbrahim Tatlıses, Özcan Deniz, Mahsun Kırmızıgül ile ben bir miyim? Asla değil!
İbrahim Tatlıses, Özcan Deniz, Mahsun Kırmızıgül'e başka bir gözle bakılıyor çünkü onlar güçlünün dilinde şarkı söylüyorlar farklı bir yerdeler. Mesela Özcan Deniz'in "Şakiro" isimli müthiş sesli bir amcası var ama Deniz'den bir gün olsun böyle bir açıklama duyduk mu? Hayır… Onları anlamaya çalışıyorum. Bunca baskı, bunca şiddet, zulüm varken belki de Kürt olduklarını öne çıkarmamakta haklılar… Kürtler de zaten kıymet bilmiyor bilseler 33 yıldır bu işle uğraşan Şivan Perwer'i bağırlarına basarlardı. Vefa yok, değer vermek yok!
Kendisiyle bu konuyu da konuşmuştuk çok ağır hastalandığı için ertelendi. Ama iki Kürt sanatçının düet yapmasından öte artık başkalarının da Kürtçeye katkı sunmasını bekliyoruz. Sadece Sezen Aksu'dan düet için olumlu yanıt aldık o da maalesef büyük sıkıntılar yaşadı.






