‘O’nun sevgisi yanında benim sevgim bir hiçtir’

04:0015/12/2021, Çarşamba
G: 15/12/2021, Çarşamba
Yeni Şafak
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Dostoyevski ölüm döşeğindeyken çocuklarına şu son öğüdünü verir: “Tanrı’ya mutlak güveniniz olsun ve bağışlamasından umudunuzu kesmeyiniz hiçbir vakit. Ben sizleri çok seviyorum, ama Tanrı’nın yarattıkları olan insanlara karşı duyduğu büyük sevgi yanında benim sevgim bir hiçtir.”

ARİF AY

Bu yıl doğumunun 200. yılı kutlanan Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, sadece Rus edebiyatının değil, dünya edebiyatının da büyük yazarlarından biridir. Günümüzde de ilgiyle okunan bu büyük yazar üzerine pek çok araştırma yapıldığı, yüzlerce kitap yazıldığı bilinmektedir. Bu kitaplardan biri de Rus düşünür ve felsefecisi Nikolay Aleksandroviç Berdyaev’in (1874-1948) kaleme aldığı “Dostoyevski’nin Dünya Görüşü” (Hece Yayınları, Ağustos 2021) adlı esridir. Muş Alparslan Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Kasım Müminoğlu’nun Rusça’dan çevirdiği kitabın editörlüğünü aynı bölümden Dr. Serpil Durğun yapmıştır.

“Dostoyevski’nin menevi haytımda çok önemli bir yeri vardır. O, ruhumu tüm yazar ve düşünürlerden daha fazla sarstığı için çocukluk yıllarımda Dostoyevski’den çok etkilendim.” diyen ve Rus düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olan N. A. Berdyaev, Sovyet Rusyası’ndan 29 Eylül 1922’de sürgün edilen 160 entelektüel, yazar ve akademisyeni taşıyan “Filozoflar Gemisi” olarak adlandırılan gemide bulunanlar arasındadır. Bir süre Berlin’de kalan Bardyaev, daha sonra 1924’te ailesiyle Paris’e taşınır. Berlin’de kaleme aldığı bu kitap 1923 yılında “Mirosozertsaniye Dostoyevsgo” adıyla yayımlanır. “Dostoyevski’nin Dünya Görüşü” olarak Türkçeye aktarılan kitap: Dostoyevski’nin Maneviyatı, İnsan, Özgürlük, Sevgi, Devrim: Sosyalizm, Rusya, Büyük Engizisyoncu: Tanrı- İnsan ve İnsan- Tanrı, Dostoyevski ve Biz başlıklarını taşıyan dokuz bölümden oluşmaktadır.

“Dostoyevski her şeyden önce bir antropologdur ve insan doğasının titiz bir deneycisidir.” diyen Berdyaev, kitabın birinci bölümünde Dostoyevski’nin maneviyatını oluşturan değerlerin neler olduğunu irdeler ve onun metafizikçi, diyalektikçi yanına vurgu yapar: “Dostoyevski’ye göre düşünceler hayatın organik bir parçasıdır, onlar kendilerini tekrarlanamaz bir şekilde hayati kaderlere sahiptir.” der. Dostoyevski’yi Tolstoy’la karşılaştırır ve aralarındaki zıtlıklara ve müşterek yönlere de dikkat çeker.

TANRI’YA MUTLAK GÜVENİNİZ


Dostoyevskinin dindar bir insan oluşu hayatının her evresinde görünürlüğünü korur. Ölüm döşeğinde kanamaları sürerken, ölmeden biraz önce çocuklarına şu son öğüdünü verir: “Tanrı’ya mutlak güveniniz olsun ve bağışlamasından umudunuzu kesmeyiniz hiçbir vakit. Ben sizleri çok seviyorum, ama Tanrı’nın yarattıkları olan insanlara karşı duyduğu büyük sevgi yanında benim sevgim bir hiçtir.” (Henri Troyat, Dostoyevski, s. 423)

Berdyaev’e göre Dostoyevski’nin dünya görüşü, varlığa sezgisel olarak nüfuz etmek ve bu edimin sonunda dünyanın ve yaşamın Dostoyevski’ye kendini açtığı şeylerdir. Dostoyevski hakkında çok şey yazıldığını belirten Berdyaev, yine de onun dünya görüşünün tam olarak ortaya konulmadığını vurgular ve doğrudan romanları üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırır. Sözgelimi kötülük kavramını Suç ve Ceza üzerinden irdeler: “Dostoyevski, suçun ontolojik sonuçlarını ortaya çıkarır. Öyle ki, burada keyfi öz iradeye dönüşen özgürlük kötülüğe, kötülük suça, suç da kaçınılmaz olarak vicdani bir rahatsızlığa, bir cezaya yol açar. Bu ceza, insanı kendi doğasının derinliklerinde bekler. Tüm hayatı boyunca Dostoyevski, kötülüğe dışsal bir tutum olarak yaklaşılmasına karşı savaş açmıştır. Onun Bir Yazarın Günlüğü de dahil olmak üzere tüm romanları adli süreçlerle doludur. Suç ve cezaya olan bu garip ilgi, Dostoyevski’nin manevi doğasıyla yakından ilgilidir. O, kötülüğün ve suçun sosyal çevreden kaynaklandığına ilişkin dışsal bir açıklama sunan pozitif-hümanist teoriye karşı çıkar.”

Kitabın bence en ilginç bölümü “Sevgi” başlığını taşıyan bölümdür. “Dostoyevski’de sevgi hemen hemen her zaman şeytanidir, sevgi delilik yaratır ve çevrelediği atmosferi kor haline gelinceye kadar yakar. Bu noktada sadece aşıklar çıldırmakla kalmaz, aynı zamanda aşığın etrafındakiler de çıldırmaya başlar.” diyen Berdyaev, Dostoyevski’nin Nastasya Filippovna karakteri ile Tolstoy’un Anna Karenina karakterini karşılaştırır: “Anna Karenina’nın bir kadın olarak bağımsız bir hayatı olmasa da o bir ana karakterdir. Buna karşın Nastasya Filippovna ve Gruşenka’nın kendi karakterleri yoktur, onlar erkeklerin kaderlerin içine dalan sadece düşünsel olgulardır. Dostoyevski, Mışkin ve Ragojin’in kaderiyle ilgilenir, Nastasya Filippovna, Mışkin ve Ragojin’in kaderinin içindeki bir karakter olarak görülür.”der.

SAF SEVGİ BİLE TRAJEDİDİR

Dostoyevski’nin romanları trajedi üzerine kurulu oluşu nedeniyle en saf bir sevgi bile sonunda trajedinin bir parçası olup çıkar. “Dostoyevski bize gerçek birliğe ve kaynaşmaya götüren en yüksek sevgiyi göstermez. Ona göre, sevgi yalnızca insan trajedisidir, insandaki bir ikiye bölünmedir.”

“Bizler Dostoyevski’nin manevi mirasçılarıyız.” Diyen Berdyaev, onun için Rus insanının ruhunda kendini yakmak, kendini bir tehlikeye atmak konusunda büyük bir arzu var, ölümü hiç tereddüt etmeden göze alma iradesi var.”der. Gerçekten de Dostoyevski, halkını çok seven, halkını diğer halklardan üstün görmeye kadar vardıran bir Rus milliyetçisidir. Onun, Osmanlı devletinin yıkılışından sonra, İstanbul’un Rusya’nın başkenti olacağı, Türklerin ise Asya’ya dönerek kazak ve hırka örüp Rus’lara satacağı hayalini ve özlemini de içinde barındıran Slavistliğini de dünya görüşüne eklemek gerekir. Oysa, filozof Berdyaev: “Karakter eksikliği Rusların tipik bir özelliği olduğundan Ruslara karakter gereklidir. Bu bizim milli kusurumuz olarak kabul edilmelidir.” diyerek önemli bir hususa vurgu yapar. “Işığa giden yol karanlıktan geçer.” diyen Dostoyevski, halkının geleceğine dair hep ümit var olmuştur. Romanlarındaki trajediye denk bir trajik hayata sahip olan Dostoyevski üç illetten ömür boyu kurtulamamıştır: Sara nöbetleri, parasızlık ve kumar. Kendine dair: “Bana gelince, sizlerin ancak yarıya kadar getirmek yürekliliğini gösterdiğiniz şeyleri ben sonuna dek götürmekten başka bir şey yapmadım yaşamımda.” dese de, o, insanlığın ortak trajedisini kendi şahsında yaşayarak romanlarına aktaran, insanlık adına büyük bir çileyi omuzlayan bir ruh harmanlayıcısıdır.

Nikolay Aleksandroviç Berdyaev ’in bu önemli eseri, Dostoyevski’yi daha yakından tanımak isteyenler için bir yol arkadaşı değerindedir.

#Dostoyevski
#Nikolay Aleksandroviç Berdyaev
#Kasım Müminoğlu