Hayat Karşı olmak eğlencelidir

Karşı olmak eğlencelidir

Ülkemizde yaşanan günlük memleket meselelerine eğlenceli bir üslupla yorum getiren Betül Zarifoğlu’nun Karşıyım adlı kitabını özellikle gençler çok sevecek. Zarifoğlu, kitabıyla ilgili şunları söylüyor: “Aslında eğlenceli ama altında yatan ciddi meseleler var. Ben diyorum ki bir de böyle bakalım. Çünkü karşınıza çok saçma gerekçelerle çıkıyorlar ve ciddiye alınmayı hak etmiyorlar.”

Abone Ol Google News
Hatice Saka Yeni Şafak
Karşı olmak eğlencelidir
Betül Zarifoğlu.

Betül Zarifoğlu, yeni kitabı Karşıyım ile okurun karşısına çıktı. Cafcaf Dergisi’nde yer alan yazıların toplamından oluşan kitap, Zarifoğlu’nun eğlenceli yazılarını içeriyor. Karşı olma halini sert bir dil yerine esprili bir üslup kullanarak yansıtan Betül Zarifoğlu, “İnsanlar sürekli ciddi meseleleri konuşuyor zaten. Ben de biraz keyifli şeylere yönelmek istedim. Karşı olduğum şeyleri çoğunlukla esprili bir şekilde bir arkadaşıma anlatıyor gibi yazdım. Ciddi olmayı sevmiyorum. Çünkü ciddi olunca çok kızgın biri oluyorum” diyor.

“Karşıyım” kitabı nasıl ortaya çıktı?

Uzun zamandır ‘karşıyım’ başlığıyla yazılar kaleme alıyordum. Ancak bir yerde yayınlanmıyordu. Asım Gültekin ve ekibi Cafcaf dergisini çıkarmaya başladıklarında ben de burada yazmak istiyorum dedim. Elimdeki “Karşıyım” başlıklı yazıları gönderdim. Onlar da bunları parça parça yayınladılar ve uzun zaman böyle devam etti. Daha sonra bu yazılar kitap olacak kadar çoğaldı. Yani bu kitaptaki yazıların büyük çoğunluğu benim Cafcaf dergisinde kaleme aldığım yazılardan oluşuyor. Sadece o yazılara eklemeler ve düzenlemeler yaptım. Bir de daha önce yayınlanmamış birkaç yazım da var.

CİDDİ MESELEYE EĞLENCELİ BAKIŞ

Meseleleri eleştirirken bunu eğlenceli hale getirdiğinizi söyleyebilir miyiz ?

İnsanlar sürekli ciddi meseleleri konuşuyor zaten. Ben de biraz keyifli konulara yönelmek istedim. Karşı olduğum şeyleri çoğunlukla keyifli bir şekilde bir arkadaşıma anlatıyor gibi yazdım. Ciddi olmayı sevmiyorum. Çünkü ciddi olunca çok kızgın biri oluyorum. Bir şeylere karşı olmanın eğlenceli yönünü ortaya çıkardım.

Yazılar kızgın değil ama bir muhalif olma durum var değil mi?

Evet, doğru. Kadınlar, başörtüsü, Müslümanlar hakkında ya da herhangi bir şeye gönülden inananlar hakında kötü sözler sarf edildiğinde muhatabıma ciddi ciddi cevaplar vermeyi sevmiyorum. Alaylı bir dille cevap vermeyi tercih ediyorum.

Bir anlamda önemli meseleleri ele alıyorsunuz.

Aslında eğlenceli ama altında yatan ciddi meseleler var. Olmayan bir şeyden bahsetmiyorum. Ben diyorum ki bir de böyle bakalım. Çünkü karşınızdakiler o kadar saçma gerekçeler öne sürüyorlar ki , esprili bir cevap vermekten başka bir çare bulamıyorsun.

Başörtüsü sorununa da farklı bir dille eğiliyorsunuz. Bu sorunun sizdeki karşılığı ne?

Çok zor ve kötü günlerden geçtik. Dönem olarak asla dışında olamayacağım ve başa çıkmaz zorunda olduğum bir zamandı. İstanbul Üniversitesi’nin önünden geçerken çok etkilenirdim. Şu kapının arkasından sırf başörtülüyüm diye geçemiyorum. Ne kadar acı bir durumdu. Aynı zamanda hiçbir mantığı yoktu. İşte kitapta bu anlamsız yasaklara gülüp geçiyorum.

Genelde isim vermeden yapılan eleştiriler var. Ancak Şafak Pavey ve Serra Yılmaz için açılan başlıklar var. Neden bu isimleri seçtiniz?

Özel bir sebebi yok. Sadece başörtüsünden korktuklarını saçma gerekçelerle ve acayip bir şekilde ifade ettikleri için onların adını geçirdim. İnsanı kışkırtıyorlar. Mesela inanmadığım ideolojileri tercih eden ve en uzak kalmayı istediğim insanların bile yok olmasını istemem. Baştan sona hastalıklı bir yaklaşımları var.

BABAMA ŞİİR YAZMIŞTIM

Bunu Müslüman kadının duruşu olarak yorumlayabilir miyiz?

Evet. Müslüman kadının duruşu görülmelidir. Eğer görülmüyorsa bir sıkıntı vardır. Ya da gizlenmeye çalışılmıştır.

Ancak özellikle İslami konularda kadınlara çok fazla söz hakkı verilmiyor ve kitapta buna yer vermemişsiniz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ne yazık ki dini konularda erkek egemen bir kültür içinde yaşıyoruz. Hz. Ayşe bazı konularda Efendimize diyor ki “bu bir vahiy mi yoksa sen mi söylüyorsun” Şimdi hocalara hangi kadın böyle birşey söyleyebilir. “Bizim büyüklerimiz böyle yapardı” deyince sanki dini bir gereklilik gibi algılanıyor. Bu konulara girmek istemedim. Çünkü yalnış anlaşılmaya çok müsait bir alan.

Babanız Cahit Zarifoğlu olunca sizden bir şiir kitabı beklentisi oldu değil mi?

Evet öyle bir beklenti vardı. Şiirle ile aram iyi değil. Belki de şiir okumaya yalnış yerden başladım. Babam vefat ettiği zaman 10 yaşındaydım ve Necip Fazıl’ın “Çile” şiirini ezbere okurudum. Sonra koptum şiirden.

Hiç çocukken şiir yazdınız mı?

Babama şiir yazıp göstermiştim. Ancak yorumunu hatırlamıyorum. O zamanda hep birşeyler yazmak istiyordum. Çünkü tamamen edebiyat ile çevrili bir dünyamız vardı. Babamın bana imzaladığı kitapta bir hayali vardı. “Bir gün senin de çocuklar için yazacağını hayal ediyorum.” Bu kitabı imzaladığında okuma ve yazmayı bilmiyordum. Yazdığım ilk kitap bir masal oldu. Çocuklar için yazmak çok güzel bir duygu.

Cahit Zarifoğlu, İslam dünyasını ilgilendiren konulara çok duyarlı idi. Sizin de kitabınızda bu sorunlara değinmenizde onun payı var değil mi?

Babam Afgan şairi olarak anılan bir insan. Evimizde hep Afganistan’da yaşanananlar, İslam dünyasının sorunları konuşulurdu. Yetiştirilme tarzım da etkilemiş olabilir. Günümüzde de en büyük acıların yaşandığı coğrafyalar değişmedi ve kayıtsız kalamıyorum. İslam coğrafyaları zor günler yaşadığı için gözüm kulağım hep orada oluyor.

Yeni kitabınız da Karşıyım’ın bir devamı olacak mı?

Karşıyım kitabının bir devamı olur mu bilmiyorum. Şimdi üzerinde çalıştığım bir kitap var. Daha sonra şekillendirmeyi düşünüyorum.

  • Kitabın künyesi:
  • Karşıyım
  • Betül Zarifoğlu
  • Beyan Yayınları
  • 2018
  • 188 sayfa

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.