22 yıldır ekranda haber sunan Jülide Ateş bundan sonraki hedefini açıkladı; ''Olgun haberciler hep erkeklerden çıkıyor. Umarım ben de gözlerimin altında kırışık olan yaşlı, olgun kadın habercilerden biri olurum. Şimdiki hedefim o'' diyor.
Katıldığı güzellik yarışmasından birincikle çıktı, hemen ardından özel kanalların açılmasıyla yirmi bir yaşında haber spikerliğine başladı. Güzelliği nedeniyle meslektaşları tarafından çok eleştirildi. Buna rağmen bugünün en saygın ve eski kadın spikerlerinden olmayı başardı. 22 yıldır hergün haber sunan Jülide Ateş ile mesleğinin dününü ve bugününü konuştuk.
Üniversitede okurken Leo gençlik değişim kamplarımız vardı. Bu kamplarda direktörlük yaptım. Farklı ülkelerden gelen yabancı misafirimiz olurdu. Onlara ülkemizi tanıtır, geziler düzenler, kendi kültürümüzü aktarırdık. Çok uluslu ortam hoşuma gitmişti. Türkiye güzellik yarışmasına girerken de çok uluslu ortamı yaşarım ve ülkemi tanıtabilirim diye düşündüm.
Açıkçası biraz farklıydım. Bir defa idealim farklıydı. Bütün uluslararası yarışmalarda da ayrık otu gibi oldum. Çünkü klasik bir güzel değildim. Güzellik anlayışım da öyle değildi. Seçildiğinde güzeller genelde ağlarlar. Ben hiç ağlamadım. Rasyonel yaklaştım yarışmaya. Şuan tabi 41 yaşındayım geriye dönüp baktığımda 19 yaşın heyecanı ile alınacak bir karar gibi görünüyor. Hatta diyorum ki nasıl cesaret etmişim.
Evet. Fakat bunu bilerek girmiyorsunuz o yarışmaya. Tam tabiriyle ''kader kurbanlığı'' başlıyor. Normal hayatınıza devam edeceğinizi sanıyorsunuz. Bu kadar ilgi odağı haline geleceğinizi hesap edemiyorsunuz. Okula da gitseniz parmakla gösterileceğinizi bilemiyorsunuz. Ben bunu hesap edemedim. Seçildikten sonra reklam çekimleri, televizyon söyleşileri, gazeteler ile kuşatıldım. Bir de bizim zamanımızda yılda bir tane seçilirdi. Bu yüzden ciddi anlamda bir şöhret külfeti medyana geliyordu. Kafamda yarışmaya girdikten sonra Ege Üniversitesi''ndeki eğitimime devam etmek vardı.
habercilik için çok çalıştım
O yarışmaya medya veya kariyer planlaması yaparak girmedim. Mankenlik hiç yapmadım. Çünkü boyum yeterli değildi. Ayrıca devam eden bir okulum vardı. Ege üniversitesi filoloji bölümünde okuyordum. Babamın Türk hava yollarında İstanbul''a tayini çıkınca ailece İstanbul''a geldik. Sonra Boğaziçi Üniversitesi''ne yatay geçiş yaptım. Tesadüfen 1990''da özel televizyonlar açıldı. Bana oyunculuk, şarkıcılık, mankenlik teklifleri çok geldi fakat hiçbirini kabul etmedim. Televizyonculuğu kabul ettim çünkü bunu bir meslek olarak gördüm.
Ailem kesinlikle mankenlik yapmamı istemedi fakat ben de istemedim. Mankenlik mesleğini çok iyi yapan arkadaşlarımız var fakat o dönemlerde kurumsallaşmamıştı. Daha istismara açık bir sektördü. Bunun dışında okuluma devam etmek zorundaydım. Her işim okul ile birlikte gitti. Gülgün Feyman''ın Show''a transfer olmasıyla ana habere önüm açıldı ve o zaman ana habere spikeri oldum.
Evet. Fakat hiç boş durmadım. Arsen ve Can Gürzap''tan diksiyon dersi aldım. Okulumun çok avantajını da gördüm. Sürekli de kendimi geliştirdim. Emekli TRT spikerlerinden dersler aldım. Her gün ilmek ilmek öğrendim. Hala da öğreniyorum. Eğer güzellik yarışmasından gelmeseydim ve yine bu meslekte yol alsaydım daha az sekteye uğrardım. Belki de bu kadar hırslanmazdım.
Özel kanalların açılmasıyla eleman ihtiyacı doğdu. TRT bütün spikerleri karşılayacak sayıda elamanı yoktu. Bu nedenle hem piyasa kendi elemanlarını yetiştirdi. Bu sadece sunuculuk ve spikerlik için olmadı. Resim seçicisinden yönetmenine kadar piyasadan TRT dışında hem alaylı yetişenler oldu. Evet, ben de sunuculuğa alaylı yetiştim. Fakat bir okullu kadar da emek verdim. 21 yaşımda erken bir ceketti ana haberci spikerliği kabul ediyorum. Ama bunu redde bilecek bir lüksüm yoktu. Sahip çıktım, çalıştım bugün buradayım.
spikerlerin sayısını takip edemiyorum
Kafamda başka bir meslek yoktu. O yüzden ''siz bir bekleyin ben okulumu beş yıla kadar bitiririm'' diyemezdim. Beş yıl sonra kim bilir o anki konjonktürüne getirecekti? Yapmam gereken o şansı iyi kullanmaktı ve kendimi yetiştirmekti. Ben ikisini de yaptım. İlk ve genç olmamın avantajlarını da dezavantajlarını da yaşadım.
Spikerlerin sayısını takip edemiyorum. Ne ara oldunuz, ne ara çıktınız? Hakikaten o kadar hızlı gelişen bir sektör ki bugün yüzlerce kanal ile Amerika''yı yakalamış durumdayız. Amerika bu süreci elli yılda biz ise 15 yirmi yıla sığdırdık. Dolayısıyla sektör olarak her şeyi hızlı çekimde yaşadık. Sunuculukta spikerlikte de bu böyle oldu.
Dönemin spikerleri güzellik nosyonuyla başladığınız için sizi çok eleştirmişlerdi. Eleştirenlere yorumunuz ne?
Ben ve benim gibi güzel olanlar güzelliğimizle eleştirildik. Bertaraf edilen güzellik uğruna pek çok spikerin çaba harcadığını gördüm. O dönemin deneyimli spikerleri de ekrandaki görünüşlerine fazlasıyla dikkat ediyorlardı. Hem anlıyorum hem de kendi içinde bir ikilem oluşturduğunu düşünüyorum. Yıllar sonra akılda ne kaldı? Beni eleştiren pek çok spikerin bugün haber dosyalarını hatırlamıyorum.
Bizi çok mağdur ettiler. Kendi adıma şunu söyleyeyim; güzellik fiziksel bir özellik. Ama başka özellikler de var. Gözlüklü, şişman olabilir. Mesleğin tüm nosyonlarını yerine getirdiğinizde bir süre sonra gözlüklülerden spiker olmaz mı diyeceksiniz? Bizim durumumuzda insanların algılayamadığı şuydu; sadece bu güzellik nosyonuyla mesleği kotaracağımızı düşündüler. İlk etapta güzel olduğumuz için bu şans bize verildi. Ama kimse kusura bakmasın herkesten daha çok çalıştım. Çünkü bu eleştiriler ve suçlamalar beni daha mükemmeliyetçi yaptı. Diksiyon dediler, 2000 yılında Türk Dil Kurumu''dan onur ödülü aldım.
Hayır. Bu endişeyi yaşamakta kendilerince haklıydılar. Ellerinden kayıp gideceğini düşündüler. Yıllar sonra her şeyin çok yerli yerine oturduğunu suyun akıp yolunu bulduğunu düşünüyorum.
Yaptığım iş ekranda. Açıkçası buna bir isim koymak istemiyorum. Ben bir televizyon habercisiyim. Ben bir tanıma uymaya çalışmıyorum. Dolayısıyla bundan seyirci ne algılıyorsa ben oyum.
Trendler değişti. Bugün ekrandaki spikerlerin yaptığı hataların onda birini geçmişte ben yapsaydım her gün gazete manşetlerindeydim. Bugün Türkçe o kadar katlediliyor ki. Ses nefes artikülasyon, tonlama çok kötü. Hiç nefes eğitimi almadan ekranda olanlar var. Ben seyircinin karar verdiğini düşünüyorum.
Öyle bir habercilik nosyonu vardır ki Türkçesini bertaraf edebilirsiniz. Ben yeni jenerasyona bu yüzden daha toleranslı bakıyorum. ''Pişecekler ve olacaklar'' diyorum. İnsanların zamana ihtiyacı elbette olacak, elbette kendilerini yetiştirecekler. Elenen elenecek kalan kalacak.
başarıya mahkum değilim
Ben kadın erkek olarak bakmıyorum. Habercilik nosyonuyla değerlendiriyorum. Böyle bir değerlendirme yaptığımda 41 yaşın olgunluğuyla ve mesleğe sahip çıkarak şunu diyorum, bu meslek bütün hayatınızı entegre etmeniz gereken bir sistem aslında. Sabah kalktığınızdan akşam yatıncaya kadar haberi yaşamayı km başarabiliyorsa bence sistemde de onlar kalıyor. Bunun dönemsel olarak dengeleri değişiyor. Şunu görmek elbette isterim, olgun haberciler hep erkeklerden çıkıyor. Umarım ben de gözlerimin altında kırışık olan yaşlı olgun kadın habercilerden biri olurum. Şimdiki hedefim o.
Orada güvenilirlik kriteri esas alınıyor. Kadınlar için de ön plana çıkan güzellik oluyor ne yazık ki. Güzellikten ziyade haberciliğimle sürdürebilirsem yeni çıtam bu. Ekranda 60 yaşında kadın haberci yok ama erkek haberci var.
Şunu gördüm; güzeller olarak günah keçileri bizlerdik. Biz çıkınca da daha iyi bir yere doğru gitmedi medya. Daha nitelikli haberler yapılmadı. Hatta bu noktada dönüp mesleğime sahip çıkma güdüsü gelişti bende.
Bırakılmayacak ve terk edilmeyecek koltuklarda değiller. Bugün başka bir ülkede başka bir şehre göç etsem ve sahil kasabasında yaşasam mutlu olacağımı biliyorum. Bu güven ile ekranlara döndüm. Bu arada kendimi de sınamış oldum. Truman Show''daki çıkış kapısı gibi buldum. Oranın çıkışı ve girişi benim kontrolümde. İstediğim zaman çıkarım istediğim zaman da girebilirim.
''oldum'' demiyorum
Kimi isimler dönemsel oldu. Ben Türk televizyonculuk tarihinde akıllara gelebilecek klasikleşen isimlerden biriyim. ''Oldum'' demiyorum daha uzun bir yolum var.
Evet. Yirmi yıl her gün haber okudum. Bundan önceki yirmi yılı cebime staj yapıp koydum. Bundan sonrası için 20 yıllık stajla aynı amatör psikolojiyle hiçbir şekilde'' ben oldum'' demeden atmışlara nasıl varırım, bu mesleğe daha ne ekleyebilirim amatör ruhuyla mesleğe yaklaşıyorum. Her gün her konuyu hiç bilmiyormuşçasına sıfırdan çalışıp okuyup hazırlanıyorum. Kalbim hala heyecanla dolu. Güzel olarak başladım ama güzelliğimin esamesi okunmadan çirkinleşene kadar ürettiklerimle veda etmek istiyorum.
T24 sitesinde kısa bir süre köşe yazarlığı yaptım. Fakat o sorumluluk bana ağır geldi. Çünkü A desen ondan B desen benden oluyorsun. Fikir beyan ettikçe düşman kazanıyorsun, taraf oluyorsun. Ben bu kadar hırpalanmak istemiyorum. Yapanlara da şapka çıkarıyorum. Şuan ki görevimi layıkıyla yapsam yeter. Konuklarıma doğru sorular sorarak seyirciyi yeterince bilgilendirebilmek istiyorum. Bu işi lakıyla yaptıktan sonra başka şeyler yapmak isterim.
Gündemde öne çıkan kimselerle haftada bir defa nitelikli röportajlar yapmak güzel olur.
Hürriyet Gazetesi''nin prova baskısı bir gece öncesinden geliyor. Onun dışında Emre sabah kalktığında nelere dikkat edeceğimi söyler.
Kesinlikle. Bir defa rekabet daha fazla. Ön plana çıkmanız ve görünür olmanız daha zor. Bu meslekte olmama rağmen kanalları dolaşırken hiç tanımadığım işlerini gayet iyi yapan spikerlerle karşılaşıyorum. Aradan sıyrılabilmeleri de güçleşiyor.
Bunları ben dönemsel görüyorum. Hiçbiri de seyirci nezdinde saygınlık uyandırmıyor. Artık seyirci de en çok bağıranı en çok karşısındaki susturanı istemiyor.
Nezih, dingin, açıklayıcı, bol bilgilendirici, objektif olanı seçiyor. Uzun vadede de onlar kalıyorlar. Saygınlık ve güvenirlilik çok önemli.
Almak istediğimi alıyorum. Daha çok politik ve dünya haberlerine bakıyorum. Ankara, gündem haberleri, siyaseti takip ediyorum. Bunun dışındakilere bakmıyorum. Reyting kaygısıyla yapılan haberleri seyretmiyorum. Bütün gazetelerin belirli haberlerini okurum.
Ertesi gün kiminle röportaj yapacağım bir gece öncesinden bana koordinatörümüz tarafından mail ile ulaştırılır. Konuğuma soracağım tüm soruları kendim hazırlarım. Haberlerin son editörlüğün ben yaparım. Çalıştığım kanalda çok iyi bir ekiple çalışıyorum. Bu yüzden buradan kötü bir şey çıkması mümkün değil. Tabi ki bir ekip çalışması. Zor bir iş. Yanlış soru veya bilgisizlik ekrandaemen göze çarpıyor.






