Erkek adamın düz bir duruşu olur

Aysel Yaşa
00:0015/11/2008, Cumartesi
G: 14/11/2008, Cuma
Yeni Şafak
Erkek adamın düz bir duruşu olur
Erkek adamın düz bir duruşu olur

2009 erkek modasını “Tek kelimeyle çılgınlık” olarak tanımlayan Faruk Saraç dünyadaki tasarımcıların insanlarla oynamaya başladığı kanısında. Kıyafetlerde neredeyse kadın-erkek ayrımı kalmadığına dikkat çeken ünlü modacı hayatı boyunca hiçbir popçuyu giydirmediğini ve giydirmeyeceğini söylüyor

Faruk Saraç Levent'teki mağazasında çalışanlarıyla beraber düzenli bir sistem kurmuş. Tasarladığı kıyafetlerin yanı sıra kültürel etkinliklere de ön ayak olan modacı 2010'a özel İstanbul'a bir hediye vermeye hazırlanıyor. Saraç'la Türk modasını ve yeni sezonda öne çıkan modellerle renkleri konuştuk.

Türkiye her bölgesinde çok renkli bir yapıya sahip. Bu çeşitlilik modaya nasıl yansıyor?

Bizim şu dönemde yaşadığımız giysi kirliliğinden başka bir şey değil. O kadar fazla giysi çeşidi var ki, yetişmek mümkün değil. Sokakta yaşanan bu çeşitlilik, aslında oturmamış bir tarzımız olduğunun göstergesi. Sürekli kıyafetleri Avrupa'ya özenerek hazırlıyoruz. Dünya bir mağaza haline geldi. Bizler de sürekli alışveriş yapan insanoğlu konumundayız. Biz klasik tarzda yetiştirildik fakat şimdiki gençlerin varolan Avrupa hayranlığı bu çeşitliliğin giderek karmaşık olmasına neden oluyor.

Sizce Türk insanı giyinmeyi biliyor mu?

Elbette iyi giyinenler var ama “Eski şıklık var mı?” derseniz cevabım hayır. Ne Beyoğlu ne de İstanbul şıklığı kaldı artık. Eskiden insanlar daha klasik, daha oturaklıydı. Hani adam gibi adam, kadın gibi kadın deriz ya… Öyleydi eskiden. Bize de o öğretildi. Ama şimdi bir stilimiz yok. Bu konuda çok dertliyim. Avrupa hayranlığımız bizi yıllardır alıp götürdü bambaşka yerlere. Kendi tarzımızı kaybettik. Padişah'ın Esvabı sergisini yaptığımda konu Osmanlı olduğu için kimse bu defileyi önemsemedi. Dünyada moda trendi o kadar farklı yerlere gitti ki insanlar takım elbisenin altına lastik ayakkabı giyiyor ve bunun ismine 'moda' diyor. Moda artık zıtlıklardan oluşuyor. Normal giyinme tarzı kalmadı. Çünkü insanoğlu ne yapacağını bilmiyor.

Türkiye'de moda kavramı oturdu mu?

Hala imaj danışmanlığımız oturmadı. Buna çok üzülürüm. Moda eleştirmenimiz ve moda günlerimiz yok. Bu konunun özellikle altını çiziyorum. Devamlı Avrupa'ya baktığımız için kendi tarzımızı unuttuk. Bizim kendi modacılarımızı yetiştirmemiz lazım. Bizde yetenekli gençler var. Onlarla ilgilenilirse modada yeniliklere doğru yelken açabiliriz. Böyle devam ettiği sürece moda kavramını oturtamıyoruz.


ERKEKLER KAŞINI ALDIRIYOR ONA DA METROSEKSÜEL DENİYOR
2009 erkek modası nasıl?

Tek kelimeyle çılgınlık! Dünyadaki tasarımcılar insanlarla oynamaya başladı. Öyle hale geldi ki, kıyafetlerde neredeyse kadın-erkek ayrımı kalmadı. Erkek kaşını aldırır mı ya? Bunun adına da metroseksüellik diyorlar. Erkeğin bir düz duruşu var. Bu ne ya! Ben hayatım boyunca hiçbir popçuyu giyindirmedim, giydirmem de. Çünkü ona allı pullu kıyafet dikmem. O kıyafeti giyindiğinde Anadolu'da bir aile görecek ve belki özenecek. Bu kıyafetler ve yaşanan olaylar toplumda dejenereye yol açar. Ben bu sorumluluğa asla girmem.

Kumaşlar konusuna gelecek olursak…

Kumaşlar polyester oldu artık. Normal kumaşı kolay kolay bulamıyoruz. Vücutta alerji yapabiliyor. Hatay ve Denizli'de kumaş dokuma tezgahları yok olmak üzere. 156 tezgahtan 14 tane kalmış. Şimdi bir dönem filmi çekmeye kalksanız yarım metre kumaş bulamazsınız. Artık iyi kumaş kalmadı. Olsa bile çok pahalı. Kaşmirler bitti. Göreceksiniz iki yıl sonra yazın serin, kışın sıcak tutan keçeyi moda diye sunacaklar önümüze. Çünkü ellerinde kaşmir bitti.

Peki, müşterilerinizin tercihi ne?

Ben meslekte 27. yılımı doldurdum. Bize gelen müşteriler eskisi gibi değil. Şimdilerde 1970'lerin modasına geri dönüyor herkes. Kravatlar küçüldü, üç düğme artık bitti. Pantolon pilesi döndü, gömlek yakaları biraz daha ufaldı. El dikişi yaptıran müşteri de kalmadı. Bu sadece giyside değil. Mobilya ya da ev tekstili de artık değişime uğradı.

Şeyh Maktum'un da sizden giyindiği haber olmuştu. Bunun gibi başka ünlü isimler var mı?

İsim vermek çok hoşuma gitmiyor. Kendimi yemek yapan iyi bir aşçıya benzetiyorum. Eğer insanlar Sibirya'dan uçakla benden kıyafet almaya geliyorsa, demek ki ben yemeğimi iyi pişiriyorum. Hayatım boyunca reklam parası ödemedim. İşinizi iyi yaparsanız insanlar sizi bulur.

Faruk Saraç'ın çalışma sistemi nasıl?

40 kişilik bir personelle çalışıyoruz. Her şey planlı ve programlı. Modaevimde stilist ve modelistim yok. Kendi tasarımımı kendim yaparım. Bunun sebebi de yanımda çalıştıracağım o modelist beni bıraktığında ortada kalmak istememem. Zaten doğrusu da bu. Benim modaevimde iki kez prova yapılır. Elbisenin kolunu 2.5 saatte takarız. Bir takım elbise tamamen bittikten sonra dört saatte ütülenir. Eskiden senede yaz ve kış olmak üzere iki kez koleksiyon açardık ama artık haftada bir koleksiyon açarız. Buraya gelen genç stajyerlere de ilik açımından başlayarak tüm aşamalar bir bir öğretilir.

Bir dönem kadınları giydirme kararı aldınız sonra neden vazgeçtiniz?

Kadınları giyindirmek hayatta en zor iş. Erkeklerin provası 5-10 dakika sürer. Zaten onlar da istediklerini anlatır, gerisini bize bırakır. Ben gizemli kadını severim. İngiliz kadınında varolan o klasikliği çok severim. İşte bundan yola çıkarak çalışan kadına yönelik bir koleksiyon hazırlayalım dedik. Uğraşamadım desem yeridir. Kadınlar çok çabuk trend değiştiriyor.

Bir modacı olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

İnsanın kendini anlatması çok zor. Ama işini namusu kadar önemseyen biriyim. Başkalarına güvenerek işimi hafife almam. Çalışkan, dürüst olmaya özen gösteriyorum. Bir lira borcu olan biri değilim, evime gece 12'de telefon gelince rahatsızlık duyarım. Kendi kendine yemeğini pişiririm ve kafamı hiç yere eğmem. Allah da eğdirtmesin. Soyadını söyleyemeyecek ve açılışlara yalnız gidecek kadar utangaç bir adamım.

Kıyafetlerinizi kimler tercih ediyor?

Siyasetçi ve sanayicilerle çalışıyorum ağırlıkta olarak. Sanatçılarla çalışmayı on beş sene önce bıraktım. Kötü işlerde imzam olmadı, inşallah bundan sonra da olmaz.

En beğendiğiniz modacı kim?

Valentino elbette.


İSTANBUL'A SAHİP ÇIKALIM
İstanbul'a olan tutkunuzu biliyoruz. İstanbul temalı defileler yapmayı planlıyor musunuz?

İstanbul herkesin gıpta ettiği çok büyülü bir şehir. İstanbul'a sahip çıkmayı öğrenmemiz lazım. Ülkemize bir yabancı geldiğinde hemen kafasına fes takıyor, 'Turkish rakı, kebap' deyip adamı ülkeden gönderiyoruz. Onun yerine Dolmabahçe ve Topkapı Saray'ında farklı etkinlikler gerçekleştirmeliyiz. Ben üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Topkapı Sarayı'nda dört senedir üzerinde çalıştığım padişahların balmumundan heykellerinin bulunduğu bir müze açacağım. 36 padişahın heykeli olacak. Böylece tarih canlanacak. Bu proje için bir kişi bile destek olmadı. Ayrıca 2010 yılında İstanbul'a mükemmel bir hediyem var ama ismini sormayın.



Tek düğme geri dönüyor

Sonbahar-kış sezonuna dair tavsiyeleriniz neler? Bu senenin hakim rengi ne olacak?

Tek düğmelerin geri dönüş yılı olacak. Ekose ve kadifeler bu sene tercih edilecek ürünler arasına girdi. Pantolonlar pilesiz olacak. Artık duble paça yok, düz paça var. Gömlekler ufak yaka, kravatlar geniş değil ve kısa. Ayakkabılar sivri değil, kesik. Deriler tekrar geri döndü. Bu sene paltoların yakasında çok güzel suni kürkler olacak. 1970'lerin hem kadın hem de erkek modası geri döndü. Lacivert biraz daha ağırlıkta.

Beden ve yüz tiplerine göre insanlara nasıl kıyafetler tavsiye ediyorsunuz?

İnsanlar ilk olarak tenini tanıyacak ve renkle buluşacak. Çok uzun boylular için pantolon paçalarını düz yaptırmamalarını tavsiye ederim. Eğer yüz yuvarlaksa yarım İtalyan gömleğinden kaçınmak lazım. Tersinden düşünürsek uzun boylu olanlar duble paça pantolon, yüzü yuvarlak olanlar da sivri yaka bir gömlek giyecek ki o yuvarlağı biraz alsın diye. Şişmanlar asla ekose giyinmemeli. Bunun yerine kendinden çizgili kumaşlar tercih edilmeli.